Mobbing, iş yerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişiye yönelik gerçekleştirilen, süreklilik arz eden, dışlayıcı, aşağılayıcı ve kişiyi işten soğutmayı amaçlayan sistematik davranışlar bütünüdür. Ayrımcılık ise, iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce veya inanç gibi nedenlerle işçiye karşı haklı bir neden olmaksızın eşitsiz muamelede bulunulmasıdır. Bu kavramlar, 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi tüm işçiler ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi kamu görevlileri ve bu kişileri istihdam eden tüm işverenler bakımından uygulanır; ancak işin niteliği gereği zorunlu olan farklılaştırmalar ayrımcılık olarak kabul edilmez.
Mobbing ve ayrımcılık kavramlarının hukuki dayanakları nelerdir?
İş hukukunda mobbing ve ayrımcılık, temel anayasal hakların korunması ekseninde düzenlenmiştir. Anayasa’nın 10. maddesi eşitlik ilkesini, 17. maddesi ise kişinin dokunulmazlığını güvence altına alır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi, işverenin iş ilişkisinde eşit davranma yükümlülüğünü açıkça hükme bağlamıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi ise işverenin işçinin kişiliğini koruma ve iş yerinde psikolojik tacizi önleme borcunu düzenler.
İşverenlerin mobbing ve ayrımcılık konusundaki sorumlulukları nelerdir?
İşveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, işçilerin birbirine karşı mobbing yapmasını önlemeyi de kapsar. İşveren, işçinin kişilik haklarına saygı göstermek ve iş yerinde huzurlu bir çalışma ortamı oluşturmak zorundadır. Ayrımcılık yasağı kapsamında ise, işveren iş ilişkisinin kurulmasından sona ermesine kadar olan süreçte, esaslı bir neden olmadıkça farklı muamelede bulunamaz.
| Kavram | Temel Özellik | İşverenin Yükümlülüğü |
|---|---|---|
| Mobbing | Sistematik ve süreklilik arz eden psikolojik taciz | Önleyici tedbir alma ve tacizi durdurma |
| Ayrımcılık | Hukuka aykırı eşitsiz muamele | Eşit davranma ve objektif kriter uygulama |
Mobbing ve ayrımcılık iddialarında görevli merci ve başvuru yolları nelerdir?

Özel sektör çalışanları için mobbing ve ayrımcılık iddialarında görevli merci İş Mahkemeleridir. Dava açılmadan önce arabuluculuk şartının yerine getirilmesi gerekir. Kamu sektöründe ise idari yargı yoluyla İdare Mahkemeleri görevlidir. Ayrımcılık iddiaları için Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) idari başvuru yapılabilir. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu kapsamında iş ve çalışma hürriyetinin ihlali veya eziyet suçları oluştuğu düşünülüyorsa savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir.
Hangi davranışlar mobbing veya ayrımcılık olarak değerlendirilmez?
Her olumsuz iş yeri davranışı mobbing olarak nitelendirilemez. Mobbingin varlığı için davranışların sistematik ve süreklilik arz etmesi gerekir. İşverenin yönetim hakkı kapsamında verdiği talimatlar veya performans değerlendirmeleri, kişilik haklarını zedelemediği sürece mobbing sayılmaz. Ayrımcılık yasağında ise işin niteliği bir istisnadır; işin doğası gereği zorunlu olan farklılaştırmalar ayrımcılık olarak kabul edilmez.
- Davranışın sistematik ve tekrarlayıcı olması gerekir.
- İşverenin yönetim hakkı sınırları aşılmamalıdır.
- İşin niteliği gereği zorunlu olan farklılaştırmalar ayrımcılık değildir.
- İşçi, iş ilişkisi devam ederken de kişilik haklarının korunması için dava açabilir.
Mobbing ve ayrımcılık iddialarında ispat yükü nasıl işler?
İş hukukunda mobbing ve ayrımcılık iddialarında ispat yükü, genel kural olarak iddiayı ileri süren taraftadır. Ancak, işçi ayrımcılık yapıldığına dair güçlü bir karine oluşturduğunda, işveren farklı muamelenin objektif ve haklı bir nedene dayandığını ispat etmekle yükümlü hale gelir. Mobbing iddialarında ise işçinin yaşadığı olayları, tarihleri ve tanıklarıyla birlikte somutlaştırması, ispat sürecinde önem taşır.
Örnek olay üzerinden mobbing ve ayrımcılık ayrımı nasıl yapılır?
Bir iş yerinde, bir çalışan diğerlerinden farklı olarak sürekli en zor ve teknik kapasitesinin altında işlere atanıyorsa ve bu durum işverenin yönetim hakkı ile açıklanamayacak şekilde sistematik bir dışlamaya dönüşmüşse, bu durum mobbing olarak değerlendirilebilir. Eğer işveren, aynı pozisyondaki çalışanlar arasında sadece cinsiyet veya inanç gibi nedenlerle ücret farklılığı yaratıyorsa, bu durum ayrımcılık yasağının ihlali olarak ele alınır.
Mobbing ve ayrımcılık iddialarında delil yönetimi ve ispat araçları nelerdir?
Mobbing iddialarında ispat, genellikle doğrudan delillerden ziyade dolaylı delillerle sağlanır. İşçinin yaşadığı süreçleri kronolojik bir sırayla not etmesi, iş yeri içi yazışmalar, e-postalar, toplantı tutanakları ve varsa tanık beyanları temel ispat araçlarıdır. İş yerinde tutulan günlükler veya olay kayıtları, tek başına kesin delil teşkil etmese de, iddiaların tutarlılığını destekleyen yardımcı belgeler olarak değerlendirilebilir. Ayrımcılık iddialarında ise, benzer pozisyondaki diğer çalışanların ücret bordroları, terfi kayıtları veya işe alım kriterleri gibi karşılaştırmalı veriler, eşitsiz muamelenin varlığını ortaya koymak için kritik öneme sahiptir.
İşverenin yönetim hakkı ile mobbing arasındaki sınır nasıl belirlenir?
İşverenin işin yürütümü için talimat verme, işçinin performansını denetleme ve iş yerinde düzeni sağlama yetkisi, Türk hukukunda yönetim hakkı olarak tanımlanır. Bu hak, işverene işçinin çalışma koşullarında değişiklik yapma veya disiplin süreçlerini işletme yetkisi verir. Ancak bu yetki, keyfi bir şekilde kullanılamaz. Eğer işverenin talimatları, işçiyi istifaya zorlamak, sosyal çevresinden izole etmek veya mesleki itibarını zedelemek amacıyla sistematik bir baskı aracına dönüştürülmüşse, yönetim hakkının sınırları aşılmış sayılır. İşverenin performans değerlendirmesi yapması doğal bir süreçtir; fakat bu değerlendirmenin objektif kriterlerden uzak, sadece belirli bir çalışanı hedef alan ve sürekli aşağılayıcı bir üslupla gerçekleştirilmesi mobbingin varlığına işaret edebilir.
Mobbing ve ayrımcılık iddialarında işçinin haklı fesih imkanı nedir?
İş yerinde mobbinge maruz kalan veya ayrımcılığa uğrayan işçi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme hakkına sahip olabilir. İşçinin onuruna, kişiliğine veya çalışma hürriyetine yönelik saldırıların devam etmesi, iş ilişkisinin sürdürülmesini işçi açısından çekilmez kılar. Bu durumda işçi, kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını talep edebilir. Ancak, işçinin bu fesih hakkını kullanabilmesi için mobbing veya ayrımcılık iddialarını somut delillerle ortaya koyması gerekir. Fesih sonrası açılacak davalarda, işçinin iddialarını ispatlayamaması durumunda, iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın sona erdirdiği kabul edilebilir ve bu durum işçinin tazminat haklarını kaybetmesine yol açabilir.
Sık Sorulan Sorular
Mobbing davası açmak için işten ayrılmak şart mıdır?
Hayır, işçi iş ilişkisi devam ederken de kişilik haklarının korunması ve mobbingin durdurulması için dava açabilir.
Ayrımcılık tazminatı için zamanaşımı süresi ne kadardır?
İş Kanunu kapsamında ayrımcılık tazminatı talepleri için zamanaşımı süresi 5 yıldır.
Her türlü olumsuz iş yeri davranışı mobbing midir?
Hayır, mobbingin varlığı için davranışların sistematik, süreklilik arz eden ve kişiyi işten soğutmayı amaçlayan bir yapıda olması gerekir.
İşveren mobbingi önlemekle yükümlü müdür?
Evet, işveren iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak ve işçilerin kişilik haklarını korumak amacıyla mobbingi önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür.
