Konkordato projesinin mahkemece tasdik edilmesiyle birlikte borçlu ve alacaklılar arasında bağlayıcı bir yeniden yapılandırma anlaşması kurulmuş olur. Borçlunun bu ödeme planına aykırı davranması halinde alacaklı, konkordatonun feshini talep edebileceği gibi, ödenmeyen alacak kısımları için doğrudan ilamlı icra takibi başlatma hakkına da sahiptir. Bu iki yol birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurur ve izlenecek usuller, başvurulan merciye göre değişiklik gösterir.
İlamlı İcra Takibi ve Fesih Talebi Arasındaki Farklar
Borçlunun yapılandırma anlaşmasını ihlal etmesi durumunda alacaklının tercih edebileceği en hızlı yöntem, tasdik kararını ilam niteliğinde belge olarak kullanarak icra dairesine başvurmaktır. İlamlı icra takibi, konkordatonun genel yapısını bozmadan yalnızca ödenmeyen taksitlerin tahsilini hedefler. Bu süreçte alacaklı, borçlunun malvarlığına yönelik haciz işlemlerini başlatabilir.
Konkordatonun feshi ise çok daha kapsamlı bir yargılama sürecini ifade eder ve doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde yürütülür. Fesih talebi, konkordatonun borçluya sağladığı koruma kalkanını ortadan kaldırmayı amaçlar. Alacaklı, kendi alacağı için kısmi fesih isteyebileceği gibi, konkordatonun tamamen feshini de talep edebilir.
Asliye Ticaret Mahkemesinde Fesih Süreci
Konkordatonun feshine ilişkin uyuşmazlıklarda görevli merci, projeyi tasdik eden Asliye Ticaret Mahkemesidir. Alacaklı, borçlunun ödeme planına uymadığını kanıtlayan belgelerle birlikte mahkemeye bir dilekçe sunarak süreci başlatır. Mahkeme, borçlunun projeye aykırı hareket edip etmediğini inceleyerek bir karar verir.
Fesih talebi sırasında dikkat edilmesi gereken temel husus, talebin niteliğidir. Kısmi fesih kararı verildiğinde, konkordato sadece o alacaklı için hüküm ifade etmez hale gelirken, tamamen fesih kararı tüm alacaklılar bakımından konkordatonun sona ermesine yol açar. Bu durum, borçlunun iflasına kadar uzanabilecek ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Yapılandırma anlaşmasının ihlali durumunda alacaklıların icra takibi ile fesih davası arasında stratejik bir tercih yapması gerekir. İcra takibi, ödenmeyen taksitlerin hızlıca tahsilini hedeflerken, fesih davası konkordatonun sağladığı korumayı tamamen ortadan kaldırmayı amaçlar. Hangi yolun tercih edileceği, alacağın miktarı ve borçlunun mali durumu göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yanlış merciye yapılan başvurular zaman kaybına yol açabileceğinden, her iki yolun hukuki sonuçları ve ispat yükümlülükleri dikkatle değerlendirilmelidir.”
İcra Takibi ve İtiraz Süreçleri

İcra takibi başlatıldığında borçlunun takibe karşı ileri süreceği itirazlar, genel hükümler çerçevesinde icra mahkemeleri tarafından değerlendirilir. İlamlı icra takibinde borçlunun itirazı, takibi kendiliğinden durdurmaz; ancak borçlu, ödemeyi yaptığını veya borcun sona erdiğini belgeleyen resmi evraklarla takibin iptalini isteyebilir.
Alacaklılar için en önemli kontrol noktası, takip işlemi ile dava yolunun birbirine karıştırılmamasıdır. İcra takibi bir tahsilat aracı iken, fesih davası konkordatonun hukuki varlığını sona erdirmeye yönelik bir yargılamadır. Yanlış merciye yapılan başvurular, sürecin uzamasına ve hak kayıplarına neden olabilir.
Yapılandırma Anlaşmasının İhlalinde İspat Yükü ve Belgelendirme
Borçlunun yapılandırma anlaşmasına aykırı davrandığı iddiasıyla başlatılan icra takibinde veya fesih davasında, ispat yükü alacaklı üzerindedir. Alacaklı, ödeme planında belirlenen vadelerin geçtiğini ve borcun ödenmediğini gösteren banka kayıtları, ihtarname veya icra dosyası verileriyle somutlaştırmalıdır. Borçlunun ödemeyi gerçekleştirdiğini iddia etmesi halinde ise ispat yükü yer değiştirir; bu durumda borçlu, ödemenin yapıldığını gösteren makbuz, dekont veya alacaklının kabulüne dair yazılı beyan gibi kesin deliller sunmak zorundadır.
Uygulamada, ödeme planındaki taksitlerin hangi hesaba ve hangi açıklama ile yapılacağı hususu uyuşmazlıkların merkezinde yer alır. Eğer yapılandırma projesinde ödemelerin belirli bir banka hesabına yapılması şart koşulmuşsa, borçlunun farklı bir kanaldan yaptığı ödemeler, alacaklı tarafından kabul edilmediği sürece borcu sona erdirici nitelik taşımaz. Bu nedenle, borçlunun ödeme yaparken açıklama kısmına ilgili taksit dönemini ve konkordato dosya numarasını açıkça yazması, ileride doğabilecek ispat sorunlarını minimize eden bir koruma yöntemidir.
Kısmi Fesih ve Tam Fesih Ayrımının Hukuki Etkileri
Konkordato projesinin feshi, alacaklının talebinin kapsamına göre kısmi veya tam fesih şeklinde iki farklı hukuki sonuç doğurur. Kısmi fesih, yalnızca ödeme planına uymayan borçlunun, o alacaklıya karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda, konkordato hükümlerinin o alacaklı için geçersiz kılınmasıdır. Bu durumda, alacaklı konkordato öncesi alacak miktarı üzerinden, varsa faiz ve ferileriyle birlikte genel hükümlere göre takip yapma veya dava açma hakkını yeniden kazanır.
Tam fesih ise konkordato projesinin bütünüyle ortadan kalkması anlamına gelir ve bu karar, konkordato sürecine dahil olan tüm alacaklıları etkiler. Mahkeme tarafından verilen tam fesih kararı, borçlunun konkordato ile elde ettiği koruma zırhını tamamen kaldırır ve borçlunun iflasına karar verilmesi için gerekli yasal şartların oluşup oluşmadığının incelenmesine zemin hazırlar. Alacaklıların, kendi alacaklarının niteliğine göre, sadece kendi haklarını korumaya yönelik kısmi fesih mi, yoksa borçlunun tüm malvarlığını tasfiye sürecine sokacak tam fesih mi talep edeceklerini stratejik olarak belirlemeleri gerekir.
İcra Takibinde Borçlunun Savunma Araçları
Alacaklının ilamlı icra takibi başlatması üzerine borçlu, takibin dayanağı olan tasdik kararının içeriğine veya ödeme planının uygulanmasına ilişkin itirazlarını icra mahkemesine sunabilir. Borçlunun en sık başvurduğu savunma aracı, ödeme planının alacaklı tarafından tek taraflı olarak değiştirildiği veya alacaklının ödemeyi almaktan kaçındığı iddiasıdır. Ancak, bu iddiaların icra mahkemesinde dikkate alınabilmesi için borçlunun, alacaklının temerrüde düştüğünü veya ödeme planının dışına çıkıldığını resmi belgelerle ispat etmesi şarttır.
Borçlunun, ödeme planına aykırılığın kendi kusurundan kaynaklanmadığını, örneğin mücbir sebeplerle ödemenin geciktiğini ileri sürmesi, ilamlı icra takibini durdurmak için yeterli bir hukuki gerekçe oluşturmaz. İlamlı icra takibi, mahkeme kararına dayandığı için borçlunun ancak borcun ödendiğini veya alacaklının alacağından feragat ettiğini gösteren kesin delillerle takibi iptal ettirmesi mümkündür. Bu nedenle, borçluların yapılandırma sürecinde her türlü ödemeyi kayıt altına almaları ve alacaklı ile yaptıkları yazışmaları saklamaları, olası bir icra takibinde savunma haklarını kullanabilmeleri için kritik öneme sahiptir.
Sık Sorulan Sorular
Konkordato projesi ihlal edilirse otomatik olarak iflas gerçekleşir mi?
Hayır, konkordatonun feshi mahkeme kararına bağlıdır ve otomatik bir iflas süreci işlemez.
İcra takibi başlatmak için konkordatonun feshini beklemem gerekir mi?
Hayır, ödenmeyen taksitler için konkordatonun feshini beklemeksizin doğrudan ilamlı icra takibi başlatılabilir.
Tasdik kararı kesinleşmeden icra takibi yapılabilir mi?
Konkordato tasdik kararı, kural olarak kesinleşmesi beklenmeksizin bağlayıcı hale gelir ve icra takibine konu edilebilir.
