Av. Mehmet Uğur Babuşcu · Ankara BarosuÇukurambar Mah. 1465 Sokak 9/23 Çankaya/Ankara
BABUŞCUHUKUK VE ARABULUCULUK

İCRA VE İFLAS HUKUKU

Takipli İflas Süreci Nasıl Başlatılır?

Ahşap bir masa üzerinde duran bir hakim tokmağı ve arka planda bir belgeye imza atan veya yazı yazan bir kişinin elleri.
İçindekilerBaşlıkları göster8 bölüm

Takipli iflas süreci, alacaklının borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesine iflas yoluyla takip talebinde bulunması ve ardından borçluya iflas ödeme emri gönderilmesiyle başlatılır. Bu yöntem, yalnızca tacirler, ticaret şirketleri ve özel kanunlarında iflasa tabi oldukları belirtilen kişiler için uygulanabilen, borçlunun tüm malvarlığının tasfiyesini hedefleyen aşamalı bir hukuki yoldur.

Takip Talebi

Alacaklı, yetkili icra dairesine başvurarak iflas yoluyla takip başlatır.

Ödeme Emri

İcra dairesi borçluya iflas ödeme emri göndererek borcun ödenmesini ister.

Dava Aşaması

Takibin kesinleşmesiyle birlikte asliye ticaret mahkemesinde iflas davası açılır.

İflas Yoluyla Takip Talebi ve Ödeme Emri

Takipli iflas süreci, alacaklının icra dairesine sunduğu takip talebi ile resmiyet kazanır. İcra dairesi, talebin iflasa tabi bir borçluya yönelik olduğunu ve alacağın iflas yoluyla takibe uygunluğunu denetler. Sürecin başlatılabilmesi için alacaklının, borçlunun tacir sıfatını veya iflasa tabi olduğunu gösteren temel bilgileri takip talebinde belirtmesi gerekir.

İcra dairesi tarafından düzenlenen iflas ödeme emri, borçluya tebliğ edilir. Bu belge, borçluya borcunu ödemesi veya itirazlarını bildirmesi için yasal bir süre tanır. Ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmesi, sürecin sonraki aşamaları olan itiraz veya davanın açılması bakımından temel bir şarttır.

Borçlunun İtirazı ve Takibin Kesinleşmesi

Ahşap bir masa üzerinde duran, adalet terazisi ve yanında kısmen görünen bir hakim tokmağı ile siyah bir dosya klasörünü içeren klasik hukuk temalı görsel.
İflas ve Doğrudan İflas

Borçlu, kendisine tebliğ edilen iflas ödeme emrine karşı 7 gün içinde itiraz etme hakkına sahiptir. İtiraz, borcun bulunmadığına veya iflasa tabi olmadığına dair gerekçeleri içerebilir. Borçlunun süresi içinde yaptığı itiraz, icra takibini kendiliğinden durdurur ve alacaklının doğrudan iflas davası açmasına engel olur.

Borçlu, ödeme emrine süresi içinde itiraz etmezse veya borcu ödemezse takip kesinleşir. Takibin kesinleşmesi, alacaklıya asliye ticaret mahkemesinde iflas davası açma yetkisi verir. Bu aşamada alacaklı, icra dosyasının kesinleştiğini gösteren belgelerle birlikte mahkemeye başvurarak iflas talebini yargı önüne taşır.

“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Takipli iflas sürecinde en kritik ayrım, icra dairesindeki takip aşaması ile asliye ticaret mahkemesindeki yargılama aşamasının birbirini tamamlayan ancak farklı hukuki nitelikteki süreçler olduğudur. Borçlunun tacir sıfatı, takibin kesinleşme şartları ve mahkemenin vereceği depo kararı, sürecin sonucunu doğrudan etkileyen temel unsurlardır. Uygulamada, icra takibinin usulüne uygun başlatılmaması veya itiraz süreçlerinin yanlış yönetilmesi, iflas davasının reddine veya sürecin uzamasına neden olabilir. Bu nedenle, her aşamada icra dosyası ile mahkeme dosyasının uyumu titizlikle takip edilmelidir.”

İcra Takibi ile İflas Davasının Ayrımı

Uygulamada icra takibi ile iflas davası süreçleri sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. İcra dairesi, borçlunun malvarlığı üzerinde doğrudan iflas kararı veremez; icra dairesinin görevi, borçluyu ödemeye zorlamak ve iflas davası için gerekli yasal zemini hazırlamaktır. İflas kararı verme yetkisi ise münhasıran asliye ticaret mahkemesine aittir.

Alacaklı, icra dairesindeki takip dosyasını bir ön şart olarak kullanır. Mahkeme, iflas davası sırasında borçlunun tacir sıfatını ve iflas şartlarının oluşup oluşmadığını inceler. Bu nedenle, icra takibi bir idari süreç, iflas davası ise bir yargılama süreci olarak birbirinden ayrılmalıdır.

Gerekli Belgeler ve İspat Yükü

İflas davası açılırken, alacaklının elinde icra dosyasının bir örneği, ödeme emrinin tebliğ edildiğine dair belge ve takibin kesinleştiğini gösteren kayıtlar bulunmalıdır. Ayrıca borçlunun tacir sıfatını kanıtlayan ticaret sicil kayıtları veya diğer belgeler, davanın kabulü için önem taşır. Eksik belge ile açılan davalar, mahkeme tarafından usulden reddedilebilir.

Mahkeme, iflas davası sürecinde borçluya borcunu ödemesi için bir depo kararı verebilir. Borçlu, mahkemenin belirlediği süre içinde borcunu ödemezse iflasına karar verilir. Bu aşamada sunulan delillerin güncelliği ve icra dosyasındaki işlemlerle uyumu, davanın seyri üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir.

İflas Takibinde Borçlunun İtirazı ve İtirazın İptali Süreci

Borçlunun iflas ödeme emrine karşı süresi içinde yaptığı itiraz, icra takibini derhal durdurur ve alacaklının iflas davası açma yetkisini askıya alır. Bu durumda alacaklı, iflas davası açabilmek için öncelikle icra mahkemesinde itirazın kaldırılması veya genel mahkemelerde itirazın iptali davası açarak takibi kesinleştirmek zorundadır. İtirazın kaldırılması yoluna başvurulması, alacaklının elinde İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili maddelerinde belirtilen nitelikte bir belge (örneğin noter onaylı borç ikrarı veya resmi senet) bulunmasına bağlıdır.

İtirazın iptali davası ise genel mahkemelerde görülür ve alacaklının borçlunun borcunu ispat etmesini gerektirir. Bu dava sonucunda mahkeme, itirazın haksız olduğuna karar verirse takip kesinleşir ve alacaklı, bu ilamla birlikte asliye ticaret mahkemesinde iflas davası açma hakkını yeniden kazanır. İtirazın iptali davası, iflas davasından farklı olarak borcun esasına ilişkin bir yargılama olup, iflas davası için gerekli olan ‘takibin kesinleşmiş olması’ şartını yerine getirmek amacıyla yürütülen bir ön aşamadır.

İflas Davasında Depo Kararı ve Hukuki Sonuçları

Asliye ticaret mahkemesi, iflas davası sırasında borçlunun borcunu ödemediğini tespit ederse, borçluya borcunu ve takip masraflarını ödemesi için yedi günlük bir süre tanır; bu işleme uygulamada ‘depo kararı’ denir. Depo kararı, borçluya iflasın ağır sonuçlarından kaçınması için tanınan son bir imkandır. Borçlu, bu süre zarfında borcunu icra dosyasına veya mahkemenin belirlediği yere yatırırsa, iflas davası konusuz kalır ve mahkeme iflas kararı vermez.

Depo kararının yerine getirilmemesi, borçlunun iflasına karar verilmesi için yeterli bir hukuki nedendir. Mahkeme, sürenin dolmasına rağmen borcun ödenmediğini gördüğünde, borçlunun iflasına hükmeder. Bu karar, borçlunun tüm malvarlığının iflas masasına girmesine ve borçlunun tasarruf yetkisinin kısıtlanmasına yol açar. Depo kararının tebliği ve sürenin takibi, davanın seyri açısından kritik öneme sahip olup, bu sürenin kaçırılması borçlu için geri dönülemez bir iflas kararı ile sonuçlanabilir.

İflas Takibinde Yetkili ve Görevli Mercilerin Belirlenmesi

İflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Borçlunun muamele merkezi, ticari faaliyetlerinin yönetildiği ve kararların alındığı yer olarak tanımlanır; şubesi bulunan şirketlerde ise şubenin bulunduğu yer de yetkili olabilir. Alacaklının yanlış icra dairesinde takip başlatması, borçlunun yetki itirazında bulunmasına ve sürecin uzamasına neden olur.

İflas davasında görevli mahkeme ise, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir. Eğer borçlunun muamele merkezi Türkiye dışında ise, Türkiye’deki şubesinin bulunduğu yer mahkemesi görevlidir. Yetki ve görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Alacaklı, takip talebinde ve dava dilekçesinde bu hususları doğru belirlemeli, aksi takdirde davanın usulden reddi riskiyle karşılaşmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Takipli iflas her borçlu için uygulanabilir mi?

Hayır, takipli iflas yalnızca tacirler, ticaret şirketleri ve özel kanunlarında iflasa tabi oldukları belirtilen kişiler için uygulanabilir.

İflas ödeme emrine itiraz süresi ne kadardır?

Borçlunun iflas ödeme emrine itiraz süresi, tebliğ tarihinden itibaren 7 gündür.

İcra dairesi doğrudan iflas kararı verebilir mi?

Hayır, icra dairesi iflas kararı veremez; iflas kararı yalnızca asliye ticaret mahkemesi tarafından verilebilir.

Takipsiz iflas ile takipli iflas arasındaki fark nedir?

Takipli iflas icra dairesi üzerinden yürürken, takipsiz (doğrudan) iflas, İİK m. 177’de sayılan hallerde icra takibi yapılmaksızın doğrudan mahkemede açılan davadır.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

Aynı konu başlığındaki içerikler

WhatsApp
Scroll to Top