Konkordato mühleti, borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlandırsa da rehinli alacaklıların ve kefillerin hukuki durumu İcra ve İflas Kanunu kapsamında özel hükümlerle korunmaktadır. Rehinli alacaklılar mühlet süresince rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatabilir veya devam edebilirler; ancak rehinli malın satışını gerçekleştiremezler. Kefiller bakımından ise konkordato kural olarak sadece borçluyu bağlar; alacaklı, konkordatoya muvafakat etmemişse kefile karşı tüm haklarını borcun tamamı için muhafaza eder.
Rehinli Alacaklıların Mühlet İçindeki Takip Hakları
Konkordato mühleti, rehinli alacaklılar için genel takip yasağının bir istisnası olarak düzenlenmiştir. Rehinli alacaklılar, mühlet süresince rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatabilir veya başlamış olan takiplere devam edebilirler. Ancak bu takip hakkı, rehinli malın paraya çevrilmesi aşamasında kısıtlanmıştır.
Takip devam etse dahi, mühlet süresince rehinli malın satışı gerçekleştirilemez ve muhafaza tedbirleri alınamaz. Borçlu, konkordato ön projesinde rehinli borçlarının yapılandırılmasını teklif edebilir. Komiser, rehinli alacaklıları müzakereye davet eder ve alacak miktarı itibarıyla üçte iki çoğunlukla anlaşma sağlanırsa, bu anlaşma tüm rehinli alacaklıları bağlar.
Kefillerin ve Müteselsil Borçluların Sorumluluğu

Konkordato, borçlunun kişisel borçlarını yeniden yapılandırsa da bu durum kefillerin sorumluluğunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Konkordato, borçlu ile alacaklı arasındaki ilişkiyi düzenlediğinden, kefiller ve müteselsil borçlular konkordato projesinden doğrudan etkilenmezler.
Alacaklı, konkordatoya kabul oyu vermemişse, kefile veya müteselsil borçluya karşı konkordato yokmuş gibi borcun tamamı için başvurabilir. Alacaklı konkordatoya kabul oyu vermişse, kefile karşı haklarını korumak için kanunda belirtilen usullere uymalıdır; aksi takdirde kefile ancak tasdik edilen konkordato koşulları çerçevesinde başvurabilir.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Konkordato sürecinde rehinli alacaklıların takip başlatma hakkı ile satış yapma yasağı arasındaki ayrım, alacaklıların haklarını korumak adına kritik bir denge oluşturur. Kefillerin sorumluluğu ise alacaklının konkordato projesine verdiği oyun niteliğine göre şekillenir. Alacaklıların, kefile karşı haklarını kaybetmemek adına konkordato oylaması sırasında ve sonrasında kanuni usullere uygun hareket etmeleri, sürecin hukuki sonuçları bakımından belirleyicidir. Bu nedenle, rehinli alacakların ve kefaletlerin yapılandırma projesindeki konumu, sürecin başında dikkatle analiz edilmelidir.”
Takip ve Dava Süreçlerinde Ayrım
Konkordato mühleti, borçluya karşı icra takibi yapılmasını engellerken, borçluya karşı açılacak alacak davaları veya mevcut davalar kural olarak durmaz. Sadece icra takibine dönüşebilecek aşamalarda, yani haciz veya satış işlemlerinde mühletin koruyucu etkisi devreye girer.
Üçüncü kişi rehni durumunda, borçlunun borcu için üçüncü bir kişinin kendi malını rehin vermesi halinde, konkordato mühleti bu üçüncü kişiye ait rehinli malın satışını da engeller. Rehinli alacaklı, borçlu konkordatoda olsa dahi rehinli malın paraya çevrilmesi yoluna başvurabilir ancak satış yapamaz.
Uygulama Süreci ve Görevli Merci
Konkordato taleplerinde ve süreçle ilgili uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir. Borçlu, konkordato projesini ve gerekli belgeleri mahkemeye sunar; mahkeme geçici mühlet ve ardından kesin mühlet kararı verir.
Rehinli alacaklılar, alacaklarını ve rehin haklarını konkordato komiserine bildirmeli ve alacaklılar toplantısında bu sıfatla yer almalıdır. Rehinli alacağın, rehnin kıymetini aşan kısmı adi alacak sayılır ve konkordato projesine dahil edilerek diğer adi alacaklılar gibi oylamaya katılır.
Teminat Mektupları ve Nakde Çevirme Süreçleri
Konkordato mühleti içerisinde borçlunun lehine düzenlenmiş teminat mektuplarının nakde çevrilmesi, rehinli alacaklardan farklı bir hukuki rejime tabidir. Bankalar tarafından verilen teminat mektupları, borçlunun konkordato sürecine girmesinden bağımsız olarak, lehtarın talebi üzerine nakde çevrilebilir. Mühlet kararı, borçlunun üçüncü kişiler nezdindeki haklarını dondurmaz; dolayısıyla alacaklı, teminat mektubunu düzenleyen bankaya başvurarak ödeme talep edebilir.
Bu noktada borçlu, teminat mektubunun nakde çevrilmesini engellemek amacıyla mahkemeden ihtiyati tedbir kararı talep edebilir. Ancak mahkemeler, teminat mektuplarının bağımsız niteliği gereği, borçlunun konkordato sürecinde olması nedeniyle bu tür tedbir taleplerini kural olarak reddetme eğilimindedir. Borçlu, teminat mektubunun haksız yere nakde çevrildiğini iddia ediyorsa, ödeme yapıldıktan sonra bankaya karşı rücu davası açmak yerine, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme veya tazminat davası yoluna gitmelidir.
Üçüncü Kişi Rehinlerinde Satış Yasağının Sınırları
Borçlunun borcu için üçüncü bir kişinin kendi taşınmazını veya menkulünü rehin vermesi durumunda, konkordato mühleti bu üçüncü kişiye ait malın satışını da kapsar. İcra ve İflas Kanunu uyarınca, borçlunun malvarlığı üzerindeki koruma kalkanı, borçlunun borcunu temin eden üçüncü kişi rehinlerini de dolaylı olarak etkiler. Rehinli alacaklı, borçlu konkordato sürecindeyken üçüncü kişiye ait rehinli malın satışını gerçekleştiremez; bu durum, borçlunun mali yapısının korunması amacıyla getirilen bir sınırlamadır.
Uygulamada rehinli alacaklılar, üçüncü kişi rehninin satışını gerçekleştiremedikleri için bu süreci bir “bekleme dönemi” olarak değerlendirmek zorundadır. Eğer rehinli mal üçüncü kişiye aitse, alacaklı bu malın paraya çevrilmesi için mühletin sona ermesini veya konkordatonun tasdik edilmemesini beklemelidir. Bu süreçte rehinli malın değer kaybına uğramaması için alacaklı, icra dairesi aracılığıyla malın muhafazası veya değerinin korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilir. Ancak bu talep, malın satışına yönelik bir işlem değil, yalnızca malın mevcut durumunun korunmasına yönelik bir koruma tedbiridir.
Kefalet Sözleşmelerinde Rücu ve İflas Riski
Kefillerin konkordato sürecindeki sorumluluğu, kefalet sözleşmesinin türüne göre farklılık gösterir. Müteselsil kefalet sözleşmelerinde, alacaklı borçluya başvurmadan doğrudan kefile yönelebilir; konkordato mühleti bu hakkı kural olarak kısıtlamaz. Ancak kefil, borçluya karşı rücu hakkını kullanmak istediğinde, borçlunun konkordato mühleti içerisinde olması nedeniyle rücu davası açması veya icra takibi başlatması mühletin koruyucu etkisine takılabilir. Bu durum, kefilin borçluya karşı olan alacak hakkının, konkordato projesindeki ödeme planına tabi hale gelmesine neden olabilir.
Kefil, borçlunun konkordato projesini kabul etmesi halinde, borcun tamamını ödese dahi, borçluya karşı rücu hakkını yalnızca konkordato projesinde belirlenen oranlar ve vadeler dahilinde kullanabilir. Bu nedenle kefillerin, borçlunun konkordato sürecini yakından takip etmeleri ve alacaklılar toplantısında borçlunun sunduğu ödeme planına itiraz haklarını kullanmaları önemlidir. Kefil, borçlunun konkordato projesinin tasdik edilmemesi durumunda, borçlunun iflası halinde ise alacaklıya karşı olan sorumluluğunu, iflas masasına karşı ileri sürebileceği haklarla sınırlı tutmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Konkordato mühleti kefillerin sorumluluğunu sona erdirir mi?
Hayır, konkordato kural olarak sadece borçluyu bağlar. Alacaklı konkordatoya onay vermemişse, kefile karşı borcun tamamı için takip yapma hakkını korur.
Rehinli alacaklılar mühlet süresince satış yapabilir mi?
Hayır, rehinli alacaklılar takip başlatabilir veya devam edebilir ancak mühlet süresince rehinli malın satışını gerçekleştiremezler.
Rehinli alacağın rehin değerini aşan kısmı nasıl işlem görür?
Rehinli alacağın rehnin kıymetini aşan kısmı adi alacak sayılır ve konkordato projesine dahil edilerek oylamaya konu edilir.
