Av. Mehmet Uğur Babuşcu · Ankara BarosuÇukurambar Mah. 1465 Sokak 9/23 Çankaya/Ankara
BABUŞCUHUKUK VE ARABULUCULUK

İCRA VE İFLAS HUKUKU

Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları

Bir ofis masası üzerinde dizüstü bilgisayar, hesap makinesi, grafikli finansal raporlar, madeni para yığınları, gözlük ve kalem içeren çalışma ortamı.
İçindekilerBaşlıkları göster7 bölüm

Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları (FYYÇA), finansal darboğaz yaşayan ancak faaliyetlerini sürdürme kabiliyeti bulunan ticari kredi borçlularının, alacaklı finansal kuruluşlarla anlaşarak borçlarını yeniden yapılandırmasına imkân tanıyan özel bir sözleşme sürecidir. Bu süreç, borçlunun mali yükümlülüklerini yerine getirebilmesini, istihdamın korunmasını ve ekonomik faaliyetlerin devamlılığını sağlamayı amaçlar. Bir mahkeme süreci değil, alacaklı kuruluşlar ile borçlu arasında yürütülen sözleşmesel bir mekanizma olması nedeniyle, genel icra ve iflas takibi yollarından temelden ayrılmaktadır.

FYYÇA Sürecine Başvuru Şartları Nelerdir?

Finansal yeniden yapılandırma sürecinden yararlanabilmek için borçlunun öncelikle ticari kredi borçlusu sıfatını taşıması ve hakkında verilmiş kesinleşmiş bir iflas kararı bulunmaması gerekir. Başvuru, borçlunun en yüksek alacaklı üç kuruluştan birine, Çerçeve Anlaşması ekindeki formata uygun bir başvuru ve taahhüt mektubu ile yapılır.

Başvuru tarihi itibarıyla alacaklı kuruluşlara olan toplam nakit ve gayrinakit anapara borç tutarının, ilgili dönemde belirlenen limitler dahilinde olması zorunludur. Bu limitler, borçlunun ölçeğine ve ilgili dönemdeki güncel düzenlemelere göre değişiklik gösterebilir; bu nedenle başvuru öncesinde Türkiye Bankalar Birliği tarafından yayımlanan güncel Çerçeve Anlaşma metinlerinin kontrol edilmesi gereklidir.

Süreç Nasıl İşler ve Alacaklıları Nasıl Bağlar?

Bir ofis masası üzerinde yer alan dizüstü bilgisayar, hesap makinesi, grafikli finansal raporlar, madeni paralar, gözlük ve kalemden oluşan çalışma ortamı.
Borç Yapılandırma ve Şirket Yeniden Yapılandırması

Başvuruyu kabul eden alacaklı kuruluş, diğer alacaklı kuruluşlardan borçlunun güncel alacak ve teminat bilgilerini talep ederek bir fizibilite raporu hazırlar. Bu rapor, borçlunun mali durumunu ve ödeme kabiliyetini ortaya koyan temel belgedir; sürecin başarısı büyük ölçüde bu raporun gerçekçi veriler içermesine bağlıdır.

Alacaklı kuruluşların alacaklarının üçte ikisini oluşturan çoğunluğu tarafından imzalanan sözleşme, tüm alacaklıları bağlayıcı hale gelir. İmzalanan bu anlaşmaların yürürlüğe girebilmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından onaylanması şarttır. Onay sonrası, yeniden yapılandırılan alacaklara ilişkin yeni icra takibi başlatılamaz ve mevcut takipler durur.

“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları, konkordato gibi mahkeme denetimli süreçlerden farklı olarak, bankacılık mevzuatına dayalı sözleşmesel bir yapılandırma yöntemidir. Sürecin başarısı, borçlunun mali verilerinin doğruluğuna ve alacaklı kuruluşların çoğunluk iradesine bağlıdır. Başvuru aşamasında, alacaklı kuruluşların alacak toplamı ve güncel limitler gibi teknik detayların, Türkiye Bankalar Birliği tarafından yayımlanan güncel metinler üzerinden titizlikle kontrol edilmesi, sürecin hukuki geçerliliği ve icra takiplerinin durdurulması açısından kritik bir öneme sahiptir.”

Takip İşlemi ile Dava Yolu Arasındaki Fark Nedir?

Uygulamada en sık karşılaşılan hata, FYY sürecini bir dava veya icra takibi ile karıştırmaktır. FYY süreci, tarafların kendi aralarında imzaladıkları bir sözleşmeye dayalıdır; oysa icra takibi, İcra ve İflas Kanunu kapsamında alacaklının cebri icra yetkisini kullandığı bir süreçtir. Süreç başarısız olursa veya borçlu bu kapsama dahil değilse, alacaklıların genel haciz veya iflas yoluyla takip başlatma hakları saklı kalır.

Uyuşmazlıkların çözümü için genel mahkemelere başvurulması, sözleşme hukukuna tabi bir durumdur. FYY süreci, konkordato gibi mahkeme denetiminde yürütülen bir icra hukuku kurumu değildir; bu nedenle süreç içerisindeki uyuşmazlıklar öncelikle Çerçeve Anlaşması’nda öngörülen hakem kurulu gibi özel mekanizmalarla çözülmeye çalışılmalıdır.

Teminatların Durumu ve Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin Hukuki Niteliği

Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması kapsamında borçlunun mevcut teminatları, sözleşme süresince korunmaya devam eder ve alacaklı kuruluşlar bu teminatlar üzerinde sahip oldukları hakları muhafaza ederler. Yeniden yapılandırma süreci, mevcut teminatların fekki veya kaldırılması anlamına gelmediği gibi, borçlunun ödeme planına uyum sağlamaması durumunda alacaklıların teminatları paraya çevirme yetkisi saklı kalır. Sözleşme, borçlunun mali yapısını iyileştirmek adına taksitlendirme, faiz indirimi veya anapara ertelemesi gibi imkanlar sunsa da, bu durum alacaklıların teminat hukukundan doğan önceliklerini ortadan kaldırmaz.

Sözleşmenin hukuki niteliği, tarafların iradeleriyle şekillenen bir borç yapılandırma protokolü olmasıdır; bu nedenle sözleşme hükümlerine aykırılık durumunda genel hükümler çerçevesinde tazminat veya sözleşmenin feshi gündeme gelebilir. Borçlunun, yapılandırma süresince yeni borçlanma kısıtlamalarına ve mali raporlama yükümlülüklerine uyması, sözleşmenin devamlılığı için temel şarttır. Sözleşme metninde yer alan özel hükümler, tarafların uyuşmazlık çözüm yöntemlerini belirlediğinden, bu metnin dikkatle incelenmesi ve borçlunun yükümlülüklerini yerine getiremeyeceği anlaşıldığında derhal alacaklı kuruluşlarla iletişime geçilmesi, sürecin feshedilmesini önlemek adına kritik bir adımdır.

Sürecin Başarısızlığı Halinde İcra ve İflas Hukuku Uygulamaları

Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması’nın başarısızlıkla sonuçlanması veya borçlunun sözleşme şartlarını ihlal etmesi durumunda, alacaklı kuruluşlar için cebri icra yolları yeniden açılır. Bu aşamada, sözleşme öncesinde mevcut olan alacaklar ve sözleşme süresince doğan yeni borçlar için alacaklılar, İcra ve İflas Kanunu’nun öngördüğü ilamsız takip veya kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatma hakkını kullanabilirler. Sürecin başarısızlığı, borçlunun mali durumunun daha da kötüleştiğine dair bir karine oluşturabileceğinden, alacaklıların ihtiyati haciz taleplerinde bulunmaları da hukuken mümkündür.

Sürecin sona ermesiyle birlikte, daha önce duran veya ertelenen icra takipleri, alacaklıların talebi üzerine kaldığı yerden devam ettirilebilir. Borçlunun yeniden yapılandırma sürecinde sunduğu mali verilerin gerçeği yansıtmadığının veya kötü niyetli bir şekilde süreci oyaladığının tespiti, alacaklıların borçlu aleyhine açacakları tazminat davalarında veya iflas taleplerinde delil olarak kullanılabilir. Bu nedenle, yapılandırma sürecine giren borçluların, mali tablolarını şeffaf bir şekilde sunmaları ve sözleşme süresince borç ödeme kapasitelerini gerçekçi bir şekilde yönetmeleri, ileride doğabilecek hukuki ihtilafların önlenmesi bakımından büyük önem taşır.

Alacaklılar Arasındaki Eşitlik ve Çoğunluk Kararının Etkisi

Çerçeve Anlaşması’nın en belirgin özelliği, alacaklıların belirli bir çoğunluğa ulaşması halinde, sürece katılmayan veya muhalif kalan alacaklıları da bağlayıcı bir sonuç doğurmasıdır. Bu durum, alacaklılar arasında bir tür zorunlu iş birliği yaratarak, borçlunun tüm borçlarının tek bir plan dahilinde yönetilmesini sağlar. Ancak bu çoğunluk kuralı, alacaklıların kendi aralarındaki rüçhan haklarını veya teminatlı alacakların önceliğini tamamen yok etmez; aksine, yeniden yapılandırma planı içerisinde bu hakların nasıl korunacağı veya nasıl bir ödeme takvimine bağlanacağı detaylandırılır.

Sürece dahil olan alacaklılar, borçlunun mali durumunu iyileştirmek adına alacaklarından kısmi feragat edebilir veya vade uzatımına gidebilirler. Bu kararlar, alacaklıların kendi iç kurullarının onayına tabi olup, alınan kararların Çerçeve Anlaşması’nın genel ilkelerine aykırı olmaması gerekir. Eğer bir alacaklı, çoğunluk kararına rağmen kendi alacağının korunmadığını iddia ederse, bu durumun çözümü yine sözleşmede belirtilen hakem heyeti veya ilgili özel uyuşmazlık çözüm mekanizmaları üzerinden yürütülmelidir. Alacaklılar için en güvenli yol, yapılandırma tekliflerini değerlendirirken borçlunun sunduğu fizibilite raporundaki varsayımları kendi risk analizleri ile karşılaştırmaktır.

Sık Sorulan Sorular

Başvurusu reddedilen borçlu ne zaman tekrar başvurabilir?

Başvurusu reddedilen borçlunun tekrar başvuru yapabilmesi için ret bildiriminden itibaren 6 ay geçmesi zorunludur.

Alacaklı kuruluş başvuruyu ne kadar sürede cevaplamalıdır?

Başvuruyu kabul etmeyen alacaklı kuruluş, durumu 5 iş günü içinde borçluya bildirmekle yükümlüdür.

FYY süreci devam ederken icra takibi yapılabilir mi?

Başvurunun kabulü ile durumun korunması süreci başlar ve bu aşamada alacaklılar, yeniden yapılandırılan alacaklara ilişkin yeni icra takibi başlatamaz veya mevcut takiplere devam edemez.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

Aynı konu başlığındaki içerikler

WhatsApp
Scroll to Top