İmar ve planlama hukuku süreçlerinden kaynaklanan zararlar için idare aleyhine tam yargı davası yoluyla tazminat talep edilebilir. İdarenin imar planları veya uygulamaları nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlanması, taşınmazın değerinin düşmesi veya kullanımının engellenmesi durumunda, hukuki veya fiili el atma gerekçeleriyle tazminat hakkı doğmaktadır.
Dava açmadan önce ilgili idareye yazılı başvuru yapılması zorunludur.
İdarenin ret cevabından veya zımni ret süresinden itibaren 60 gün içinde dava açılmalıdır.
İmar kaynaklı uyuşmazlıklarda görevli merci İdare Mahkemeleridir.
İdari Başvuru ve Dava Yolu Arasındaki Farklar Nelerdir?
İmar hukukunda tazminat talepleri, usul bakımından idari başvuru ve dava yolu olarak iki aşamalı bir yapıya sahiptir. İdarenin bir eylemi veya işlemi nedeniyle oluşan zararlar için dava açmadan önce ilgili belediye veya bakanlığa yazılı başvuruda bulunmak yasal bir zorunluluktur.
İdareye yapılacak başvurunun, zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde gerçekleştirilmesi gerekir. İdare, başvurunuza 30 gün içinde cevap vermezse bu durum zımni ret sayılır ve ret işleminin tebliğinden veya sürenin bitiminden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesinde tam yargı davası açılabilir.
Tazminat Miktarı Hangi Kriterlere Göre Hesaplanır?
Tazminat miktarı belirlenirken mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak taşınmazın uğradığı gerçek zarar tespit edilir. Hesaplamada dikkate alınan temel değişkenler arasında taşınmazın imar planı değişikliği öncesi ve sonrası piyasa değerindeki farkı ifade eden değer kaybı yer alır.
Ayrıca taşınmazın imar kısıtlaması nedeniyle malik tarafından kullanılamadığı süre boyunca uğranılan gelir kaybı da tazminat kalemleri arasındadır. Bölgedeki benzer nitelikteki taşınmazların güncel satış değerleri üzerinden yapılan emsal karşılaştırmalar, mahkemenin tazminat miktarını belirlemesinde esas alınan teknik verilerdendir.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
İmar planlarından kaynaklanan tazminat taleplerinde, idari başvuru süreci dava şartı niteliğindedir ve bu aşamanın atlanması davanın usulden reddine yol açabilir. İptal davası ile tazminat davasının birlikte açılması, işlemin hukuka aykırılığının tespiti açısından stratejik bir avantaj sağlar. Taşınmazın değer kaybının ispatında, güncel piyasa verileri ve bilirkişi raporları ile desteklenen somut bir zarar tablosu oluşturulması, yargılama sürecinin başarısı için kritik bir öneme sahiptir.”
İptal Davası ile Tazminat Davası Birlikte Açılabilir mi?

İptal davası, idari işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ortadan kaldırılmasını sağlarken, tazminat davası bu işlemden doğan maddi zararın giderilmesini amaçlar. İdare hukukunda bu iki dava türü birlikte veya ayrı ayrı açılabilir.
İmar planlarının düzenleyici işlem niteliği gereği, doğrudan tazminat davası açmak yerine önce iptal davası açıp işlemin hukuka aykırılığını kesinleştirmek, tazminat davasının başarı şansını artırabilir. İşlemin uygulanması telafisi güç zararlar doğuracaksa, iptal davası ile birlikte yürütmenin durdurulması talep edilebilir.
Dava Sürecinde Hangi Belgeler Sunulmalıdır?
Dava sürecinde ispat yükü davacı tarafta olduğundan, mülkiyet ve zarar durumunu kanıtlayan belgelerin eksiksiz sunulması gerekir. Tapu kaydı, imar planı değişikliğine ilişkin ilan veya askı tutanağı, dava dosyasının temelini oluşturan belgelerdir.
İdareye yapılan başvuru dilekçesi ve varsa idarenin ret cevabı, dava şartlarının yerine getirildiğini kanıtlar. Ayrıca taşınmazın değer kaybını gösteren uzman değerleme raporları, mahkemenin yapacağı bilirkişi incelemesine destekleyici delil olarak sunulabilir.
İmar Planı Değişikliklerinde Hukuki El Atma ve Fiili El Atma Ayrımı
İmar hukukunda tazminat taleplerinin hukuki dayanağını belirlemek için idarenin müdahalesinin niteliğini doğru tanımlamak gerekir. Fiili el atma, idarenin kamulaştırma yapmaksızın taşınmazı bir kamu hizmetine tahsis ederek malikin kullanımını tamamen engellemesi durumudur. Bu durumda idarenin eylemi hukuka aykırı bir müdahale teşkil eder ve tazminat talebi doğrudan bu fiili durumun sonlandırılması veya bedelinin ödenmesi üzerine kurulur.
Hukuki el atma ise, imar planlarında taşınmazın okul, park veya yol gibi kamu hizmet alanlarına ayrılmasına rağmen uzun süre kamulaştırma yapılmamasıdır. Bu durumda mülkiyet hakkı kısıtlanmış ancak taşınmazın fiziksel kullanımı malikte kalmıştır. Hukuki el atmada tazminat talebi, planın getirdiği kısıtlamaların mülkiyet hakkının özüne zarar verdiği ve taşınmazın ekonomik değerini düşürdüğü iddiasına dayanır. İdare mahkemeleri, her iki durumda da idarenin işlem veya eyleminin mülkiyet hakkı üzerindeki etkisini ayrı ayrı değerlendirir.
İdari İşlemin Unsurları ve Tazminat Sorumluluğunun Şartları
İdarenin imar planı veya uygulaması nedeniyle tazminat sorumluluğunun doğması için idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka uygunluğu denetlenir. Tazminat davasında davacı, idarenin hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi olduğunu, bu işlemden dolayı doğrudan bir zarar gördüğünü ve işlem ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğunu ispat etmekle yükümlüdür. İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinde ise illiyet bağının varlığı, zararın idari faaliyetten kaynaklandığını göstermek için yeterlidir.
İdari yargıda re’sen araştırma ilkesi geçerli olduğundan, mahkeme tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmaksızın uyuşmazlığın çözümü için gerekli gördüğü her türlü bilgi ve belgeyi idareden isteyebilir. İmar planı değişikliğinin kamu yararı ile bireysel mülkiyet hakkı arasındaki dengeyi bozup bozmadığı, mahkemenin tazminat miktarını belirlerken gözettiği en temel kriterdir. Eğer idari işlem kamu yararı gerekçesiyle yapılmış olsa dahi, bu işlem bireyin mülkiyet hakkına orantısız bir yük getiriyorsa, idarenin tazminat ödeme yükümlülüğü doğar.
Yürütmenin Durdurulması ve Tazminat Davasına Etkisi
İmar planı iptal davası ile birlikte talep edilen yürütmenin durdurulması, işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacağı ve işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda verilir. Yürütmenin durdurulması kararı, idari işlemin hukuki sonuçlarını geçici olarak askıya alarak taşınmaz üzerindeki kısıtlamayı kaldırabilir veya planın uygulanmasını durdurabilir. Bu karar, tazminat davasında zararın devam etmesini engelleyen bir koruma mekanizması işlevi görür.
Yürütmenin durdurulması kararı verilmesi, tazminat davasının kazanılacağı anlamına gelmemekle birlikte, idarenin işleminin hukuka aykırılığına dair güçlü bir karine oluşturur. Tazminat davası sürecinde, yürütmenin durdurulması kararı ile işlemin uygulanması engellenmişse, bu tarihten sonraki dönem için zarar kalemleri yeniden hesaplanır. Mahkeme, işlemin yürütmesinin durdurulduğu tarihe kadar oluşan zararlar ile bu tarihten sonraki süreci ayrı ayrı değerlendirerek tazminat miktarını hüküm altına alır. Bu nedenle, iptal davası ile tazminat davasının eşgüdümlü yürütülmesi, zararın kapsamının doğru belirlenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir.
İmar Planı Değişikliklerinde Hukuki El Atma ve Fiili El Atma Ayrımı
İmar hukukunda tazminat taleplerinin hukuki dayanağını belirlemek için idarenin müdahalesinin niteliğini doğru tanımlamak gerekir. Fiili el atma, idarenin kamulaştırma yapmaksızın taşınmazı bir kamu hizmetine tahsis ederek malikin kullanımını tamamen engellemesi durumudur. Bu durumda idarenin eylemi hukuka aykırı bir müdahale teşkil eder ve tazminat talebi doğrudan bu fiili durumun sonlandırılması veya bedelinin ödenmesi üzerine kurulur.
Hukuki el atma ise, imar planlarında taşınmazın okul, park veya yol gibi kamu hizmet alanlarına ayrılmasına rağmen uzun süre kamulaştırma yapılmamasıdır. Bu durumda mülkiyet hakkı kısıtlanmış ancak taşınmazın fiziksel kullanımı malikte kalmıştır. Hukuki el atmada tazminat talebi, planın getirdiği kısıtlamaların mülkiyet hakkının özüne zarar verdiği ve taşınmazın ekonomik değerini düşürdüğü iddiasına dayanır. İdare mahkemeleri, her iki durumda da idarenin işlem veya eyleminin mülkiyet hakkı üzerindeki etkisini ayrı ayrı değerlendirir.
İdari İşlemin Unsurları ve Tazminat Sorumluluğunun Şartları
İdarenin imar planı veya uygulaması nedeniyle tazminat sorumluluğunun doğması için idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka uygunluğu denetlenir. Tazminat davasında davacı, idarenin hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi olduğunu, bu işlemden dolayı doğrudan bir zarar gördüğünü ve işlem ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğunu ispat etmekle yükümlüdür. İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinde ise illiyet bağının varlığı, zararın idari faaliyetten kaynaklandığını göstermek için yeterlidir.
İdari yargıda re’sen araştırma ilkesi geçerli olduğundan, mahkeme tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmaksızın uyuşmazlığın çözümü için gerekli gördüğü her türlü bilgi ve belgeyi idareden isteyebilir. İmar planı değişikliğinin kamu yararı ile bireysel mülkiyet hakkı arasındaki dengeyi bozup bozmadığı, mahkemenin tazminat miktarını belirlerken gözettiği en temel kriterdir. Eğer idari işlem kamu yararı gerekçesiyle yapılmış olsa dahi, bu işlem bireyin mülkiyet hakkına orantısız bir yük getiriyorsa, idarenin tazminat ödeme yükümlülüğü doğar.
Yürütmenin Durdurulması ve Tazminat Davasına Etkisi
İmar planı iptal davası ile birlikte talep edilen yürütmenin durdurulması, işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacağı ve işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda verilir. Yürütmenin durdurulması kararı, idari işlemin hukuki sonuçlarını geçici olarak askıya alarak taşınmaz üzerindeki kısıtlamayı kaldırabilir veya planın uygulanmasını durdurabilir. Bu karar, tazminat davasında zararın devam etmesini engelleyen bir koruma mekanizması işlevi görür.
Yürütmenin durdurulması kararı verilmesi, tazminat davasının kazanılacağı anlamına gelmemekle birlikte, idarenin işleminin hukuka aykırılığına dair güçlü bir karine oluşturur. Tazminat davası sürecinde, yürütmenin durdurulması kararı ile işlemin uygulanması engellenmişse, bu tarihten sonraki dönem için zarar kalemleri yeniden hesaplanır. Mahkeme, işlemin yürütmesinin durdurulduğu tarihe kadar oluşan zararlar ile bu tarihten sonraki süreci ayrı ayrı değerlendirerek tazminat miktarını hüküm altına alır. Bu nedenle, iptal davası ile tazminat davasının eşgüdümlü yürütülmesi, zararın kapsamının doğru belirlenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir.
Sık Sorulan Sorular
İmar planı değişikliği nedeniyle doğrudan tazminat davası açabilir miyim?
Hayır, öncelikle ilgili idareye yazılı başvuruda bulunmanız ve başvurunuzun reddedilmesi veya süresinde cevap verilmemesi gerekmektedir.
İmar kısıtlaması nedeniyle oluşan zararlarda zamanaşımı süresi nedir?
Zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvuru yapılması zorunludur.
Yürütmenin durdurulması kararı tazminat davasını nasıl etkiler?
Yürütmenin durdurulması, işlemin uygulanmasını geçici olarak durdurarak telafisi güç zararların büyümesini engeller ve davanın seyri üzerinde belirleyici olabilir.
