İptal davasına konu olan bir idari işlem nedeniyle zarara uğramışsanız, bu zararın tazminini talep etmeniz mümkündür. Türk idare hukukunda hukuka aykırı bir idari işlem, işlemin iptali ile birlikte bu işlemden doğan maddi veya manevi zararların tazminini de gerektirebilir. Tazminat talebi, işlemin iptali ile doğrudan bağlantılı olabileceği gibi, işlemin icrası neticesinde ortaya çıkan somut bir zararın giderilmesini de kapsayabilir.
İptal ve tam yargı davası aynı dilekçe ile açılabilir.
İptal davası sonuçlandıktan sonra tam yargı davası açılabilir.
Eylemlerden doğan zararlar için dava öncesi başvuru zorunludur.
İptal ve Tam Yargı Davası Arasındaki İlişki
İdari Yargılama Usulü Kanunu, idari işlemden doğan zararların tazmini için ilgililere farklı seçenekler sunar. İptal davası, işlemin hukuka aykırılığını tespit edip onu ortadan kaldırmayı amaçlarken; tam yargı davası, bu işlemden kaynaklanan zararın giderilmesini hedefler. İptal davası ile işlemin hukuka aykırılığı ortaya konulduğunda, bu durum tazminat davası için güçlü bir dayanak oluşturabilir.
İşlemin iptali, zararın varlığını otomatik olarak kanıtlamaz ancak idarenin kusurlu veya hukuka aykırı hareket ettiğine dair bir karine teşkil eder. Tazminat talebinin kabulü için işlemin hukuka aykırılığının yanı sıra, bu işlem ile uğranılan zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekir. İdare mahkemesi, re’sen araştırma ilkesi gereği zararın miktarını ve işlemin hukuka aykırılığını inceleyerek karar verir.
Tazminat Talep Etme Yöntemleri ve Süreç
Tazminat talebinizi iletmek için izleyebileceğiniz yöntemler kanunla belirlenmiştir. İlk yöntem, iptal ve tam yargı davasını aynı dilekçe ile aynı anda açmaktır. İkinci yöntem ise önce iptal davası açıp, bu davanın karara bağlanması üzerine, kararın tebliğinden itibaren dava açma süresi içinde tam yargı davası açmaktır. Ayrıca, idari işlemin icrası sebebiyle bir zarar doğmuşsa, icra tarihinden itibaren dava açma süresi içinde doğrudan tam yargı davası açılabilir.
İdari işlemlere karşı açılacak davalarda, dava açmadan önce idareye başvurma zorunluluğu bulunmaz; doğrudan dava açılabilir. Ancak, idari eylemlerden kaynaklanan zararlarda, dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak zararın giderilmesini istemek zorunludur. Bu başvuru, idarenin zararı kendiliğinden gidermesine olanak tanır ve dava şartı niteliği taşır.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
İptal davası ile tazminat talebini birleştirmek, idari yargılama sürecinde usul ekonomisi açısından tercih edilen bir yöntemdir. Ancak, idari eylemlerden kaynaklanan zararlarda dava öncesi idareye başvuru zorunluluğu, idari işlemlerden kaynaklanan tazminat taleplerinden farklı bir usul izlenmesini gerektirir. Dava açmadan önce işlemin türünü ve zararın kaynağını doğru tespit etmek, davanın usulden reddedilmemesi için temel şarttır. Her somut olay, kendi özelinde değerlendirilmeli ve idari başvuru süreleri titizlikle takip edilmelidir.”
Tazminat Hesaplamasında Dikkate Alınan Kalemler

Tazminat miktarı belirlenirken maddi ve manevi zarar ayrımı yapılır. Maddi zarar, idari işlem nedeniyle uğranılan somut malvarlığı kayıplarını ifade eder; örneğin yoksun kalınan maaş veya haksız yere ödenen vergiler bu kapsamdadır. Manevi zarar ise idari işlem nedeniyle kişinin yaşadığı ruhsal sıkıntı, haysiyet veya onur kırılması gibi durumları kapsar.
Tazminatın hesaplanmasında faiz başlangıcı, kural olarak idareye başvuru veya dava tarihidir. Mahkeme, zararın gerçek miktarını belirlemek için bilirkişi incelemesine başvurabilir veya idarenin sunduğu belgeleri değerlendirebilir. Tazminatın miktarı, zararın kapsamı ile sınırlı olup, zenginleşmeye yol açacak şekilde belirlenemez.
Yanlış Dava Türü Seçiminden Kaçınma
İdari yargıda dava türlerinin doğru belirlenmesi, davanın esasına girilebilmesi için kritik öneme sahiptir. İptal davası yerine tam yargı davası açılması veya tam tersi durumlar, davanın usulden reddine neden olabilir. Bu nedenle, talebinizin niteliğini (işlemin iptali mi yoksa tazminat mı) netleştirerek dilekçenizi hazırlamanız gerekir.
Dava dilekçesinde, idari işlemin hangi unsurlarının (yetki, şekil, sebep, konu, maksat) hukuka aykırı olduğu ve bu aykırılığın hangi zarara yol açtığı açıkça belirtilmelidir. İspat yükü, kural olarak zarara uğradığını iddia eden taraftadır; ancak idare, işlemle ilgili tüm bilgi ve belgeleri mahkemeye sunmakla yükümlüdür.
İdari İşlemin Unsurları ve Tazminat Sorumluluğu
İdari işlemin iptali ile tazminat talebinin birleştiği noktalarda, işlemin hangi unsuru (yetki, şekil, sebep, konu veya maksat) bakımından sakat olduğu tazminatın kapsamını doğrudan etkiler. Örneğin, yetki yönünden sakat bir işlem ile sebep yönünden sakat bir işlem, idarenin kusur derecesini farklılaştırabilir. Mahkeme, işlemin iptaline karar verirken bu unsurlardan hangisinin ihlal edildiğini gerekçelendirmeli ve tazminat talebini bu kusur derecesi üzerinden değerlendirmelidir.
İdarenin tazminat sorumluluğu, yalnızca işlemin iptal edilmiş olmasına değil, aynı zamanda idarenin hizmet kusuruna veya kusursuz sorumluluk hallerine dayanır. İptal kararı, işlemin hukuka aykırılığını kesinleştirse de, tazminat için idarenin eylemi ile zarar arasında illiyet bağının kurulması şarttır. İdare, işlemin hukuka aykırı olduğunu bilse dahi, zararın idari işlemden değil, üçüncü bir kişinin müdahalesinden veya mücbir sebepten kaynaklandığını ispat ederse tazminat sorumluluğundan kurtulabilir.
Yürütmenin Durdurulması ve Zararın Önlenmesi
İptal davası açılırken yürütmenin durdurulması talep edilmesi, işlemin uygulanmasıyla doğacak telafisi güç veya imkansız zararların önüne geçmek için başvurulan bir yöntemdir. Yürütmenin durdurulması kararı, işlemin hukuki etkilerini geçici olarak askıya alarak, dava süresince zararın büyümesini engeller. Eğer idare, yürütmenin durdurulması kararına rağmen işlemi uygulamaya devam ederse, bu durum idarenin ağır hizmet kusuru olarak kabul edilir ve tazminat miktarını artırıcı bir unsur haline gelebilir.
Yürütmenin durdurulması talebinin kabulü için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç zararların doğması şarttır. Bu talep, dava dilekçesinde ayrı bir başlık altında gerekçeleriyle birlikte sunulmalıdır. Mahkeme, yürütmenin durdurulması talebini kabul etse dahi, bu durum davanın esası hakkında nihai bir karar verildiği anlamına gelmez; ancak tazminat davası sürecinde idarenin kusurlu davranışını destekleyen güçlü bir delil niteliği taşır.
Re’sen Araştırma İlkesi ve İspat Yükü
İdari yargıda uygulanan re’sen araştırma ilkesi, mahkemenin tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmaksızın, uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan bilgi ve belgeleri kendiliğinden toplamasına olanak tanır. Tazminat taleplerinde, zararın gerçek miktarının tespiti için mahkeme, idareden işlem dosyasıyla ilgili tüm bilgi ve belgeleri getirtmekle yükümlüdür. İdare, mahkemenin istediği bilgi ve belgeleri süresi içinde sunmazsa, mahkeme mevcut deliller üzerinden kararını oluşturur ve bu durum idare aleyhine bir sonuç doğurabilir.
İspat yükü, kural olarak zarara uğradığını iddia eden kişide olsa da, idari işlemin dayanağı olan bilgi ve belgeler idarenin elinde bulunduğundan, idare bu belgeleri sunmak zorundadır. Kişi, uğradığı zararı fatura, makbuz, bilirkişi raporu veya tanık beyanı gibi somut delillerle desteklemelidir. Mahkeme, zararın miktarını belirlerken, kişinin kendi kusurunun zarara katkıda bulunup bulunmadığını da değerlendirir; eğer kişinin kendi kusuru zararın doğmasında etkili olmuşsa, tazminat miktarından indirim yapılabilir.
Sık Sorulan Sorular
İptal davasını kaybedersem tazminat alabilir miyim?
Genel kural olarak, tazminat talebi iptal edilen işlemin hukuka aykırılığına dayandığından, işlemin hukuka uygun bulunup iptal talebinin reddedildiği durumlarda tazminat talebi de reddedilebilir.
Yanlış dava türünü seçersem ne olur?
İdari yargıda dava türlerinin doğru belirlenmesi önemlidir. Yanlış yol seçimi, davanın esasına girilmeden usulden reddine neden olabilir.
İdare mahkemesi kararı ne kadar sürede uygulanmalıdır?
İdare, mahkeme kararının tebliğinden itibaren gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur; bu süre hiçbir şekilde 30 günü geçemez.
