Tam yargı ve idari tazminat davalarında, kural olarak yürütmenin durdurulması istenemez. Bu dava türleri idarenin eylem veya işlemlerinden doğan zararların tazminini amaçladığından, doğrudan bir idari işlemin yürütülmesinin durdurulması (iptali) söz konusu değildir.
Tam Yargı Davasında Yürütmenin Durdurulması Neden İstenemez?
İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca yürütmenin durdurulması kurumu, idari işlemin icrailiğini askıya alarak telafisi güç zararları önlemeyi amaçlar. Tam yargı davaları ise idarenin bir eylemi veya işlemi nedeniyle uğranılan zararın giderilmesini konu edinir.
Bu davalarda mahkemeden işlemin iptali değil, maddi bir karşılığın ödenmesi talep edildiğinden, yürütmenin durdurulması müessesesinin hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Mahkemeler, tazminat talepli başvurularda yürütmenin durdurulması talebini konusu bulunmadığı gerekçesiyle reddeder.
İdari Başvuru ve Dava Yolu Ayrımı
Tam yargı davası açmadan önce idareye başvurmak, uyuşmazlığın türüne göre zorunlu veya ihtiyari olabilir. İdareye yapılan başvuru, zararın tazmini talebini içerir ve dava açma süresini etkiler.
İdarenin cevabı veya zımni ret süresi sonunda idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Bu aşamada yürütmenin durdurulması talep edilse dahi, mahkemece işlemin niteliği gereği bu talep hukuki sonuç doğurmaz.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Tam yargı davalarında yürütmenin durdurulması talebinin reddedilmesi, davanın esasına ilişkin bir olumsuzluk teşkil etmez. Uygulamada en sık karşılaşılan hata, tazminat talebi ile iptal talebinin aynı hukuki sonuçlara tabi tutulmasıdır. İptal davası ile birleştirilen tam yargı taleplerinde, yürütmenin durdurulması müessesesinin yalnızca idari işlemin iptali aşamasında işlevsel olduğunu göz önünde bulundurmak, usulü süreçlerin doğru yönetilmesi adına kritik bir ayrım noktasıdır.”
İptal ve Tam Yargı Davasının Birlikte Açılması

Uygulamada, iptal davası ile tam yargı davası aynı dilekçede birleştirilebilir. Bu durumda, sadece iptali istenen idari işlem için yürütmenin durdurulması istenebilir; tazminat talebi için istenemez.
İptal davası açılması işlemi kendiliğinden durdurmaz; mutlaka talep edilmelidir. Tam yargı davasında ise talep edilse dahi hukuki sonuç doğurmaz.
Yürütmenin Durdurulması Hangi Hallerde Uygulanır?
Yürütmenin durdurulması, yalnızca iptal davasına konu olabilecek idari işlemlerde mümkündür. Bir işlemin yürütülmesinin durdurulabilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- Açık hukuka aykırılık: İşlemin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat unsurlarından biri yönünden hukuka aykırılığının ilk bakışta anlaşılması.
- Telafisi güç veya imkânsız zarar: İşlemin uygulanması halinde doğacak zararın, davanın sonunda verilecek iptal kararı ile dahi giderilemeyecek nitelikte olması.
Süreç ve Görevli Merci
Tam yargı davalarında görevli merci idare mahkemeleri ve Danıştaydır. İdari işlemin tebliğinden itibaren genel dava açma süresi içinde dava ile birlikte talep edilir.
Başvuru sırasında idari işlemin kendisi, zararı kanıtlayan belgeler ve işlemin hukuka aykırılığını destekleyen hukuki dayanaklar sunulmalıdır. Yürütmenin durdurulması talepli davalarda ayrıca harç ve posta masrafı alınmaktadır.
İdari Eylem ve İşlem Ayrımının Tazminat Taleplerine Etkisi
Tam yargı davaları, idarenin bir idari işleminden veya bir idari eyleminden kaynaklanan zararların tazminini konu edinebilir. İdari işlem, idarenin tek taraflı irade beyanıyla hukuk dünyasında sonuç doğuran bir tasarruf iken; idari eylem, idarenin bir işlemine dayanmayan ancak idari görevlerin yerine getirilmesi sırasında ortaya çıkan maddi fiillerdir. Yürütmenin durdurulması kurumu, sadece idari işlemin icrailiğini askıya almaya yönelik olduğundan, idari eylemlerden doğan tazminat taleplerinde bu kurumun uygulanması hukuken mümkün değildir.
İdari eylemler, bir işlemle vücut bulmadığı için ortada durdurulacak bir ‘işlem’ bulunmamaktadır. Bu nedenle, idarenin bir eylemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini için açılan tam yargı davasında, yürütmenin durdurulması talebi, davanın doğasına aykırı bir talep olarak değerlendirilir. Mahkemeler, eylemden kaynaklanan tazminat taleplerinde, işlemin iptali davasında aranan ‘hukuka aykırılık’ ve ‘telafisi güç zarar’ kriterlerini, eylemin niteliği gereği uygulama imkanı bulamazlar.
Tazminat Miktarının Belirlenmesi ve İdari Başvuru Süreçleri
Tam yargı davası açılmadan önce idareye yapılacak başvuru, tazminat miktarının somutlaştırılması açısından kritik bir aşamadır. İdareye sunulan dilekçede, uğranılan zararın türü, miktarı ve bu zararın idarenin hangi eylem veya işleminden kaynaklandığı açıkça belirtilmelidir. İdare, kendisine yapılan bu başvuruya 30 gün içinde cevap vermek zorundadır; bu süre içinde cevap verilmemesi halinde başvuru zımnen reddedilmiş sayılır. İdari başvuru süreci, davanın esasına ilişkin delillerin toplanması ve zararın hesaplanması için bir ön hazırlık niteliği taşır.
Dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarı, idareye yapılan başvurudaki miktarı geçemez. Eğer idareye başvuruda bulunulmadan doğrudan dava açılırsa, mahkemece dava dilekçesinin idareye tevdiine karar verilir. Bu durum, davanın uzamasına ve usulü eksikliklerin giderilmesi için ek süre kaybedilmesine neden olur. Tazminat taleplerinde, zararın meydana geldiği tarihten itibaren faiz işletilmesi talep edilebilir; ancak bu faiz türü, zararın niteliğine göre (yasal faiz veya temerrüt faizi) farklılık gösterebilir. Mahkeme, tazminat miktarını belirlerken, davacının kusur oranını ve zararın kapsamını re’sen araştırma ilkesi çerçevesinde değerlendirir.
Re’sen Araştırma İlkesi ve İdari Yargıda Delil Sunumu
İdari yargılama usulünde mahkemeler, uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan bilgi ve belgeleri tarafların sunumuyla sınırlı kalmaksızın kendiliğinden toplama yetkisine sahiptir. Tam yargı davalarında, zararın varlığını ve miktarını kanıtlamak öncelikle davacının yükümlülüğündedir; ancak mahkeme, idarenin elinde bulunan bilgi ve belgelerin getirtilmesini emrederek maddi gerçeğe ulaşmayı hedefler. Bu süreçte, idarenin işlem dosyası, olayla ilgili tutanaklar ve bilirkişi raporları, tazminatın belirlenmesinde temel delil niteliği taşır.
Davacının, zararın idarenin eylem veya işlemiyle illiyet bağı içinde olduğunu ispat etmesi, davanın kabulü için zorunludur. İdare, zararın kendi eyleminden kaynaklanmadığını veya mücbir sebep, beklenmedik hal ya da zarar görenin kendi kusuru gibi nedenlerle zararın meydana geldiğini savunabilir. Mahkeme, bu savunmaları değerlendirirken, idarenin hizmet kusuru olup olmadığını ve zararın idari faaliyetle doğrudan bağlantılı olup olmadığını inceler. Yürütmenin durdurulması talebinin reddedilmesi, davanın esasına ilişkin tazminat talebinin reddedileceği anlamına gelmez; mahkeme, tazminatın esası hakkında ayrı bir inceleme yaparak kararını verir.
Sık Sorulan Sorular
Tam yargı davasında yürütmenin durdurulması talep edersem ne olur?
Mahkeme, tam yargı davasının niteliği gereği bu talebi reddedecektir.
İptal ve tam yargı davasını birlikte açarsam yürütmenin durdurulması isteyebilir miyim?
Evet, ancak sadece iptalini istediğiniz idari işlem için talepte bulunabilirsiniz.
Yürütmenin durdurulması kararı için ek masraf gerekir mi?
Evet, yürütmenin durdurulması talepli davalarda ayrıca harç ve posta masrafı alınmaktadır.
