Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73/A maddesi uyarınca bir dava şartıdır. Bu zorunluluk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıkları kapsar. Söz konusu şart yerine getirilmeden doğrudan mahkemeye başvurulması halinde, dava usulden reddedilir. Ancak tüketici hakem heyetlerinin görev alanına giren uyuşmazlıklar ve kanunda belirtilen bazı istisnai durumlar bu zorunluluğun dışındadır.
Arabuluculuk Süreci ve Başvuru Adımları
Arabuluculuk süreci, uyuşmazlığın taraflarından birinin karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki adliyede bulunan Arabuluculuk Bürosuna başvurusuyla başlar. Büro, sicile kayıtlı bir arabulucuyu görevlendirerek süreci başlatır. Arabulucu, tarafları ilk toplantıya davet ederek müzakere sürecini yönetir.
Süreç, görevlendirme tarihinden itibaren üç hafta içinde tamamlanmalıdır. Zorunlu hallerde bu süre en fazla bir hafta daha uzatılabilir. Taraflar anlaşmaya varırsa düzenlenen anlaşma belgesi ilam niteliğinde olup, anlaşma sağlanamaması durumunda ise arabulucu tarafından düzenlenen son tutanak ile süreç sona erer.
Hangi Durumlar Arabuluculuk Kapsamı Dışındadır?

Tüketici hakem heyetlerinin görev alanına giren uyuşmazlıklar için arabuluculuk dava şartı değildir. 2026 yılı için belirlenen 186.000 TL’nin altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur. Bu sınırın altındaki uyuşmazlıklar için arabuluculuk yoluna gidilmesi, dava şartı yerine geçmez.
Ayrıca aşağıdaki durumlar arabuluculuk kapsamı dışındadır:
- Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar.
- Tüketici örgütleri veya Bakanlık tarafından açılan davalar.
- Üretimin veya satışın durdurulması ya da malın toplatılmasına ilişkin davalar.
- Taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Tüketici mahkemelerinde dava açmadan önce arabuluculuk sürecini tamamlamak, davanın usulden reddedilmemesi için zorunlu bir adımdır. Özellikle tüketici hakem heyeti görev sınırının altında kalan uyuşmazlıklar ile kanunda sayılan istisnai durumları doğru ayırt etmek, sürecin başında hatalı başvuru yapmanızı engeller. Arabuluculuk bürosuna başvururken uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığını ve ilgili parasal sınırı teyit etmek, dava şartının yerine getirilmesi açısından en kritik noktadır.”
Dava Dilekçesinde Son Tutanak Zorunluluğu
Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşma sağlanamaması durumunda, tüketici dava açma hakkını kullanabilir. Dava dilekçesine, arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanağın aslı veya onaylı bir örneğinin eklenmesi zorunludur. Bu belge olmadan açılan davalar, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.
Uyuşmazlığın konusuna göre; ayıp, ifa sorunu veya cayma hakkı gibi iddiaları desteklemek amacıyla sözleşme metni, fatura, ödeme dekontları, ihtarname ve varsa teknik raporlar delil olarak sunulmalıdır. Arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten son tutanağın imzalandığı tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı ve hak düşürücü süreler durur.
Arabuluculuk Sürecinde İspat Yükü ve Belge Yönetimi
Arabuluculuk görüşmeleri sırasında tarafların sunduğu her türlü bilgi, belge ve beyan, uyuşmazlığın çözümüne yönelik birer delil niteliği taşır. Tüketici, özellikle ayıplı mal veya hizmet iddiasında bulunuyorsa, arabuluculuk sürecinde malın teslimine ilişkin sevk irsaliyesi, fatura veya ödeme belgelerini hazır bulundurmalıdır. Bu belgelerin sunulması, arabulucunun uyuşmazlığın parasal değerini ve tarafların haklılık payını daha sağlıklı değerlendirmesine olanak tanır. Arabuluculuk sürecinde tarafların gizlilik yükümlülüğü bulunduğundan, burada paylaşılan belgelerin ileride açılacak bir davada delil olarak kullanılması, ancak tarafların açık rızası veya kanunun izin verdiği istisnai hallerle sınırlıdır.
Sürecin sonunda düzenlenen son tutanak, arabulucunun tarafların anlaşmaya varıp varmadığını, hangi konularda uzlaştığını ve hangi konularda uyuşmazlığın devam ettiğini belgeleyen resmi bir evraktır. Eğer tüketici, arabuluculuk sürecinde iddialarını destekleyen belgeleri sunmazsa, arabulucu uyuşmazlığın kapsamını tam olarak belirleyemeyebilir ve bu durum son tutanağın eksik düzenlenmesine yol açabilir. Dava aşamasında mahkeme, arabuluculuk son tutanağını incelerken, arabuluculuk sürecinde tartışılan konuların dava konusuyla örtüşüp örtüşmediğini denetler. Bu nedenle, arabuluculuk görüşmelerinde dile getirilen taleplerin, dava dilekçesindeki taleplerle uyumlu olması, usul ekonomisi açısından büyük önem arz eder.
Arabuluculukta Temsil ve Vekaletname Gerekliliği
Tüketici, arabuluculuk görüşmelerine bizzat katılabileceği gibi, bir avukat aracılığıyla da temsil edilebilir. Avukat ile temsil durumunda, vekaletnamede arabuluculuk sürecine katılma, anlaşma yapma ve son tutanağı imzalama yetkilerinin açıkça belirtilmiş olması şarttır. Tüketici, arabuluculuk sürecinde kendisini temsil edecek kişiye özel yetki vermediği takdirde, arabulucu temsilcinin imzasını kabul etmeyebilir ve bu durum sürecin tıkanmasına neden olabilir. Özellikle tüketici işleminin karmaşık olduğu veya teknik bilgi gerektiren durumlarda, bir avukatın sürece dahil olması, tarafların hak kaybına uğramadan müzakere yürütmesini kolaylaştırır.
Tüketici, arabuluculuk görüşmelerine mazeretsiz olarak katılmazsa, bu durumun hukuki sonuçları mevcuttur. Görüşmeye katılmayan taraf, haklı olsa dahi, dava sonunda yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulabilir. Ayrıca, arabuluculuk sürecinde tarafların birbirine karşı sergilediği tutum ve iyi niyet kurallarına uygunluk, mahkemece yapılacak yargılamada dolaylı bir değerlendirme kriteri olarak dikkate alınabilir. Tüketicinin arabuluculuk sürecini bir engel olarak değil, uyuşmazlığı mahkemeye taşımadan önce son bir uzlaşma fırsatı olarak görmesi, sürecin verimliliğini artırır.
Arabuluculuk Sonrası Dava Açma Süresi ve Hak Kayıpları
Arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlanması halinde, tüketici son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren dava açma hakkını kullanabilir. Kanun, arabuluculuk sürecinin başladığı tarihten son tutanağın imzalandığı tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı sürelerinin duracağını hükme bağlamıştır. Bu durum, tüketicinin arabuluculuk sürecinde geçirdiği zamanın, dava açma süresinden düşülmeyeceği anlamına gelir. Ancak, arabuluculuk sürecinin sona ermesinden sonra dava açmak için öngörülen genel zamanaşımı sürelerine dikkat edilmesi, hak kaybına uğramamak adına kritik bir noktadır.
Tüketici, arabuluculuk son tutanağını aldıktan sonra, dava açmak için herhangi bir süre kısıtlamasına tabi olmasa da, uyuşmazlığın niteliğine göre değişen zamanaşımı sürelerini takip etmelidir. Örneğin, ayıplı maldan doğan sorumluluklarda kanunda belirtilen zamanaşımı süreleri, arabuluculuk süreciyle durmuş olsa da, bu sürelerin dolması halinde dava hakkı sona erer. Tüketicinin, arabuluculuk sürecinin bittiği tarihten itibaren makul bir süre içerisinde dava açması, delillerin kararmaması ve uyuşmazlığın güncelliğini yitirmemesi açısından önemlidir. Dava dilekçesinde, arabuluculuk sürecinin ne zaman başladığı ve ne zaman bittiği açıkça belirtilerek, zamanaşımı sürelerinin durduğu hususu mahkemeye bildirilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Tüketici işlemi olmayan ticari ilişkilerde arabuluculuk zorunlu mudur?
Hayır, tarafların ticari veya mesleki amaçla hareket ettiği ilişkiler tüketici işlemi sayılmaz ve bu uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesi görev kuralları ile tüketici hukuku hükümleri uygulanmaz.
Arabuluculuk sürecinde ayıp veya cayma hakkı tartışılabilir mi?
Arabuluculuk aşamasında bu hakların varlığı değil, tarafların bu konularda uzlaşıp uzlaşamayacağı müzakere edilir. Bu kavramlar uyuşmazlığın esasına ilişkindir.
Arabuluculukta anlaşma sağlanırsa ne olur?
Tarafların anlaşması halinde düzenlenen anlaşma belgesi ilam niteliğindedir; bu belge mahkeme kararı gibi icra edilebilir.
