İş sözleşmesinden kaynaklanan rekabet yasağı ihlali davalarında görevli mahkeme, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca İş Mahkemeleridir. Bu tür uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulması bir dava şartıdır. Yetkili mahkeme ise davalının yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesi olarak belirlenmiştir. Rekabet yasağının geçerli kabul edilebilmesi için yer, zaman ve işin türü bakımından makul sınırlamalar içermesi ve işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunması temel şarttır.
Rekabet yasağı davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Rekabet yasağı sözleşmeleri, iş sözleşmesinin bir eki niteliğinde kabul edildiğinden, bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinin görev alanına girer. 7036 sayılı Kanun’un 5. maddesi, işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde İş Mahkemelerini görevli kılmıştır. Yetki konusunda ise aynı kanunun 6. maddesi uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi veya işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.
İşveren, rekabet yasağına aykırı davranan eski çalışanına karşı dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması durumunda düzenlenen son tutanak ile dava açılabilir. Bu süreç, uyuşmazlığın hızlı çözümü için öngörülmüş bir dava şartıdır.
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerlilik şartları nelerdir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 444. maddesi, rekabet yasağının geçerliliğini üç temel kritere bağlamıştır. Bu kriterlerin eksikliği durumunda sözleşme geçersiz sayılabilir veya hakim tarafından sınırlandırılabilir.
- İşçinin işverenle olan ilişkisi sayesinde müşteri çevresine, üretim sırlarına veya işverenin işlerine vakıf olması.
- Bu bilgilere vakıf olmanın, işverene önemli bir zarar verme ihtimalinin bulunması.
- Sözleşmenin; yer, zaman ve işin türü bakımından uygun bir sınırlamaya tabi tutulması.
Özellikle zaman bakımından rekabet yasağı kural olarak iki yılı aşamaz. Ticari sırların korunması gibi istisnai durumlar haricinde, iki yılı geçen yasaklar aşırı kabul edilerek hakim tarafından daraltılabilir.
Dava dilekçesinde hangi hususlar belirtilmelidir?

Dava dilekçesi, uyuşmazlığın hukuki temelini ve somut vakıaları içermelidir. Dilekçede rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı, işçinin hangi sırları bildiği ve ihlalin somut delilleri açıkça ortaya konulmalıdır. Ayrıca sözleşmede kararlaştırılan cezai şart miktarı ve bu miktarın talep edilme gerekçeleri belirtilmelidir.
Örnek Olay: Bir yazılım şirketinde çalışan yazılımcı, iş sözleşmesine ekli rekabet yasağı maddesi gereği işten ayrıldıktan sonra bir yıl boyunca rakip firmalarda çalışmamayı taahhüt etmiştir. Yazılımcı, işten ayrılmasının hemen ardından rakip bir firmada benzer bir projede çalışmaya başlamıştır. Bu durumda işveren, aşağıdaki şartları kontrol ederek dava açabilir:
- Yazılımcının şirketin özel yazılım kodlarına ve müşteri listelerine erişimi var mıydı?
- Sözleşmedeki bir yıllık süre ve coğrafi sınır makul mü?
- İşveren, çalışanın rakip firmaya geçişiyle somut bir zarar gördü mü?
Rekabet yasağı hangi durumlarda sona erer?
Rekabet yasağı, işverenin artık korunmaya değer bir menfaatinin kalmadığı durumlarda sona erer. Örneğin, işveren faaliyet alanından tamamen çekilmişse veya işçi ile işveren arasındaki güven ilişkisi kalmamışsa yasağın devamında ısrar edilemez. Ayrıca işverenin, işçinin haklı bir sebebi olmaksızın sözleşmeyi feshetmesi durumunda rekabet yasağı kural olarak geçersiz hale gelir.
Zamanaşımı ve kanun yolu süreçleri nasıl işler?
İş sözleşmesinden kaynaklanan tazminat taleplerinde 7036 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Bu süre, rekabet yasağının ihlal edildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İş Mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı, kararın tebliğinden itibaren istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf incelemesi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından yapılır ve şartları oluşmuşsa Yargıtay nezdinde temyiz yolu açıktır.
Rekabet yasağı ihlalinde ispat yükü ve delil yönetimi
Rekabet yasağına aykırılık iddialarında ispat yükü, kural olarak bu yasağın ihlal edildiğini ileri süren işverene aittir. İşveren, çalışanın rakip bir işletmede faaliyet gösterdiğini veya işverenin ticari sırlarını, müşteri portföyünü veya üretim yöntemlerini üçüncü kişilerle paylaştığını somut delillerle ortaya koymalıdır. Bu süreçte tanık beyanları, rakip firmaya geçişi gösteren sosyal medya kayıtları, işçinin eski işyerindeki görev tanımı ile yeni işyerindeki faaliyetlerinin benzerliğini kanıtlayan belgeler veya işçinin işten ayrılmadan hemen önce şirket verilerine erişim sağladığına dair sistem logları delil olarak sunulabilir.
İşçi ise rekabet yasağının geçersiz olduğunu veya yasağın kapsamının işverenin korunmaya değer bir menfaati bulunmadığını savunabilir. Özellikle işçinin, işverenin faaliyet alanına girmeyen veya uzmanlık gerektirmeyen bir alanda çalışmaya başladığını ispat etmesi, yasağın uygulanabilirliğini zayıflatabilir. Mahkeme, tarafların sunduğu delilleri değerlendirirken işçinin çalışma özgürlüğü ile işverenin ticari menfaatleri arasında bir denge kurar.
Cezai şartın indirilmesi ve hakimin müdahale yetkisi
Rekabet yasağı sözleşmelerinde genellikle caydırıcılığı artırmak amacıyla yüksek miktarlı cezai şartlar kararlaştırılmaktadır. Ancak Türk Borçlar Kanunu uyarınca, kararlaştırılan cezai şartın aşırı yüksek olması durumunda hakim, tarafların ekonomik durumunu, işçinin elde ettiği menfaati ve işverenin uğradığı muhtemel zararı göz önünde bulundurarak bu miktarı indirme yetkisine sahiptir. Cezai şartın tamamen geçersiz sayılması nadir bir durum olup, genellikle hakkaniyet ölçüsünde bir indirim yapılması tercih edilir.
Hakim, rekabet yasağının süresini veya coğrafi kapsamını da aşırı bulduğu takdirde daraltabilir. Örneğin, tüm Türkiye genelinde uygulanması öngörülen bir yasağın, işverenin faaliyet gösterdiği bölgeyle sınırlı olacak şekilde sınırlandırılması mümkündür. Bu müdahale, sözleşmenin tamamen iptal edilmesinden ziyade, işçinin çalışma hakkını koruyacak şekilde yeniden düzenlenmesi amacını taşır. Dava dilekçesinde cezai şartın talep edilmesi durumunda, bu miktarın neden makul olduğu ve işverenin uğradığı zararın boyutuyla nasıl orantılı olduğu detaylandırılmalıdır.
İş sözleşmesinin feshinin rekabet yasağına etkisi
Rekabet yasağının geçerliliği, iş sözleşmesinin sona erme biçimiyle doğrudan bağlantılıdır. İşveren, işçinin haklı bir sebebi olmaksızın sözleşmeyi feshetmesine neden olmuşsa veya işçinin haklı bir sebeple sözleşmeyi feshetmesine yol açacak bir tutum sergilemişse, rekabet yasağı kural olarak sona erer. Bu durumda işveren, işçinin rekabet etmesini engelleyemez ve cezai şart talep edemez. İşçinin kendi isteğiyle istifa etmesi veya işverenin haklı nedenle feshi durumlarında ise yasağın geçerliliği devam eder. Dava sürecinde feshin hangi tarafça ve hangi gerekçeyle yapıldığı, rekabet yasağının uygulanabilirliğini belirleyen en kritik unsurdur.
Sık Sorulan Sorular
Rekabet yasağı sözleşmesi her durumda geçerli midir?
Hayır, sözleşmenin geçerli olması için yer, zaman ve işin türü bakımından makul sınırlamalar içermesi ve işverenin haklı bir menfaatinin bulunması gerekir.
Rekabet yasağı süresi en fazla ne kadar olabilir?
Türk Borçlar Kanunu uyarınca rekabet yasağı kural olarak iki yılı aşamaz; ancak ticari sırların korunması gereken özel durumlarda bu süre farklı değerlendirilebilir.
Dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mudur?
Evet, rekabet yasağına aykırılıktan doğan tazminat ve cezai şart talepleri işçi-işveren ilişkisinden kaynaklandığı için dava şartı olarak arabuluculuğa tabidir.
İş Mahkemesi yerine Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılabilir mi?
Hayır, rekabet yasağı sözleşmesi iş sözleşmesinin bir eki niteliğinde olduğundan, uyuşmazlık işçi-işveren ilişkisinden doğduğu için görevli mahkeme İş Mahkemesidir.
