Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvurusu, dava açılmadan önce tüketilmesi gereken zorunlu bir dava şartı olduğundan, zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri başvuru anında durdurur. Arabuluculuk süreci boyunca bu süreler işlemez ve son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren kaldığı yerden devam eder.
Dava Şartı ve İhtiyari Arabuluculuk Ayrımı
Arabuluculuk, hukuki niteliği bakımından dava şartı ve ihtiyari olmak üzere iki temel kategoriye ayrılır. Dava şartı arabuluculuk, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat gibi ticari davalarda, dava açmadan önce yerine getirilmesi gereken yasal bir zorunluluktur.
İhtiyari arabuluculuk ise tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri her türlü özel hukuk uyuşmazlığında, kanuni bir zorunluluk olmaksızın kendi iradeleriyle başvurdukları yöntemdir. Bu iki yöntem arasındaki temel fark, başvuru zorunluluğunun varlığı ve buna uyulmaması halinde davanın usulden reddedilmesi riskidir.
Arabuluculuk kurumu, ceza hukukunda uygulanan ceza uzlaştırması ile karıştırılmamalıdır. Uzlaştırma, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında belirli suçlar için yürütülen ve ceza yargılamasını sona erdirmeyi amaçlayan tamamen farklı bir hukuki süreçtir.
Sürelerin Başlangıcı, Kesilmesi ve Durması

Arabuluculuk sürecinde sürelerin işleyişi, uyuşmazlığın çözümü için kritik bir öneme sahiptir. Süreç, arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihte resmen başlar ve bu an itibarıyla zamanaşımı ile hak düşürücü süreler durur.
Arabulucunun tarafları bir araya getirememesi veya anlaşma sağlanamaması üzerine düzenlenen son tutanak tarihi itibarıyla süreç sona erer. Son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, durmuş olan zamanaşımı ve hak düşürücü süreler kaldığı yerden işlemeye devam eder.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk süreci, dava şartı olarak zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri durduran hukuki bir mekanizmadır. Başvuru anında başlayan bu durma hali, son tutanağın düzenlenmesiyle sona erer ve süreler kaldığı yerden işlemeye devam eder. Uygulamada en sık karşılaşılan hata, dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurulmasıdır; bu durum dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine yol açar. Süreç takibinde, görevlendirme tarihinden itibaren başlayan yasal sürelerin aşılmaması, hak kaybı yaşamamanız için kritik öneme sahiptir.”
Başvuru, Görüşme ve İcra Aşamaları
Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk süreci, belirli bir kronolojik sıra ile ilerler ve tarafların bu adımları takip etmesi gerekir.
- Başvuru: Uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki adliyelerde bulunan Arabuluculuk Bürosuna veya büro bulunmayan yerlerde görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne başvurulur.
- Görevlendirme: Büro, sicile kayıtlı bir arabulucuyu görevlendirir ve taraflara bildirimde bulunur.
- Görüşme: Arabulucu, tarafları ilk toplantıya davet eder. Süreç, görevlendirildiği tarihten itibaren 6 hafta içinde sonuçlandırılmalıdır; bu süre zorunlu hallerde en fazla 2 hafta uzatılabilir.
- Tutanak ve Anlaşma: Taraflar anlaşırsa, anlaşma belgesi düzenlenir. Bu belge, taraflar ve arabulucu tarafından imzalandığında mahkeme ilamı niteliğindedir ve doğrudan icra edilebilir. Anlaşma sağlanamazsa, son tutanak düzenlenerek süreç sonlandırılır.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Hatalar
Dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurulması, dava şartı eksikliğini gidermez ve mahkemece davanın usulden reddine karar verilir. Bu nedenle, arabuluculuk başvurusunun dava açılmadan önce yapılması, hak kaybına uğramamak adına temel bir gerekliliktir.
İhtiyari arabuluculukta süreç tamamen tarafların iradesine bağlıyken, dava şartı arabuluculukta başvuru zorunludur ancak anlaşma zorunlu değildir. Tarafların bu ayrımı gözeterek hareket etmesi, uyuşmazlığın çözümünde izlenecek yolun belirlenmesi açısından önemlidir.
Arabuluculuk Sürecinde Yetki ve Başvuru Yeri Belirleme
Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvurusu yapılırken yetkili büronun doğru belirlenmesi, sürecin hukuki geçerliliği ve sürelerin durması açısından temel bir ön koşuldur. Genel kural olarak, uyuşmazlığa konu olan ticari davanın açılacağı yer mahkemesinin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna başvurulması gerekmektedir. Yetkisiz bir büroya yapılan başvuru, dava şartı arabuluculuk sürecini usulüne uygun başlatmayabilir ve bu durum dava açıldığında usulden ret riski doğurabilir.
Taraflar arasındaki sözleşmede özel bir yetki şartı bulunması durumunda, arabuluculuk başvurusu bu yetki şartına uygun olarak belirlenen yerdeki büroya yapılmalıdır. Sözleşmede yetkili mahkeme belirtilmemişse, davalı tarafın yerleşim yeri veya uyuşmazlığın doğduğu yerdeki arabuluculuk bürosu yetkili kabul edilir. Başvuru sırasında sunulan belgelerin, uyuşmazlığın ticari niteliğini ve tarafların sıfatını kanıtlar nitelikte olması, sürecin hızlı ilerlemesi ve arabulucunun görevlendirilmesi aşamasında büronun doğru işlem yapması için gereklidir.
Anlaşma Belgesinin İcra Edilebilirliği ve Hukuki Sonuçları
Arabuluculuk görüşmeleri sonucunda tarafların bir anlaşmaya varması halinde düzenlenen anlaşma belgesi, uyuşmazlığın kesin olarak çözüldüğünü gösteren bir belgedir. Bu belge, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklar için mahkeme ilamı niteliğinde kabul edilir ve bu özelliği sayesinde ilamlı icra takibine konu edilebilir. Anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh alınması, uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olup olmamasına göre farklılık gösterir.
Dava şartı arabuluculuk sürecinde varılan anlaşmalar için icra edilebilirlik şerhi alınması zorunlu değildir; taraflar ve arabulucu tarafından imzalanan belge doğrudan icra dairesine sunulabilir. Ancak ihtiyari arabuluculukta, taraflar anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerhi, arabulucunun görev yaptığı yerdeki sulh hukuk mahkemesinden alabilirler. Bu şerh, belgenin mahkeme kararı gibi sonuç doğurmasını sağlar ve tarafların taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda cebri icra yoluna başvurulmasına imkan tanır. Anlaşma belgesinin içeriğinde yer alan yükümlülüklerin açık, net ve icraya elverişli şekilde düzenlenmesi, ileride yaşanabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilmesi bakımından kritik bir kontrol noktasıdır.
Arabuluculuk Sürecinde Belge ve Delil Yönetimi
Arabuluculuk görüşmeleri sırasında tarafların sunduğu bilgi ve belgeler, gizlilik ilkesi gereği korunur ve bu belgelerin daha sonra açılacak bir davada delil olarak kullanılması kural olarak mümkün değildir. Taraflar, arabuluculuk sürecinde yaptıkları teklifleri, kabul beyanlarını veya uyuşmazlığın çözümü için sundukları önerileri, anlaşma sağlanamaması halinde mahkeme huzurunda ileri süremezler. Bu kural, tarafların arabuluculuk sürecinde daha esnek ve çözüm odaklı hareket etmelerini teşvik etmeyi amaçlar.
Sürecin sonunda düzenlenen son tutanak, arabuluculuk faaliyetinin sona erdiğini ve dava şartının yerine getirildiğini kanıtlayan tek resmi belgedir. Dava açılırken, dava dilekçesine bu son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin eklenmesi zorunludur. Eğer son tutanak dosyaya eklenmezse, mahkeme tarafa tutanağı sunması için kesin bir süre verir; bu süre içinde tutanak sunulmazsa dava usulden reddedilir. Bu nedenle, arabuluculuk sürecinin her aşamasında tutulan kayıtların ve nihai son tutanağın özenle saklanması, dava aşamasında hak kaybına uğramamak için hayati önem taşır.
Sık Sorulan Sorular
Arabuluculuk başvurusu zamanaşımını tamamen sıfırlar mı?
Hayır, arabuluculuk başvurusu zamanaşımını sıfırlamaz; yalnızca süreç boyunca sürenin işlemesini durdurur. Son tutanak düzenlendiğinde süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.
Anlaşma belgesi icra edilebilir mi?
Evet, taraflar ve arabulucu tarafından imzalanan anlaşma belgesi mahkeme ilamı niteliğindedir ve doğrudan icra edilebilir.
Arabuluculuk süreci ne kadar sürer?
Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren 6 hafta içinde süreci sonuçlandırmalıdır. Bu süre, zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla 2 hafta daha uzatılabilir.
