Ticari dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ilgili özel kanunlarda düzenlenen, ticari işletmeler veya özel olarak ticari nitelikte kabul edilen hukuki uyuşmazlıkların çözümüne yönelik dava türüdür. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir sıfatına veya uyuşmazlığın ticari işletme ile ilgisine bakılmaksızın, kanun gereği doğrudan ticari dava sayılan ve Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklardır.
Mutlak Ticari Davaların Kapsamı ve Belirleyici Kriterler
Bir davanın mutlak ticari dava sayılabilmesi için Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde veya ilgili özel kanunlarda açıkça bu şekilde nitelendirilmiş olması gerekir. Bu davalar, uyuşmazlığın taraflarının tacir olup olmadığına bakılmaksızın doğrudan ticari dava olarak kabul edilir.
Mutlak ticari davalar arasında başlıca şunlar yer alır:
- Şirketlerin kuruluş, işleyiş, ortaklık hakları ve genel kurul kararlarının iptali ile ilgili uyuşmazlıklar.
- Anonim, limited ve diğer şirket türlerinde yönetici ve temsilcilerin sorumluluğundan doğan davalar.
- Poliçe, bono ve çek gibi kıymetli evraktan kaynaklanan her türlü alacak ve tazminat talepleri.
- Bankacılık, finansal kiralama, rekabet yasağı ve fikri mülkiyet haklarına ilişkin özel kanunlarda ticari dava olarak tanımlanan hususlar.
- Rehin karşılığı ödünç verme, komisyon, havale ve vedia sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar.
Şirket, Ortak ve Yönetici Sorumluluğu Ayrımı

Ticari uyuşmazlıklarda sorumluluk, uyuşmazlığın kaynağına ve ilgili kişinin şirket içindeki konumuna göre farklılık gösterir. Şirket sorumluluğu, tüzel kişiliğin üçüncü kişilerle kurduğu sözleşmelerden doğan borçları kapsarken, yönetici sorumluluğu organların görevlerini yerine getirirken kanuna veya esas sözleşmeye aykırı hareket etmeleri sonucu oluşan zararları ifade eder.
Ortakların sorumluluğu ise genellikle sermaye taahhütleri veya ortaklık haklarından doğan ihtilaflarla sınırlıdır. Yönetici ve temsilcilerin sorumluluğu, şirketin malvarlığına verilen zararların tazminini amaçlayan davalarda ön plana çıkar. Bu ayrım, davanın kime karşı açılacağını ve ispat yükünün hangi tarafta olduğunu belirleyen temel unsurdur.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Ticari davalarda en sık karşılaşılan usul hatası, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin ihmal edilmesi veya yanlış görevli mahkemede dava açılmasıdır. Mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıklarda, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Süreç yönetilirken, uyuşmazlığın kaynağını oluşturan sözleşme hükümleri ile kanuni sorumluluk sınırlarının dikkatle ayrıştırılması, davanın esasına ilişkin başarı şansını doğrudan etkileyen temel bir uygulama adımıdır.”
Uyuşmazlık Çözümü ve Dava Şartı Arabuluculuk Süreci
Ticari uyuşmazlıklarda dava açmadan önce izlenmesi gereken kronolojik süreç, uyuşmazlığın türüne göre değişiklik gösterir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda, arabulucuya başvurmak zorunlu bir dava şartıdır.
Süreç şu şekilde ilerler:
- Yetkili adliyedeki arabuluculuk bürosuna başvuru formu ve uyuşmazlığı kanıtlayan belgelerle müracaat edilir.
- Arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşma sağlanamazsa, düzenlenen “anlaşamama son tutanağı” alınır.
- Bu tutanak dava dilekçesine eklenerek Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılır.
Sözleşme aşamasında yetkili mahkeme ve tahkim şartı gibi önleyici tedbirlerin belirlenmesi, uyuşmazlıkların çözümünde belirsizliği azaltan önemli bir adımdır.
Yanlış Başvurudan Kaçınma ve Görevli Merci
Ticari davalarda görevli merci, kural olarak Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Dava şartı olan arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açılması, davanın usulden reddine yol açar. Ayrıca, tüketici mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıkların ticari dava olarak açılması, görevsizlik kararı ile sonuçlanabilir.
Başvuru sırasında sözleşme, fatura, ihtarname ve şirket kayıtları gibi belgelerin eksiksiz sunulması, sürecin sağlıklı ilerlemesi için gereklidir. Dava açılmadan önce güncel mevzuatın ve görev kurallarının kontrol edilmesi, usul hatalarından kaynaklanan zaman ve hak kayıplarını önlemek adına önemlidir.
Ticari Sicil Kayıtları ve İspat Gücü
Ticari davalarda uyuşmazlığın niteliğini belirleyen en önemli delil araçlarından biri, ticaret sicil kayıtları ve şirket defterleridir. Bir işlemin ticari işletme ile bağlantılı olup olmadığının ispatında, MERSİS üzerinden alınan güncel sicil tasdiknameleri ve şirketin yasal defter kayıtları esas alınır. Özellikle mutlak ticari dava kapsamındaki uyuşmazlıklarda, tarafların tacir sıfatı sicil kayıtlarıyla sabit olduğundan, mahkemece görev hususu bu kayıtlar üzerinden resen denetlenir.
Şirketlerin temsil ve ilzam yetkisine sahip kişilerin imza sirküleri, dava ehliyetinin ve temsil yetkisinin doğrulanması açısından kritik öneme sahiptir. Eksik veya güncel olmayan temsil belgeleri, davanın usulden reddine veya temsil yetkisinin yokluğu nedeniyle davanın esasına girilememesine yol açabilir. Bu nedenle, dava açılmadan önce şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret sicil müdürlüğünden alınan güncel kayıtların, uyuşmazlık konusu işlem tarihiyle uyumlu olup olmadığı titizlikle incelenmelidir.
Önleyici Sözleşme Tedbirleri ve Uyuşmazlık Yönetimi
Ticari uyuşmazlıkların yargı aşamasına taşınmadan çözümlenmesi veya dava sürecinin kolaylaştırılması için sözleşme aşamasında yetkili mahkeme ve tahkim şartlarının açıkça düzenlenmesi gerekir. Sözleşmelerde yer alan “yetkili mahkeme” kayıtları, tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda kesin yetki kuralı oluşturabilir ve davanın öngörülebilir bir merciide görülmesini sağlar. Ayrıca, uyuşmazlık doğmadan önce tarafların birbirlerine gönderdikleri ihtarnameler, dava şartı olan arabuluculuk sürecinde delil olarak kullanılabileceği gibi, alacağın muacceliyetini ve temerrüt tarihini belirlemede temel teşkil eder.
Sözleşme metinlerinde yer alan “ticari teamül” atıfları, uyuşmazlığın çözümünde mahkemenin ticari örf ve adetleri dikkate almasını kolaylaştırır. Özellikle karmaşık ticari ilişkilerde, sözleşmenin ifa yeri ve ödeme koşullarının netleştirilmesi, görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesinde yaşanabilecek tereddütleri ortadan kaldırır. Önleyici bir tedbir olarak, sözleşme taraflarının iletişim bilgilerinin ve tebligat adreslerinin güncel tutulması, dava sürecinde tebligat kaynaklı gecikmelerin önüne geçilmesine yardımcı olur.
Ticari Davalarda İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Uygulaması
Alacaklı tarafın, dava süresince alacağının güvence altına alınması amacıyla başvurduğu ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir talepleri, ticari davaların en kritik aşamalarından biridir. Bu talepler, dava şartı olan arabuluculuk sürecinden bağımsız olarak doğrudan mahkemeden talep edilebilir ve dava açılmadan önce veya dava ile birlikte sunulabilir. İhtiyati haciz kararı alınabilmesi için alacağın vadesinin gelmiş olması ve ticari bir ilişkiye dayanması, mahkemece aranan temel şartlar arasındadır.
İhtiyati tedbir kararlarında ise uyuşmazlık konusu malvarlığının korunması veya mevcut durumun muhafazası hedeflenir. Bu tür geçici hukuki koruma taleplerinde, talep sahibinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve teminat göstermesi gerekebilir. Mahkemece verilen bu kararlar, davanın esası hakkında nihai bir hüküm niteliği taşımamakla birlikte, ticari işletmenin faaliyetlerinin devamlılığı ve alacağın tahsil edilebilirliği üzerinde doğrudan etki yaratır. Bu nedenle, geçici koruma taleplerinin, uyuşmazlığın ticari niteliğini vurgulayan belgelerle desteklenmesi, talebin kabul şansını artırır.
Sık Sorulan Sorular
Her ticari uyuşmazlık için arabuluculuk zorunlu mudur?
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda arabuluculuk zorunludur; ancak ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz gibi geçici hukuki koruma taleplerinde bu şart aranmaz.
Mutlak ticari davalarda görevli mahkeme hangisidir?
Mutlak ticari davalarda görevli merci, Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Eğer bir yerde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmuyorsa, bu davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar.
Şirket yöneticisine karşı açılan dava ticari dava mıdır?
Evet, şirket yöneticilerinin görevlerini yerine getirirken kanuna veya esas sözleşmeye aykırı hareket etmeleri sonucu oluşan zararlardan doğan sorumluluk davaları, mutlak ticari dava niteliğindedir.
