Ticari bir dava açmadan önce atılması gereken en temel adım, uyuşmazlığın konusunun bir miktar paranın ödenmesine ilişkin bir alacak veya tazminat talebi olup olmadığının tespit edilmesidir. Eğer uyuşmazlık bu nitelikteyse, dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecini tamamlamak bir dava şartıdır; bu şart yerine getirilmeden açılan davalar usulden reddedilir. Ticari davalarda süreç, uyuşmazlığın türüne göre şekillenen bir dizi önleyici ve usuli adımı içerir.
Dava Öncesi Stratejik Kontrol Listesi
Dava sürecine başlamadan önce uyuşmazlığın hukuki niteliğini doğru belirlemek, usul hatalarından kaçınmak için ilk kuraldır. Ticari davalar, Türk Ticaret Kanunu’nda tanımlanan mutlak veya nispi ticari davalar olarak ayrılır ve her birinin ispat yükü farklılık gösterebilir.
- Uyuşmazlığın konusunu ve ticari dava niteliğini belirleyin.
- Alacak veya tazminat talebi içeriyorsa arabuluculuk bürosuna başvurun.
- Sözleşmede tahkim veya yetki şartı olup olmadığını kontrol edin.
- Ticari defterler, faturalar ve yazışmalar gibi delilleri tasnif edin.
- Şirket tüzel kişiliği ile yönetici sorumluluğunu ayırarak muhatabı belirleyin.
- Görevli ve yetkili mahkemeyi tespit ederek dava dilekçesini hazırlayın.
Şirket, Ortak ve Yönetici Sorumluluklarının Ayrımı

Ticari davalarda en sık karşılaşılan hatalardan biri, şirket tüzel kişiliği yerine doğrudan ortaklara veya yöneticilere dava açılmasıdır. Şirket borçlarından kural olarak şirket tüzel kişiliği kendi malvarlığı ile sorumludur; ortaklar ve yöneticiler ise ancak kanunda öngörülen özel sorumluluk hallerinde şahsen muhatap alınabilir.
Temsilcilerin veya yöneticilerin şahsi sorumluluğu, genellikle şirketin yönetimindeki kusurlu fiiller veya kanuni yükümlülüklerin ihlali gibi istisnai durumlarda gündeme gelir. Dava açmadan önce MERSİS üzerinden güncel sicil kayıtlarını inceleyerek, şirketi temsil ve ilzama yetkili kişileri ve şirketin güncel hukuki durumunu teyit etmek, husumet hatasını önlemek adına zorunludur.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Ticari dava süreçlerinde en sık karşılaşılan usul hatası, arabuluculuk dava şartının göz ardı edilmesi veya husumetin yanlış tarafa yöneltilmesidir. Şirket tüzel kişiliği ile ortakların sorumluluğunu birbirinden ayırmak, dava dilekçesinin kabul edilebilirliği açısından hayati önem taşır. Dava açmadan önce ticari defterlerin ve sözleşmesel delillerin eksiksiz bir şekilde tasnif edilmesi, ispat yükünün yerine getirilmesini kolaylaştırır. Süreç boyunca güncel mevzuat değişikliklerini ve mahkemelerin görev alanına ilişkin sınırları takip etmek, usulden ret kararlarından kaçınmak için temel bir gerekliliktir.”
Uyuşmazlık Çözümü ve Önleyici Tedbirler
Sözleşmelerde yer alan tahkim şartları, mahkemeye gitmeden önce uyuşmazlığın özel bir hakem heyeti önünde çözülmesini gerektirebilir. Tahkim şartı bulunan bir uyuşmazlıkta doğrudan mahkemeye başvurulması, karşı tarafın itirazı üzerine davanın usulden reddine yol açabilir; bu nedenle sözleşme metni dava öncesi dikkatle okunmalıdır.
Ayrıca, taraflar arasındaki ticari yazışmaların ve ihtarnamelerin düzenli bir şekilde dosyalanması, ispat aşamasında büyük kolaylık sağlar. Özellikle ticari defterlerin usulüne uygun tutulmuş olması, uyuşmazlığın çözümünde delil gücü bakımından belirleyici bir rol oynar ve dava öncesi bu kayıtların eksiksiz olduğundan emin olunmalıdır.
Gerekli Belge ve Delil Hazırlığı
Dava dilekçesi ekinde sunulacak belgelerin eksiksiz olması, yargılama sürecinin uzamasını engeller. Arabuluculuk son tutanağı, sözleşme metinleri, faturalar, irsaliyeler ve taraflar arasındaki e-posta veya diğer dijital yazışmalar, davanın temelini oluşturan delillerdir.
Ticari defterler ve kayıtlar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca ticari davalarda ispat aracı olarak özel bir yere sahiptir. Bu belgelerin asıllarının veya onaylı suretlerinin hazır bulundurulması, mahkemece talep edilmesi durumunda hızlıca sunulabilmesi için gereklidir; eksik belge ile dava açmak, ispat yükünün yerine getirilememesi riskini doğurur.
Ticari Sicil Kayıtları ve Temsil Yetkisinin Denetimi
Dava açılmadan önce MERSİS üzerinden alınan güncel sicil tasdiknamesi, şirketin hukuki statüsünü ve temsilcilerini doğrulamak için en güvenilir kaynaktır. Şirketin tasfiye halinde olup olmadığı, iflas erteleme veya konkordato sürecinde bulunup bulunmadığı, dava dilekçesinde gösterilecek muhatabın doğru belirlenmesi açısından kritiktir. Tasfiye halindeki şirketlerde husumet, tasfiye memurlarına yöneltilmeli; konkordato sürecindeki şirketlerde ise alacakların konkordato projesine uygun şekilde takibi gerekebilir.
Temsil yetkisinin kapsamı, şirketin ana sözleşmesinde veya yönetim kurulu kararlarında sınırlandırılmış olabilir. Münferit veya müşterek imza yetkisi ayrımı, dava öncesi gönderilecek ihtarnamelerin geçerliliği ve dava dilekçesinin usulüne uygun tebliği için hayati önem taşır. Yetkisiz kişilere yapılan tebligatlar veya gönderilen ihtarnameler, hukuki sonuç doğurmayacağı için dava sürecinde usuli eksikliklere ve zaman kaybına yol açar.
İspat Yükü ve Ticari Defterlerin Delil Niteliği
Ticari davalarda ispat yükü, uyuşmazlığın türüne göre değişmekle birlikte, ticari defterlerin kanuna uygun tutulmuş olması ispatı kolaylaştıran temel unsurdur. Türk Ticaret Kanunu uyarınca, ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının zamanında yapılmış olması ve birbirini doğrulaması şarttır. Defter kayıtlarında silinti, kazıntı veya usulsüz düzeltme bulunması, bu kayıtların delil vasfını zayıflatır veya tamamen ortadan kaldırır.
Dava öncesi hazırlık aşamasında, karşı tarafın ticari defterlerini inceleme hakkının kullanılıp kullanılmayacağı değerlendirilmelidir. Mahkemeden defterlerin ibrazını talep etmeden önce, kendi defterlerinizin ve dayanak belgelerinizin (fatura, sevk irsaliyesi, banka dekontu) eksiksiz olduğundan emin olunmalıdır. Özellikle fatura içeriğine itiraz süresinin geçirilmiş olması, faturanın içeriğinin kabul edildiği karinesini doğurur; bu nedenle ticari yazışmaların ve fatura itirazlarının süresi içinde yapılması, dava aşamasında ispat yükünü doğrudan etkiler.
Sözleşmesel Haklar ve İhtarname Süreçleri
Dava açmadan önce sözleşmede öngörülen bildirim süreleri ve temerrüt şartları mutlaka gözden geçirilmelidir. Birçok ticari sözleşme, uyuşmazlık çıkması halinde taraflara belirli bir süre içinde yazılı bildirimde bulunma veya uyuşmazlığı müzakere etme yükümlülüğü getirir. Bu prosedürlere uyulmadan açılan davalar, sözleşmeye aykırılık teşkil edebileceği gibi, davanın esasına girilmeden usulden reddedilmesine de neden olabilir.
İhtarname gönderilmesi, borçlunun temerrüde düşürülmesi ve faiz başlangıç tarihinin belirlenmesi açısından vazgeçilmez bir araçtır. Sözleşmede özel bir tebligat adresi belirtilmişse, ihtarnamenin bu adrese gönderilmesi, tebligatın geçerliliği açısından hukuki bir zorunluluktur. İhtarnamede talep edilen alacak kalemlerinin açıkça belirtilmesi ve ödeme için makul bir süre tanınması, dava sürecinde talep edilecek faiz ve ferilerin hesaplanmasında temel dayanak oluşturur.
Sık Sorulan Sorular
Her ticari uyuşmazlık için arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Hayır, sadece konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için zorunludur. Tespit veya iptal davaları gibi para ödemesi içermeyen uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı değildir.
Şirket ortağı, şirketin borcundan şahsen sorumlu mudur?
Kural olarak hayır. Şirket tüzel kişiliği kendi borçlarından kendi malvarlığı ile sorumludur; ortakların sorumluluğu şirketin türüne ve özel kanuni düzenlemelere göre farklılık gösterir.
Yetkili mahkemeyi sözleşme ile değiştirebilir miyiz?
Evet, tacirler arasında yapılan sözleşmelerde yetkili mahkeme belirlenebilir. Ancak Asliye Ticaret Mahkemesi gibi görevli mahkemeler tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez.
