Av. Mehmet Uğur Babuşcu · Ankara BarosuÇukurambar Mah. 1465 Sokak 9/23 Çankaya/Ankara
BABUŞCUHUKUK VE ARABULUCULUK

CEZA HUKUKU

Hakaret, Tehdit ve Şantaj dosyasında delillerin toplanması ve hukuka aykırı delil itirazı

Ahşap bir masa üzerinde duran bir hakim tokmağı, kelepçe ve kapalı bir hukuk kitabı. Arka planda bulanık bir mahkeme salonu dekoru yer almaktadır.
İçindekilerBaşlıkları göster9 bölüm

Hakaret, tehdit ve şantaj suçlarına ilişkin ceza dosyalarında delillerin toplanması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) öngördüğü usul kurallarına sıkı sıkıya bağlıdır. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, şüphelinin lehine ve aleyhine olan tüm delilleri toplamakla yükümlüdür; ancak bu süreçte elde edilen delillerin hukuka uygunluğu, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından titizlikle denetlenir. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin hükme esas alınması kural olarak yasaktır, ancak kişinin kendisine karşı işlenen bir suçun ispatı için başka türlü elde etme imkanı bulunmayan durumlarda, sınırlı olarak Yargıtay içtihatlarıyla şekillenen istisnai bir zorunluluk hali tartışılmaktadır.

Soruşturma Evresinde Delillerin Toplanması ve Savcılığın Rolü

Soruşturma evresi, suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlayan ve iddianamenin kabulüne kadar devam eden süreci kapsar. Bu aşamada Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla şüpheliye ait delilleri toplar. Hakaret, tehdit ve şantaj gibi suçlarda dijital veriler, tanık beyanları ve yazışmalar temel delil kaynaklarıdır. Savcılık, delilleri toplarken şüphelinin temel hak ve hürriyetlerini korumakla yükümlüdür.

Delillerin dosyaya sunulması, soruşturma aşamasında savcılık makamı tarafından gerçekleştirilir. Şüpheli veya müdafii de kendi lehine olan delilleri savcılığa sunabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, soruşturma evresi delillerin tartışıldığı bir aşama değil, delillerin toplandığı ve bir araya getirildiği bir hazırlık evresidir.

Kovuşturma Evresinde Delillerin Tartışılması ve Hükme Esas Alınması

Bir kişinin ellerinin arkadan kelepçelenmiş halini gösteren yakın plan çekim.
Hakaret, Tehdit ve Şantaj

İddianamenin kabulü ile başlayan kovuşturma evresinde, delillerin mahkeme huzurunda tartışılması esastır. Asliye Ceza Mahkemesi, dosyaya sunulan delilleri doğrudan inceleyerek sanığın savunmasıyla birlikte değerlendirir. Delillerin mahkemece kabulü (ikamesi), tarafların bu delillere karşı beyanlarını sunması ve hakimin vicdani kanaatiyle hüküm kurması, ceza muhakemesinin en kritik aşamalarıdır.

Bu aşamada taraflar, delillerin güvenilirliğini ve hukuka uygunluğunu sorgulama hakkına sahiptir. Mahkeme, hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği anlaşılan delilleri hükme esas alamaz. Bu durum, CMK m. 217/2 hükmü gereği mutlak bir kuraldır.

Hukuka Aykırı Delil İtirazı ve Usulü

Hukuka aykırı delil itirazı, delilin elde ediliş biçiminin Anayasa ve kanunlara aykırı olduğu iddiasına dayanır. Örneğin, izinsiz yapılan bir arama veya özel hayatın gizliliğini ihlal eden hukuka aykırı ses kayıtları bu kapsamda değerlendirilebilir. İtiraz, kovuşturma evresinde duruşma sırasında yapılmalıdır.

Mahkeme, delilin hukuka aykırı olduğunu tespit ederse, bu delili dosyadan çıkarır ve hüküm kurarken dikkate almaz. Ancak her somut olayda delilin elde ediliş biçimi ve orantılılık ilkesi mahkemece ayrı ayrı değerlendirilir. İtirazın reddi durumunda, bu husus istinaf veya temyiz aşamalarında bir bozma nedeni olarak ileri sürülebilir.

Dijital Delillerin Doğrulanması ve Güncel Teknik Standartlar

Günümüzde hakaret, tehdit ve şantaj suçlarının büyük bir kısmı dijital ortamda işlenmektedir. Sosyal medya mesajları, ekran görüntüleri ve ses kayıtları gibi dijital delillerin doğrulanması, yargılamanın seyrini değiştirmektedir. 2025 yılı itibarıyla, bu delillerin “hash” değerlerinin korunması ve teknik bütünlüğünün sağlanması, delil güvenilirliği açısından kritik bir öneme sahiptir.

Yapay zeka ile üretilmiş içeriklerin (deepfake) ceza muhakemesinde delil olarak değerlendirilmesi konusunda henüz özel bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle, dijital delillerin uzman bilirkişilerce incelenmesi ve teknik raporlarla desteklenmesi, mahkemenin vicdani kanaati üzerinde belirleyici olmaktadır.

Soruşturma ve Kovuşturma Süreçlerinde Kanun Yolları

Soruşturma evresinde hakimlik kararlarına (tutuklama, el koyma gibi) karşı 7 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilebilir. Kovuşturma evresinde ise, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen hükümlere karşı istinaf yolu açıktır. İstinaf başvurusu, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde yapılmalıdır.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararlardan temyize tabi olanlar için, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay nezdinde temyiz yoluna başvurulabilir. Kanun yollarına başvuru süreleri hak düşürücü niteliktedir ve bu sürelerin kaçırılması, kararın kesinleşmesine yol açar.

Dijital İletişim Kayıtlarında İspat Yükü ve Teknik İnceleme

Hakaret, tehdit ve şantaj suçlarında en sık karşılaşılan delil türü, anlık mesajlaşma uygulamaları ve sosyal medya platformları üzerinden gerçekleştirilen iletişim kayıtlarıdır. Bu tür verilerin mahkeme huzurunda delil değeri taşıyabilmesi için, verinin kaynağının, gönderim zamanının ve içeriğinin değiştirilmediğinin ispatı gerekir. Sadece ekran görüntüsü (screenshot) sunulması, karşı tarafın bu görüntünün manipüle edildiğini iddia etmesi durumunda tek başına yeterli bir ispat aracı olmayabilir. Bu noktada, verinin sunucu kayıtları (log) veya cihaz üzerindeki meta verileri ile desteklenmesi, delilin inandırıcılığını artırmaktadır.

Teknik inceleme aşamasında, dijital verilerin bütünlüğünün bozulmaması adına ‘hash’ değerlerinin alınması ve verinin orijinal kopyasının korunması esastır. Mahkeme, tarafların talebi üzerine veya resen, dijital delillerin incelenmesi için bilirkişi incelemesine başvurabilir. Ancak, bilirkişi raporu mahkemeyi bağlayıcı nitelikte değildir; hakim, dosyada mevcut olan diğer delillerle birlikte bilirkişi raporunu serbestçe değerlendirerek vicdani kanaatine göre hüküm kurar.

Tanık Beyanlarının Delil Değeri ve Çapraz Sorgu

Sözlü suçlar olarak nitelendirilen hakaret ve tehdit suçlarında, olaya tanıklık eden kişilerin beyanları, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında kritik bir rol oynar. Tanık beyanlarının delil olarak kabul edilebilmesi için, tanığın olayı bizzat duymuş veya görmüş olması gerekir. Duyuma dayalı (ikinci el) tanıklıklar, ceza muhakemesinde doğrudan delil olarak kabul edilmemekle birlikte, diğer delilleri destekleyici yan delil olarak değerlendirilebilir.

Kovuşturma evresinde tanıklar, mahkeme huzurunda yeminli olarak dinlenir. Sanık veya müdafii, tanığın beyanlarının doğruluğunu sorgulamak amacıyla çapraz sorgu yöntemini kullanabilir. Tanığın beyanındaki çelişkiler, olayın gerçekleşme zamanı veya mekanına ilişkin tutarsızlıklar, savunma makamı tarafından delillerin tartışılması aşamasında mahkemenin dikkatine sunulmalıdır. Tanık beyanlarının tek başına mahkumiyet için yeterli olup olmadığı, beyanın tutarlılığına, diğer delillerle uyumuna ve tanığın tarafsızlığına göre mahkeme tarafından her somut olayda ayrı ayrı takdir edilir.

Özel Hayatın Gizliliği ve Delil Elde Etme Sınırı

Hakaret veya şantaj suçunun ispatı amacıyla, mağdurun veya üçüncü kişilerin özel hayatına müdahale edilerek elde edilen delillerin hukuka uygunluğu, ceza hukukunun en hassas dengelerinden biridir. Kişilerin özel yazışmalarının, rızaları dışında kaydedilmesi veya ifşa edilmesi, Türk Ceza Kanunu kapsamında ayrıca bir suç teşkil edebilir. Bu nedenle, bir suçun ispatı amacıyla dahi olsa, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen verilerin dosyaya sunulması, delili sunan kişi hakkında karşı bir soruşturma başlatılmasına yol açabilir.

Hukuka aykırı delil yasağı, sadece devletin kolluk kuvvetleri için değil, özel kişiler için de geçerlidir. Yargılamada delil olarak kullanılacak verinin, elde ediliş biçiminin Anayasa’nın 20. maddesinde korunan özel hayatın gizliliği ilkesiyle çatışıp çatışmadığı, mahkeme tarafından öncelikli olarak incelenir. Eğer delil, suçun işlendiği anda ve başka türlü ispat imkanı bulunmayan, ani gelişen bir zorunluluk hali içerisinde elde edilmişse, bu durumun hukuka uygunluk sınırları içerisinde kalıp kalmadığı Yargıtay’ın yerleşik içtihatları çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

  • Soru: Her türlü ses kaydı delil olarak kullanılabilir mi?
    Cevap: Hayır. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen ses kayıtları, suçun ispatı için kullanılsa dahi CMK m. 217 gereği hükme esas alınmayabilir.
  • Soru: Mağdurun beyanı tek başına mahkumiyet için yeterli midir?
    Cevap: Hayır. Mağdurun beyanı, diğer yan delillerle desteklenmediği sürece mahkumiyet için yeterli görülmeyebilir; delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.
  • Soru: Soruşturma aşamasında deliller tartışılabilir mi?
    Cevap: Hayır. Delillerin tartışılması kovuşturma evresinde, duruşmada yapılır; soruşturma evresi delillerin toplanması aşamasıdır.
  • Soru: Hukuka aykırı delil itirazı ne zaman yapılmalıdır?
    Cevap: Hukuka aykırı delil itirazı, kovuşturma evresinde duruşma sırasında ve delillerin tartışılması aşamasında yapılmalıdır.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

Aynı konu başlığındaki içerikler

WhatsApp
Scroll to Top