Av. Mehmet Uğur Babuşcu · Ankara BarosuÇukurambar Mah. 1465 Sokak 9/23 Çankaya/Ankara
BABUŞCUHUKUK VE ARABULUCULUK

TİCARET VE ŞİRKETLER HUKUKU

Ortaklık ve Pay Sahipliği Uyuşmazlıklarında arabuluculuk, mahkeme ve tahkim seçenekleri

İş kıyafetleri giymiş iki kişinin tokalaşma anını gösteren, profesyonel bir anlaşmayı veya iş birliğini simgeleyen görsel.
İçindekilerBaşlıkları göster8 bölüm

Ortaklık ve pay sahipliği uyuşmazlıklarında çözüm yolu seçimi; uyuşmazlığın konusuna, şirket sözleşmesindeki özel hükümlere ve tarafların ticari hedeflerine göre belirlenir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinde arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Bunun dışındaki yönetimsel kilitlenme veya genel kurul kararlarının iptali gibi uyuşmazlıklarda ise arabuluculuk ihtiyari olup, taraflar mahkeme veya tahkim yolunu tercih edebilirler.

Uyuşmazlık Çözüm Yolları: Hangi Durumda Hangisi?

Arabuluculuk, ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinde dava açmadan önce başvurulması gereken zorunlu bir süreçtir. Bu şart yerine getirilmeden açılan davalar usulden reddedilir. Diğer uyuşmazlıklarda ise taraflar arabuluculuğu ihtiyari olarak tercih edebilirler.

Ticaret şirketlerinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise kural olarak şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Mahkeme süreci, kamuya açık ve çok dereceli bir yargılama sunar.

Tahkim ise tarafların şirket esas sözleşmesine veya pay sahipleri sözleşmesine koyacakları bir tahkim şartı ile uyuşmazlıklarını devlet mahkemeleri yerine hakem heyetlerine taşımasıdır. Tahkim; gizlilik, uzman hakem seçimi ve genellikle tek dereceli bir yargılama imkânı sağlar.

Şirket, Ortak ve Yönetici Sorumluluğunun Ayrımı

Uyuşmazlık çözümü kurgulanırken sorumlulukların doğru tanımlanması hayati önem taşır. Şirket, tüzel kişiliği ilgilendiren fesih veya genel kurul iptali gibi uyuşmazlıkların muhatabıdır. Ortak ise pay sahipliği hakları ihlal edilen taraftır.

Yönetici veya temsilciler, görevlerini yerine getirirken şirkete veya ortaklara verdikleri zararlardan dolayı şahsen sorumlu tutulabilirler. Bu sorumluluk davaları, şirket tüzel kişiliğinden bağımsız olarak yöneticinin şahsi malvarlığına yöneliktir.

“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Ortaklık uyuşmazlıklarında çözüm yolu seçimi, uyuşmazlığın niteliğine göre şekillenmelidir. Parasal alacaklarda arabuluculuk bir dava şartı olarak karşımıza çıkarken, yönetimsel kilitlenmelerde sözleşmesel tahkim şartları daha hızlı ve uzmanlaşmış bir çözüm sunabilir. Şirket, ortak ve yönetici sorumluluklarının birbirinden ayrılması, davanın doğru tarafa yöneltilmesi ve hak kaybının önlenmesi açısından kritik bir adımdır. Sözleşmelerde yer alan özel hükümler, uyuşmazlık anında uygulanacak usulü belirleyen en temel dayanak noktasıdır.”

Önleyici Sözleşme Tedbirleri ve Uyuşmazlık Yönetimi

Ahşap bir masa üzerinde duran, geleneksel adalet terazisi ve yanında kısmen görünen bir hakim tokmağı ile siyah bir dosya klasörünü içeren genel hukuk temalı görsel.
Ortaklık ve Pay Sahipliği Uyuşmazlıkları

Uyuşmazlık çıkmadan önce sözleşmesel tedbirler almak, şirketin kilitlenmesini önleyebilir. Pay Sahipleri Sözleşmesi, ortaklar arasındaki özel hak ve yükümlülükleri düzenler. Deadlock hükümleri, yönetimde karar alınamadığı durumlarda uygulanacak mekanizmaları belirler.

Sözleşmeye eklenecek açık bir tahkim şartı, uyuşmazlığın devlet mahkemelerinin uzun yargılama süreçlerine girmeden, uzman hakemlerce çözülmesini sağlar. Bu tür önleyici tedbirler, uyuşmazlık anında tarafların elini güçlendirir.

Uygulamada Sık Karıştırılan Noktalar

Her ticari uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olduğu düşünülmemelidir. Sadece konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri dava şartı kapsamındadır.

Sözleşmede tahkim şartı varsa, mahkemeye dava açılması durumunda davalı tarafın süresinde tahkim itirazında bulunması gerekir. Aksi takdirde mahkeme davayı esastan görebilir. Genel kurul veya yönetim kurulu kararlarının iptali gibi işlemlerde, ticaret sicili kayıtları ve karar defterleri temel delil niteliğindedir.

Tahkim Şartının Geçerlilik Şartları ve Uygulama Sınırları

Şirket esas sözleşmesinde veya pay sahipleri sözleşmesinde yer alan tahkim şartının uyuşmazlığı mahkeme dışına taşıyabilmesi için, sözleşmenin yazılı şekilde yapılmış olması ve uyuşmazlığın tahkime elverişli bir konu olması gerekir. Türk Ticaret Kanunu uyarınca, şirketin feshi veya genel kurul kararlarının iptali gibi bazı uyuşmazlıklar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği konular olarak kabul edildiğinden, bu tür taleplerin tahkim yoluyla çözülüp çözülemeyeceği hususu her somut olayda ayrı değerlendirilmelidir. Tahkim şartının kapsamı, yalnızca sözleşmeyi imzalayan tarafları bağlar; dolayısıyla sözleşmeye taraf olmayan üçüncü kişilerin veya şirketin doğrudan taraf olmadığı uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesi mümkün olmayabilir.

Tahkim şartının işletilebilmesi için, uyuşmazlığın ortaya çıkmasıyla birlikte taraflardan birinin tahkim iradesini açıkça ortaya koyması ve hakem heyetinin teşkilini sağlaması gerekir. Eğer sözleşmede hakem seçimine dair özel bir usul belirlenmemişse, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun tahkime ilişkin genel hükümleri uygulama alanı bulur. Tahkim sürecinde verilen hakem kararları, mahkeme kararları gibi kesin hüküm teşkil eder ve taraflar üzerinde bağlayıcıdır; ancak bu kararların icra edilebilmesi için mahkemeden ‘tenfiz’ veya ‘icra edilebilirlik’ şerhi alınması gerekebilir.

Ticaret Sicili Kayıtları ve Karar Defterlerinin Delil Gücü

Ortaklık uyuşmazlıklarında, iddiaların ispatı için ticaret sicili kayıtları, pay defteri ve yönetim kurulu karar defterleri birincil delil niteliğindedir. Şirket organlarının aldığı kararların hukuka uygunluğu, bu kararların usulüne uygun şekilde defterlere işlenip işlenmediği ve sicilde tescil edilip edilmediği ile doğrudan bağlantılıdır. Özellikle pay sahipliği haklarının ihlal edildiği iddiasıyla açılan davalarda, pay defterindeki kayıtlar, ortağın şirketteki hak sahipliğini kanıtlayan en güçlü belgedir; bu defterlerin tutulmaması veya eksik tutulması, ispat yükünün yer değiştirmesine veya uyuşmazlığın çözümünde belirsizliğe yol açabilir.

Yönetim kurulu kararlarının iptali veya genel kurul kararlarının butlanı gibi davalarda, kararın alındığı toplantı tutanakları ve çağrı belgeleri, mahkeme veya hakem heyeti tarafından titizlikle incelenir. Şirket sözleşmesinde öngörülen toplantı ve karar nisaplarına uyulup uyulmadığı, uyuşmazlığın sonucunu belirleyen temel unsurdur. Eğer bir karar, kanunun emredici hükümlerine veya şirket esas sözleşmesine aykırı olarak alınmışsa, bu durumun tespiti için açılacak davalarda, kararın alındığı tarihten itibaren kanunda öngörülen hak düşürücü sürelerin geçirilmemiş olması şarttır. Bu nedenle, şirket içi işlemlerde her türlü kararın yazılı hale getirilmesi ve mevzuata uygun şekilde arşivlenmesi, olası bir uyuşmazlıkta tarafların hukuki pozisyonunu koruyan en önemli önleyici tedbirdir.

Yönetici Sorumluluğunda İspat Yükü ve Denetim Hakları

Yöneticilerin şirkete karşı sorumluluğu, özen ve bağlılık yükümlülüğüne dayanır ve bu sorumluluğun tespiti için yöneticinin görevini yerine getirirken kusurlu olup olmadığının ispatı gerekir. Pay sahipleri, şirketin uğradığı zararın tazmini için dava açma hakkına sahip olsalar da, bu süreçte yöneticinin hangi somut eylemiyle zarara sebebiyet verdiğini ve bu eylem ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğunu ortaya koymalıdır. Şirket denetçileri veya bağımsız denetim raporları, yöneticilerin sorumluluğunu belirlemede mahkemeler nezdinde önemli birer delil kaynağı olarak kabul edilir.

Pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarını kullanmaları, uyuşmazlık öncesinde delil toplama süreci açısından kritik bir aşamadır. Şirket yönetimi, pay sahiplerinin bu haklarını makul bir gerekçe olmaksızın kısıtlayamaz; aksi takdirde pay sahibi, mahkemeden bilgi alma hakkının kullandırılmasına yönelik bir karar verilmesini talep edebilir. Bu süreç, yöneticilerin şahsi sorumluluğuna gidilmeden önce, şirketin mali durumunun ve yönetimsel kararların şeffaflığını sağlamak adına atılması gereken ilk adımdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Ortaklık sözleşmesinde tahkim şartı varsa mahkemeye gidebilir miyim?

Hayır, geçerli bir tahkim şartı varsa uyuşmazlık tahkim yoluyla çözülmelidir. Mahkemeye başvurulması halinde karşı taraf tahkim itirazında bulunursa dava usulden reddedilir.

Arabuluculuk süreci ne kadar sürer?

Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren mevzuatta öngörülen süreler içinde süreci sonuçlandırmalıdır. Bu süre zorunlu hallerde uzatılabilir.

Şirket yönetiminde kilitlenme durumunda ne yapmalıyım?

Öncelikle şirket esas sözleşmesinde veya pay sahipleri sözleşmesinde bu durum için öngörülen bir çözüm olup olmadığını kontrol edin. Sözleşmede hüküm yoksa, mahkemeden haklı sebeple fesih veya ortağın çıkarılması gibi yollara başvurulabilir.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

Aynı konu başlığındaki içerikler

WhatsApp
Scroll to Top