Birleşme, devralma ve bölünme işlemlerinde yönetim, temsil ve imza yetkisi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca ilgili şirketlerin yönetim organları tarafından yürütülür. Süreç, yönetim organlarının hazırladığı sözleşme ve raporların genel kurul onayından geçmesiyle şekillenir. Temsil ve imza yetkisi, tescil anına kadar mevcut imza sirkülerindeki sınırlar çerçevesinde kullanılırken, tescil ile birlikte hukuki sonuçlar doğar ve yetki devralan şirketin organlarına geçer.
Yönetim Organının Süreçteki Yetki ve Görevleri
Birleşme veya bölünme işlemlerinde yönetim kurulu üyeleri veya limited şirket müdürleri, hazırlık aşamasından tescil aşamasına kadar şirketi temsil etme yetkisine sahiptir. Bu süreçte yönetim organı, birleşme veya bölünme sözleşmesini hazırlamak, gerekli denetimleri yaptırmak ve genel kurul onayını almakla yükümlüdür.
Şirket adına atılacak imzalar, ticaret unvanı altına tescilli yetkililer tarafından atılır. Tescil işlemi gerçekleşene kadar mevcut temsilcilerin yetkileri devam eder; bu nedenle tescil öncesi işlemlerde eski yetki sınırlarına sadık kalınması zorunludur.
Birleşme sürecinde dikkat edilmesi gereken temel şartlar:
- Yönetim organı tarafından hazırlanan birleşme sözleşmesi ve raporunun varlığı.
- Genel kurulun birleşme veya bölünme kararını onaylaması.
- Temsil yetkisinin esas sözleşme veya iç yönerge ile belirlenen sınırlar içinde kullanılması.
- Ticaret siciline tescil ve ilan işlemlerinin tamamlanması.
Sorumlulukların Dağılımı ve Sınırları

Şirket, ortak, yönetici ve temsilci sorumluluğu, birleşme ve bölünme işlemlerinde farklı hukuki temellere dayanır. Külli halefiyet ilkesi gereği, malvarlığı bir bütün olarak devralan şirkete geçerken, yöneticiler kanundan doğan yükümlülüklerini ihlal ettikleri takdirde şahsen sorumlu tutulabilirler.
Ortakların sorumluluğu ise devralan şirketin türüne ve sözleşme hükümlerine göre değişiklik gösterir. Temsil yetkisine getirilen parasal veya niteliksel sınırlamalar, ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmedikçe iyi niyetli üçüncü kişileri bağlamaz; bu nedenle tescil kayıtlarının güncelliği büyük önem arz eder.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Birleşme ve bölünme süreçlerinde yönetim organlarının temsil yetkisi, tescil anına kadar mevcut imza sirküleri ile bağlıdır. Tescil öncesi işlemlerde yetki aşımından kaçınmak için esas sözleşme ve iç yönerge hükümleri titizlikle incelenmelidir. Özellikle temsil yetkisine getirilen parasal sınırlamaların ticaret sicilinde tescil edilmemiş olması, üçüncü kişilere karşı sorumluluk riskini doğurabilir. Bu nedenle, işlem sürecinde tescil kayıtlarının güncelliği ve iç yönerge uyumu, hukuki güvenliğin sağlanması bakımından kritik bir kontrol noktasıdır.”
Uyuşmazlık Çözümü ve Önleyici Tedbirler
Birleşme ve bölünme sözleşmelerinde temsil yetkisinin kapsamı ve sorumlulukların dağılımı açıkça düzenlenmelidir. Hukuki durum tespiti (due diligence) süreci, gizli borçların ve yetki aşımı risklerinin önceden belirlenmesi için en etkili önleyici tedbirdir.
İşlemin iptali veya sorumluluk davaları, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca genel mahkemelerde görülür. Sözleşme aşamasında temsil yetkilerinin netleştirilmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilmesini sağlar.
Birleşme ve Bölünmede Temsil Yetkisinin Devri ve İç Yönerge Sınırları
Şirket yönetim organları, birleşme veya bölünme sürecinde temsil yetkisini devretmek istediklerinde, Türk Ticaret Kanunu uyarınca esas sözleşmede bu yönde bir yetki hükmünün bulunması şarttır. Yönetim kurulu, temsil yetkisini kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine ya da müdürlere devredebilir; ancak bu devir işlemi, şirketin yönetim ve temsil yetkisinin tamamen devredildiği anlamına gelmez. İç yönerge ile belirlenen yetki sınırları, tescil ve ilan edilmediği sürece üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Uygulamada, birleşme sözleşmesinin imzalanması aşamasında temsilcilerin yetki sınırlarının aşılması, işlemin geçerliliğini doğrudan etkileyen bir risk faktörüdür. Eğer temsilci, esas sözleşmede öngörülen imza yetkisi sınırlarını aşarak birleşme sözleşmesini imzalarsa, bu işlem şirket için bağlayıcı olmayabilir. Bu nedenle, birleşme sürecine giren şirketlerin, temsilcilerin imza yetkilerini gösteren güncel imza sirkülerini ve iç yönergelerini, işlem öncesinde ticaret sicili kayıtlarıyla karşılaştırmaları zorunludur.
Külli Halefiyet İlkesi ve Temsil Yetkisinin Geçişi
Birleşme ve bölünme işlemlerinde külli halefiyet ilkesi gereği, devrolunan şirketin tüm hak ve borçları, tescil anı itibarıyla devralan şirkete kendiliğinden geçer. Bu geçiş süreci, temsil yetkisinin de hukuki bir dönüşüme uğramasına neden olur; devrolunan şirketin temsilcilerinin yetkileri, tescil ile birlikte sona erer. Devralan şirketin yönetim organı, tescil anından itibaren devrolunan şirketin malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisini tek başına kullanmaya başlar.
Tescil anına kadar geçen süreçte, devrolunan şirketin temsilcileri, olağan işlerin yürütülmesi dışında şirketi yükümlülük altına sokacak tasarruflardan kaçınmalıdır. Aksi takdirde, tescil öncesi yapılan ve şirketin malvarlığını haksız yere azaltan işlemler, yöneticilerin sorumluluğuna yol açabilir. Devralan şirket, tescil sonrası dönemde devrolunan şirketin eski temsilcilerinin yaptığı işlemleri, ancak açıkça onaylaması durumunda üstlenmiş sayılır; bu durum, devralma öncesi yapılan hukuki durum tespiti çalışmalarının önemini artırır.
İmza Yetkisi Uyuşmazlıklarında İspat ve Belgelendirme
Birleşme veya bölünme işlemlerinde temsil yetkisinin usulüne uygun kullanılıp kullanılmadığına dair uyuşmazlıklarda, ticaret sicili kayıtları temel ispat aracıdır. Temsil yetkisinin kapsamı, ticaret sicilinde tescil edilen esas sözleşme hükümleri ve iç yönergeler ile belirlenir; bu belgelerin dışında kalan sözlü talimatlar veya yönetim kurulu kararları, üçüncü kişilere karşı temsil yetkisini genişleten bir delil olarak kabul edilmez. Şirketler, temsil yetkisinin sınırlarını belirleyen belgeleri, işlem dosyalarında eksiksiz muhafaza etmelidir.
İmza yetkisinin kötüye kullanılması veya yetki aşımı iddialarında, işlemin karşı tarafının iyi niyetli olup olmadığı, ticaret sicilindeki ilanların incelenip incelenmediği üzerinden değerlendirilir. Eğer birleşme sözleşmesi, yetkisiz temsilciler tarafından imzalanmışsa, bu durum işlemin tescilini engelleyebilir veya tescil sonrası iptal davalarına konu olabilir. Şirketlerin, temsilcilerin imza yetkilerini birleşme sürecinin her aşamasında kontrol etmeleri ve yetki değişikliklerini derhal ticaret siciline bildirmeleri, hukuki güvenliğin sağlanması açısından temel bir gerekliliktir.
Uygulama Notu: Birleşme ve bölünme süreçlerinde temsil yetkisi, tescil anına kadar mevcut şirket yapısına göre, tescil sonrasında ise devralan şirketin yönetim organı tarafından kullanılır. Tescil öncesi yapılan işlemlerde imza sirküleri ve iç yönerge sınırlarına uyulmaması, işlemin geçersizliği veya yöneticilerin şahsi sorumluluğu gibi ciddi hukuki riskler doğurabilir.
Sık Sorulan Sorular
Tescil öncesi yapılan işlemlerde kimin imza yetkisi geçerlidir?
Tescil gerçekleşene kadar şirketin mevcut imza sirkülerinde yer alan temsilcilerin yetkileri geçerliliğini korur.
Yönetim kurulu temsil yetkisini nasıl devreder?
Esas sözleşmede hüküm bulunması kaydıyla, yönetim kurulu bir iç yönerge hazırlayarak temsil yetkisini sınırlandırabilir veya devredebilir; bu yönergenin tescili zorunludur.
Rekabet Kurulu izni hangi durumlarda gereklidir?
İşlem, ilgili tebliğlerde belirtilen ciro eşiklerini aşıyorsa, tescil öncesinde Rekabet Kurulu’ndan izin alınması zorunludur.
