İtirazın iptali ve itirazın kaldırılması, ilamsız icra takibine borçlu tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla alacaklının başvurduğu yargısal yollardır. Bu yollar, alacaklının elindeki delil durumuna ve tercihine göre, durmuş olan icra takibini yeniden işler hale getirmek için kullanılır; ancak her iki yolun ispat şartları, görevli mercileri ve sonuçları birbirinden farklıdır.
İtirazın İptali Davası Nedir ve Hangi Durumlarda Kullanılır?
İtirazın iptali davası, alacaklının genel mahkemelerde açtığı ve yargılamanın genel hükümlere göre yürütüldüğü bir eda davasıdır. Alacaklının elinde İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesinde sayılan özel belgeler bulunmadığında veya alacaklı genel mahkemelerde tanık, yemin, ticari defterler gibi her türlü delille alacağını ispat etmek istediğinde bu yola başvurulur.
- Süre: İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır.
- Görevli Merci: Uyuşmazlığın niteliğine göre görevli genel mahkemelerdir.
- Sonuç: Dava kabul edilirse borçlunun itirazı iptal edilir ve takip kaldığı yerden devam eder. Ayrıca borçlunun haksızlığı tespit edilirse, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilebilir.
İtirazın Kaldırılması Nedir ve Hangi Durumlarda Kullanılır?

İtirazın kaldırılması, icra mahkemesinde görülen, daha hızlı ve sınırlı bir incelemeyi içeren özel bir takip hukuku yoludur. Alacaklının elinde İİK m. 68’de sınırlı olarak sayılan noter onaylı senetler, resmi dairelerin verdiği belgeler veya kredi kurumlarının belgeleri gibi güçlü belgeler varsa bu yola başvurulur.
- Süre: İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesinden talep edilmelidir.
- Görevli Merci: İcra mahkemesidir.
- Sonuç: İnceleme dar kapsamlıdır; mahkeme sadece sunulan belgeler üzerinden karar verir. İtirazın kaldırılması kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez.
| Özellik | İtirazın İptali | İtirazın Kaldırılması |
|---|---|---|
| Görevli Merci | Genel Mahkemeler | İcra Mahkemesi |
| İspat Sınırı | Geniş (Her türlü delil) | Dar (İİK m. 68 belgeleri) |
| Kesin Hüküm | Maddi anlamda kesin hüküm | Takip hukuku açısından sonuç |
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
İtirazın iptali ve itirazın kaldırılması yolları arasındaki temel ayrım, alacaklının elindeki belgenin niteliği ve ispat gücüdür. İcra mahkemesinde görülen itirazın kaldırılması, yalnızca kanunda sınırlı olarak sayılan belgelerle sınırlı, hızlı bir inceleme imkanı sunar. Buna karşın genel mahkemelerde açılan itirazın iptali davası, daha geniş ispat olanakları sağlar ve verilen karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Hangi yolun tercih edileceği, eldeki delillerin İcra ve İflas Kanunu kapsamında değerlendirilmesine bağlıdır.”
Takip İşlemi ile Dava Yolu Arasındaki Farklar
İcra takibi, icra dairesinde başlatılan bir idari süreçtir; itirazın iptali veya kaldırılması ise bu sürecin durması üzerine başvurulan yargısal yollardır. İtirazın iptali davası açmak, icra takibini kendiliğinden devam ettirmez; davanın kazanılması gerekir. İspat noktasında, itirazın kaldırılmasında sadece kanunda sayılan belgelerle ispat mümkünken, itirazın iptali davasında genel hükümler geçerli olduğundan ispat imkanı daha geniştir.
İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması Süreçlerinde İspat Yükü ve Belge Niteliği
İtirazın iptali davası ile itirazın kaldırılması talebi arasındaki en temel ayrım, ispatın dayandığı delil türü ve mahkemenin inceleme yetkisidir. İtirazın kaldırılması yolunda, icra mahkemesi hakimi yalnızca İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesinde sınırlı olarak sayılan belgeleri dikkate alır. Bu belgeler; noterlikçe tasdik edilmiş imzalı ikrarı içeren senetler, resmi dairelerin veya yetkili makamların kendi usullerine göre verdikleri belgeler veya borçlunun icra dairesindeki ikrarı gibi kesin delil niteliği taşıyan unsurlardır. Eğer alacaklının elindeki belge bu nitelikte değilse, icra mahkemesi inceleme yapmaksızın talebi reddeder. Buna karşılık itirazın iptali davasında, genel mahkemeler uyuşmazlığı genel hükümlere göre ele alır. Bu süreçte tanık beyanları, yemin teklifi, ticari defter kayıtları ve diğer her türlü hukuka uygun delil, alacağın varlığını ispat etmek için kullanılabilir. Dolayısıyla, elinde güçlü bir yazılı belgesi bulunmayan alacaklı için itirazın iptali davası, ispat imkanının genişliği nedeniyle daha elverişli bir yargılama yolu olarak öne çıkar.
İtirazın İptali ve Kaldırılması Kararlarının Hukuki Sonuçları
İtirazın iptali davası, nihai karar verildiğinde maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Bu durum, davanın tarafları arasında aynı konu ve sebebe dayalı olarak yeniden dava açılmasının engellenmesi anlamına gelir. Mahkeme, borçlunun itirazının haksız olduğuna kanaat getirirse, takibin devamına karar verir ve alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedebilir. İcra inkar tazminatı, alacağın likit (belirlenebilir) olması şartıyla, borçlunun itirazında haksız çıkması durumunda uygulanan bir yaptırımdır.
İtirazın kaldırılması ise icra mahkemesinde görülen bir takip hukuku süreci olduğundan, verilen karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. İcra mahkemesinin itirazın kaldırılması talebini reddetmesi, alacaklının alacağının hiç olmadığı anlamına gelmez; yalnızca sunulan belgelerin icra takibini devam ettirmek için yeterli görülmediğini ifade eder. Bu nedenle, itirazın kaldırılması talebi reddedilen alacaklı, genel mahkemelerde itirazın iptali davası açarak alacağını genel hükümler çerçevesinde tekrar talep edebilir. Aynı şekilde, itirazın kaldırılması kararı ile takibi devam eden borçlu da, borçlu olmadığını ispat etmek amacıyla genel mahkemelerde menfi tespit davası açma hakkını korur.
Uygulamada Karşılaşılan Hatalar ve Hak Kayıpları
İcra takibine yapılan itirazın ardından izlenecek yolun yanlış seçilmesi, ciddi zaman ve maliyet kayıplarına yol açabilir. En sık karşılaşılan hata, elinde İİK m. 68 kapsamında bir belge bulunmayan alacaklının, icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna başvurmasıdır. Bu durumda mahkeme, belgenin niteliği gereği talebi usulden reddedecek ve alacaklı, dava açma süresini boşa harcamış olacaktır. Ayrıca, itirazın iptali davası için öngörülen 1 yıllık sürenin, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren başladığı unutulmamalıdır. Bu sürenin geçirilmesi, ilamsız icra takibinin iptali sonucunu doğurur ve alacaklı, takibi devam ettirme imkanını tamamen kaybeder. İtirazın kaldırılması için öngörülen 6 aylık süre ise daha kısa bir hak düşürücü süre olup, bu sürenin takibi ile genel mahkemelerdeki dava açma süresinin karıştırılması, alacaklının hukuki koruma yollarını kapatabilir. Her iki yola başvurmadan önce, eldeki belgelerin ispat gücünün ve uyuşmazlığın tabi olduğu özel dava şartlarının (arabuluculuk gibi) titizlikle değerlendirilmesi, sürecin başarıyla sonuçlanması için gereklidir.
Sık Sorulan Sorular
İtirazın iptali davası açmak için arabuluculuk zorunlu mu?
Evet, ticari davalar veya işçi-işveren uyuşmazlıkları gibi arabuluculuğun dava şartı olduğu durumlarda, itirazın iptali davası açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.
Süreleri kaçırırsam ne olur?
İtirazın iptali için 1 yıllık, itirazın kaldırılması için 6 aylık süreler hak düşürücüdür. Bu süreler geçirilirse, ilgili icra takibine devam etme imkanı sona erer; ancak alacaklı genel hükümlere göre alacak davası açma hakkını saklı tutabilir.
İtirazın kaldırılması talebim reddedilirse ne yapabilirim?
İcra mahkemesinin kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden, yasal süresi içinde genel mahkemelerde itirazın iptali davası açabilirsiniz.
