Velayeti kendisinde bulunmayan ebeveynin, çocuğun eğitim, sağlık ve genel gelişimine ilişkin bilgilerden haberdar olma ve mahkemece belirlenen takvim çerçevesinde çocukla düzenli olarak şahsi ilişki kurma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ebeveynlik sıfatının devamı niteliğinde olup, çocuğun üstün yararı ilkesi gereği ebeveyn ile çocuk arasındaki bağın korunmasını amaçlar. Ancak bu haklar mutlak olmayıp, çocuğun huzurunun tehlikeye girdiği veya istismar gibi özel durumlarda mahkeme kararıyla sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir.
Bilgi Alma Hakkının Kapsamı ve Sınırları
Türk Medeni Kanunu kapsamında velayeti olmayan ebeveynin okul, hastane veya diğer üçüncü kişilerden doğrudan bilgi alma hakkını düzenleyen özel bir hüküm bulunmamaktadır. Uygulamada bu süreç, velayet hakkı sahibi ebeveynin rızasına veya mahkeme kararına bağlı olarak yürütülmektedir.
Çocuğun sağlık ve eğitim bilgileri kişisel veri niteliği taşıdığından, okul veya sağlık kuruluşları velayet belgesi veya mahkeme kararı olmaksızın bu bilgileri paylaşmayı reddedebilir. Velayet sahibi ebeveynin, çocuğun önemli yaşam olayları hakkında diğer ebeveyni bilgilendirmesi, çocuğun yararına uygun bir tutum olarak kabul edilir. Bu yükümlülüğün ağır biçimde ihlali, velayetin değiştirilmesi davasına konu olabilir.
Kişisel İlişki Kurma Hakkı ve Çocuğun Üstün Yararı
Kişisel ilişki, velayeti olmayan ebeveynin çocukla belirli gün ve saatlerde görüşmesi, vakit geçirmesi ve iletişim kurmasıdır. Bu düzenleme yapılırken temel ölçüt, çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimidir.
Kişisel ilişki hakkı kamu düzenine ilişkin bir konu olduğundan, mahkemeler bu düzenlemeyi re’sen yapar. Taraflar kendi aralarında anlaşsalar dahi, bu anlaşmanın çocuğun yararına aykırı olduğu tespit edilirse mahkeme müdahale edebilir. Çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi, şiddet veya istismar gibi durumlarda kişisel ilişki sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Velayeti olmayan ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı, çocuğun üstün yararı ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu hak, sadece ebeveynin bir talebi değil, çocuğun her iki ebeveyniyle de sağlıklı bağ kurma ihtiyacının bir sonucudur. Uygulamada, velayet sahibi ebeveynin bu ilişkiyi engellemesi veya bilgi paylaşımından kaçınması, çocuğun gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu tür uyuşmazlıklarda mahkeme kararlarının icrası, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri aracılığıyla uzmanlar gözetiminde yürütülerek çocuğun psikolojik güvenliği ön planda tutulmaktadır.”
Uygulama Süreci ve Görevli Merci

Velayet ve kişisel ilişki ile ilgili uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri bu görevi üstlenir.
Kişisel ilişki kararlarının icrası, İcra Müdürlükleri yerine Adalet Bakanlığı bünyesindeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri tarafından, uzmanlar eşliğinde ve çocuk dostu mekanlarda gerçekleştirilir. Velayet sahibi ebeveynin mahkeme kararına rağmen çocuğu göstermemesi durumunda, velayetin değiştirilmesi davası açılması gündeme gelebilir.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Durumlar
Velayetin kendisinde olmaması, ebeveynin çocuk üzerindeki tüm haklarının sona erdiği anlamına gelmez; ebeveynlik sıfatı hukuken devam eder. Çocuğun görüşmek istememesi durumunda, kişisel ilişkinin kendiliğinden sona erdiği varsayılmaz; bu durumda mahkemeye başvurarak durumun uzmanlarca değerlendirilmesi ve kararın güncellenmesi gerekir.
Aile içi şiddet iddiası veya çocuğun üstün yararını doğrudan etkileyen velayet ve kişisel ilişki konuları, kamu düzeni gereği arabuluculuğa elverişli değildir. Bu nedenle, bu tür uyuşmazlıkların çözümünde mahkeme süreci esastır.
Eğitim ve Sağlık Kurumlarında Bilgi Edinme Prosedürü
Velayeti elinde bulundurmayan ebeveynin, çocuğun eğitim ve sağlık kayıtlarına erişim talebi, kurumların kişisel verilerin korunması konusundaki hassasiyeti nedeniyle genellikle yazılı bir belgeye dayanmalıdır. Okul yönetimi veya sağlık kuruluşu, velayet hakkının kimde olduğunu teyit etmek amacıyla mahkeme kararının bir örneğini talep edebilir. Bu noktada, mahkeme kararında kişisel ilişki hakkının açıkça düzenlenmiş olması, kurumların bilgi paylaşımını kolaylaştıran temel dayanaklardan biridir.
Kurumların bilgi vermekten kaçınması durumunda, ebeveynin velayet sahibi taraftan bu bilgileri talep etmesi ilk adım olmalıdır. Eğer velayet sahibi ebeveyn, çocuğun eğitim durumu veya sağlık gelişimi hakkında kasıtlı olarak bilgi gizliyorsa, bu durum çocuğun üstün yararı ilkesine aykırılık teşkil edebilir. Bilgiye erişimin engellenmesi, çocuğun gelişimini takip etme hakkını kısıtladığı için, mahkemeden bu konuda bir tedbir kararı alınması veya mevcut kararın açıklığa kavuşturulması talep edilebilir.
Kişisel İlişki Düzenlemesinde Değişiklik ve Uyarlama Şartları
Mahkeme tarafından belirlenen kişisel ilişki takvimi, kararın verildiği tarihteki şartlara göre oluşturulur; ancak çocuğun yaşı, okul durumu veya ebeveynlerin ikametgah değişikliği gibi somut olgular bu takvimin güncellenmesini zorunlu kılabilir. Kişisel ilişki düzenlemesinin çocuğun yararına hizmet etmediği veya uygulanamaz hale geldiği durumlarda, taraflar mahkemeye başvurarak mevcut kararın yeniden değerlendirilmesini isteyebilir. Bu süreç, yeni bir dava açılmasını gerektirebileceği gibi, mevcut dosya üzerinden talep yoluyla da yürütülebilir.
Çocuğun görüşme saatlerinde veya günlerinde değişiklik yapılması talebi, mahkeme tarafından uzman görüşü alınarak değerlendirilir. Özellikle çocuğun okul başarısının düşmesi veya sosyal faaliyetlerinin aksaması gibi gerekçeler, kişisel ilişki saatlerinin yeniden düzenlenmesi için geçerli bir sebep olarak kabul edilebilir. Mahkeme, bu tür talepleri incelerken çocuğun görüşünü de yaşına ve olgunluk düzeyine göre dikkate alarak, ebeveynler arasındaki çatışmayı en aza indirecek bir denge gözetir.
İcra Sürecinde Uzman Desteği ve Çocuk Dostu Yaklaşım
Kişisel ilişki hakkının fiilen kullanılamadığı hallerde, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yürütülen süreç, çocuğun psikolojik bütünlüğünü korumayı hedefler. Bu birimler, çocuğun ebeveyniyle buluşması sırasında uzmanlar aracılığıyla gözlem yapar ve sürecin çocuk üzerinde olumsuz bir etki yaratmaması için gerekli tedbirleri alır. İcra sürecinin başlaması için mahkeme kararının kesinleşmiş olması gerekmez; geçici tedbir kararları da bu birimler aracılığıyla yerine getirilebilir.
Uygulama aşamasında velayet sahibi ebeveynin çocuğu teslim etmemesi, hukuki yaptırımları beraberinde getirebilir. Ancak bu yaptırımlar, çocuğun üstün yararı gözetilerek, onunla olan ilişkiyi daha fazla zedelemeyecek şekilde uygulanmalıdır. Uzmanlar, çocuğun görüşmeye direnç göstermesi durumunda, bu direncin nedenlerini araştırarak mahkemeye rapor sunar; bu raporlar, sonraki hukuki süreçlerde kişisel ilişki düzenlemesinin yeniden şekillendirilmesinde temel delil niteliği taşır.
Sık Sorulan Sorular
Velayeti olmayan ebeveyn okuldan bilgi alabilir mi?
Doğrudan yasal bir zorunluluk bulunmamakla birlikte, velayet sahibinin rızası veya mahkeme kararı ile okuldan bilgi alınabilir.
Çocuğumu göstermiyorlar, ne yapmalıyım?
Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü üzerinden icra sürecini başlatabilir veya durumun devamlılığı halinde velayetin değiştirilmesi davası açabilirsiniz.
Kişisel ilişki hakkından feragat edilebilir mi?
Hayır, bu hak çocuğun üstün yararı ile ilgili olduğundan kişiye bağlıdır ve feragat edilemez.
