Nafakanın azaltılması veya kaldırılması, tarafların mali durumlarının önemli ölçüde değişmesi veya hakkaniyetin artık mevcut nafaka miktarının devamını gerektirmemesi durumunda mümkündür. Bu süreç, mahkeme kararıyla hükmedilen nafaka yükümlülüğünün, değişen hayat koşullarına uyarlanmasını sağlayan hukuki bir mekanizmadır. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü gibi hallerde yoksulluk nafakası kendiliğinden sona ererken, diğer durumlarda mahkeme kararı aranır.
Nafaka Türlerine Göre Sona Erme ve Değişiklik Şartları
Nafaka yükümlülüğü, türüne göre farklı hukuki sonuçlar doğurur. Yoksulluk nafakasında, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü durumunda nafaka kendiliğinden sona erer; bu hallerde mahkeme kararına gerek yoktur.
Bunun dışındaki durumlarda nafakanın kaldırılması veya azaltılması için mahkeme kararı şarttır. Yoksulluğun ortadan kalkması, nafaka alacaklısının mali durumunun iyileşmesi veya kendi geçimini sağlayacak düzeye gelmesi durumunda gündeme gelir. Ayrıca, nafaka alacaklısının evlilik bağı olmaksızın bir başkasıyla evliymiş gibi yaşaması veya haysiyetsiz hayat sürmesi de nafakanın kaldırılması için geçerli sebeplerdir.
Mali durum değişikliği, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün önemli ölçüde azalması veya alacaklının gelirinin artması durumunda da talep edilebilir. İştirak nafakasında ise çocuğun reşit olması veya kendi kazancıyla geçinmeye başlaması gibi durumlar nafakanın sona ermesini veya miktarının yeniden belirlenmesini gerektirebilir.
Kamu Düzeni ve Çocuk Yararı
Nafaka davalarında tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği konular ile kamu düzenini ilgilendiren konular birbirinden ayrılır. Özellikle iştirak nafakasında çocuğun üstün yararı esastır. Taraflar boşanma protokolünde nafaka miktarını belirlemiş olsalar dahi, sonradan ortaya çıkan koşul değişiklikleri veya çocuğun ihtiyaçlarının artması durumunda, hakkaniyet gereği nafaka miktarı mahkemece yeniden düzenlenebilir.
Bu tür davalarda mahkeme, çocuğun eğitim, sağlık ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını ön planda tutar. Tarafların kendi aralarında yaptıkları anlaşmalar, çocuğun menfaatine aykırı sonuçlar doğuruyorsa mahkeme tarafından yeniden değerlendirilebilir.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Nafakanın azaltılması veya kaldırılması taleplerinde, mahkemece yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırması belirleyicidir. Tarafların dava tarihindeki mali güçleri ile nafakanın bağlandığı tarihteki koşullar karşılaştırılarak hakkaniyete uygun bir karar verilir. Özellikle iştirak nafakasında çocuğun üstün yararı gözetildiğinden, tarafların kendi aralarındaki anlaşmalar dahi mahkeme denetimine tabidir. Geçmişe dönük iade taleplerinin hukuki dayanağı bulunmadığı ve nafaka yükümlülüğünün sona ermesinin kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm ifade ettiği unutulmamalıdır.”
Görevli Merci ve Süreç

Nafakanın azaltılması veya kaldırılması davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri bu davalara bakar.
- Dava, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
- Bu tür davalar için kanunda öngörülmüş özel bir hak düşürücü süre yoktur; koşullar oluştuğu her an dava açılabilir.
- Aile içi şiddet iddialarının bulunduğu veya kamu düzenini ilgilendiren durumlarda, arabuluculuk süreci nafaka davaları için genellikle elverişli değildir.
Gerekli Belgeler ve İspat
Dava sürecinde tarafların mali durumlarını gösteren güncel belgeler delil olarak sunulmalıdır. Maaş bordroları, tapu kayıtları, banka hesap hareketleri ve kira sözleşmeleri gibi belgeler, mahkemenin karar vermesinde temel dayanak oluşturur.
Mahkeme, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını (SED) araştırarak, önceki karar tarihindeki koşullar ile dava tarihindeki koşulları karşılaştırır. Emeklilik veya yeniden evlenme gibi durumlar, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü etkilediği ölçüde azaltma davasına konu olabilir ancak bu durumlar nafakanın kendiliğinden kalkması için yeterli değildir.
Mali Durum Değişikliğinin İspatında Sosyal ve Ekonomik Durum Araştırması
Nafakanın azaltılması veya kaldırılması taleplerinde mahkeme, tarafların dava tarihindeki güncel mali durumlarını karşılaştırmalı olarak inceler. Bu inceleme, tarafların beyanlarının ötesinde, kolluk kuvvetleri aracılığıyla yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırması (SED) ile desteklenir. Söz konusu araştırma; tarafların aylık gelirlerini, sahip oldukları taşınmazları, kira giderlerini ve bakmakla yükümlü oldukları diğer kişileri kapsayan somut verileri ortaya koyar. Mahkeme, nafaka yükümlüsünün ödeme gücündeki azalmanın süreklilik arz edip etmediğini ve bu durumun nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını karşılamasına engel teşkil edip etmediğini değerlendirir.
İspat yükü, nafakanın azaltılmasını veya kaldırılmasını talep eden tarafa aittir. Yükümlü taraf, gelir kaybını veya alacaklının mali durumundaki iyileşmeyi gösteren belgeleri mahkemeye sunmalıdır. Örneğin, iş kaybı, sağlık giderlerinin artması veya yeni bir aile kurmuş olma gibi durumlar, nafaka miktarının yeniden belirlenmesinde dikkate alınır. Ancak, sadece gelirdeki cüzi bir azalma nafakanın azaltılması için yeterli görülmeyebilir; değişikliğin nafaka miktarını etkileyecek düzeyde önemli ve kalıcı olması beklenir.
Nafaka Yükümlülüğünün Yeniden Düzenlenmesinde Hakkaniyet İlkesi
Hakkaniyet ilkesi, nafaka miktarının belirlenmesinde ve değiştirilmesinde mahkemeye geniş bir takdir yetkisi tanır. Nafaka, alacaklının yoksulluğunu gidermeyi amaçlarken, yükümlünün de yaşam standardını aşırı derecede düşürmemeyi hedefler. Mahkeme, tarafların boşanma sonrası oluşan yeni yaşam koşullarını, enflasyon etkisini ve temel yaşam ihtiyaçlarını dengeleyerek karar verir. Bu süreçte, nafaka alacaklısının çalışmaya başlaması veya miras yoluyla gelir elde etmesi gibi durumlar, nafakanın kaldırılması veya miktarının sembolik düzeye indirilmesi için haklı gerekçe oluşturabilir.
Yeniden düzenleme taleplerinde, tarafların boşanma davası sırasındaki mali durumları ile mevcut durumları arasındaki farkın boyutu belirleyicidir. Eğer nafaka yükümlüsü, kendi kusuru olmaksızın ödeme gücünü kaybetmişse, mahkeme nafaka miktarını hakkaniyete uygun şekilde uyarlar. Öte yandan, nafaka alacaklısının yaşam tarzındaki lüks harcamalar veya gelir artışı, nafakanın artık yoksulluğu giderme amacını taşımadığını gösteren bir delil olarak değerlendirilebilir. Mahkeme, her somut olayın özelliğine göre, nafakanın devamının taraflar arasında bir adaletsizlik yaratıp yaratmadığını denetler.
Geçici Tedbir Nafakası ve Dava Sürecindeki Etkisi
Nafakanın azaltılması veya kaldırılması davası devam ederken, mahkeme tarafından dava süresince geçerli olacak geçici tedbir nafakasına hükmedilebilir. Bu tedbir, davanın sonuçlanmasına kadar tarafların mağduriyetini önlemeyi amaçlar. Eğer dava, nafakanın kaldırılması talebiyle açılmışsa ve mahkemece bu yönde güçlü deliller görülürse, dava süresince ödenecek tedbir nafakasının miktarı da bu doğrultuda belirlenebilir. Dava sonunda verilen nihai karar, dava tarihinden itibaren geçerli olacağından, tedbir nafakası ile nihai nafaka miktarı arasındaki farklar dava sonunda mahkemece mahsup edilir.
Dava süreci boyunca tarafların mali durumlarında meydana gelen ani değişiklikler, mahkemeye sunulacak ek dilekçelerle bildirilmelidir. Mahkeme, dava devam ederken tarafların ekonomik verilerinde meydana gelen güncel değişimleri takip eder ve nihai hükmü bu veriler ışığında kurar. Bu nedenle, dava süresince tarafların gelir veya giderlerini etkileyen her türlü yeni gelişme, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.
Sık Sorulan Sorular
Nafaka kararı geriye dönük olarak kaldırılabilir mi?
Nafaka yükümlülüğünün sona ermesi veya azaltılması kararı, kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm ifade eder; geçmişe dönük ödenmiş nafakaların iadesi mümkün değildir.
Nafaka yükümlüsünün emekli olması nafakanın kalkmasını sağlar mı?
Emeklilik, nafakanın kendiliğinden kalkması için yeterli değildir; ancak ödeme gücünü önemli ölçüde etkilediği kanıtlanırsa azaltma davasına konu edilebilir.
İştirak nafakası hangi durumlarda sona erer?
İştirak nafakası, çocuğun reşit olması veya kendi kazancıyla geçinmeye başlaması gibi durumların gerçekleşmesiyle sona erebilir.
