Koruma kararına itiraz, kararın tefhim veya tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde aile mahkemesine sunulacak bir dilekçe ile gerçekleştirilir. Bu süreçte itiraz başvurusu, tedbir kararının uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz ve itirazı inceleyen mahkemenin verdiği karar kesin niteliktedir.
İtiraz Süreci ve Görevli Merci
6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarına karşı itiraz yolu açık olup, başvuru kararı veren mahkemeye veya mülki amirin kararı söz konusu ise aile mahkemesine yapılır. İtiraz dilekçesi, kararın kaldırılması, değiştirilmesi veya kapsamının genişletilmesi taleplerini içermelidir.
İtirazı incelemekle görevli merci, genellikle bir sonraki numaralı aile mahkemesidir. İnceleme kural olarak duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden gerçekleştirilir ve mahkeme kararını bir hafta içinde verir. İtiraz üzerine verilen bu karar kesin olduğundan, bu aşamadan sonra tekrar itiraz yolu kapalıdır.
İtiraz Dilekçesinde Bulunması Gerekenler
İtiraz dilekçesinde, tedbir kararının neden haksız veya orantısız olduğu gerekçelendirilmelidir. Kararın tebliğ edildiğine dair belge, sürenin başlangıcını ispat etmek adına dilekçeye eklenmelidir.
İddiaların aksini kanıtlayan tanık listesi, yazışmalar veya tedbirin orantısız olduğunu gösteren somut belgeler, itirazın başarısı açısından önem taşır. Müşterek konutun fiilen kullanılmadığına dair belgeler gibi, tedbirin uygulanma amacını aşan durumları kanıtlayan deliller sunulabilir.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Koruma kararlarına karşı yapılan itirazlarda, kararın haksız veya orantısız olduğunu ortaya koyan somut delillerin sunulması, sürecin başarısı için belirleyicidir. İtirazın duruşmasız olarak dosya üzerinden incelendiği unutulmamalıdır. Ayrıca, iki haftalık hak düşürücü sürenin kaçırılması durumunda itiraz hakkı sona erer. Şiddet riski içeren dosyalarda kamu düzeni ve çocuk yararı gözetildiğinden, hâkimin resen karar verme yetkisi bulunduğu ve bu tür uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.”
Koruma Kararı ve İtirazın Hukuki Sınırları

Koruyucu tedbir kararları verilirken delil veya belge aranmaz; mağdurun beyanı esas alınır. Ancak itiraz aşamasında, kararın dayanağı olan iddiaların gerçeği yansıtmadığına dair somut delillerin sunulması savunma hakkı açısından kritiktir.
Aile içi şiddet vakalarında kamu düzeni ve çocukların üstün yararı ön planda tutulur. Bu nedenle, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği özel hukuk uyuşmazlıklarından farklı olarak, hâkim şiddet riskini gördüğü durumlarda tarafların talebi olmasa dahi resen tedbir kararı verebilir. Ayrıca, aile içi şiddet iddialarının bulunduğu dosyalarda arabuluculuk yöntemine başvurulamaz.
| İşlem | Hukuki Durum |
|---|---|
| İtiraz Süresi | Tebliğ/Tefhimden itibaren 2 hafta |
| İnceleme Usulü | Duruşmasız, dosya üzerinden |
| Kararın Niteliği | İtiraz üzerine verilen karar kesindir |
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
- İki haftalık süre hak düşürücü niteliktedir; bu sürenin kaçırılması itiraz hakkının kaybedilmesine yol açar.
- İtiraz başvurusu, tedbir kararının uygulanmasını durdurmaz.
- Koruma kararı, boşanma davasından bağımsız bir süreçtir; ancak boşanma davasında kusur ispatı için delil teşkil edebilir.
Tedbirin Orantılılığı ve Uygulama Kapsamının Denetimi
İtiraz sürecinde mahkemeden beklenen temel denetim, verilen tedbirin şiddet riskini önleme amacı ile orantılı olup olmadığının saptanmasıdır. Tedbir kararı, şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali bulunan kişi üzerinde temel hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı nitelikteyse, bu kısıtlamanın somut olayın gerekleriyle uyumlu olması zorunludur. Örneğin, müşterek konuttan uzaklaştırma kararı verilirken, kişinin barınma ihtiyacı ve mülkiyet hakları ile mağdurun güvenlik ihtiyacı arasındaki denge gözetilmelidir. İtiraz dilekçesinde, tedbirin kapsamının genişliği nedeniyle kişinin yaşamını idame ettirmesinin imkansız hale geldiği veya tedbirin amacını aşan bir cezalandırma aracına dönüştüğü somut verilerle açıklanmalıdır.
Uygulama kapsamına yönelik itirazlarda, tedbirin süresi ve içeriği de denetim konusudur. Mahkeme, tedbirin süresini belirlerken şiddet riskinin devam edip etmediğini değerlendirmekle yükümlüdür; riskin ortadan kalktığına dair deliller sunulması, tedbirin kaldırılması veya süresinin kısaltılması için temel teşkil eder. Ancak, şiddet riski devam ettiği sürece, tedbirin kaldırılması talebi reddedilecektir. Bu noktada, itiraz eden tarafın, tedbirin uygulanmasıyla ilgili somut bir mağduriyet yaşadığını, ancak bu mağduriyetin şiddet riskini artırmayacak şekilde giderilebileceğini ispat etmesi, başvurunun kabul şansını artırır.
İtiraz Dilekçesinde İspat Yükü ve Delil Sunma Yöntemi
Koruma kararına itiraz ederken, kararın dayanağı olan iddiaların gerçeği yansıtmadığını veya tedbirin uygulanmasını gerektiren bir şiddet riski bulunmadığını kanıtlamak, itiraz eden tarafın sorumluluğundadır. Mahkeme, tedbir kararını verirken mağdurun beyanını esas alsa da, itiraz aşamasında sunulan deliller, kararın gözden geçirilmesi için bir zemin oluşturur. İtiraz dilekçesine eklenecek olan iletişim kayıtları, tanık beyanları veya olay anına ilişkin kamera görüntüleri, şiddet iddiasının aksini ispat etmek veya olayın bağlamını değiştirmek amacıyla kullanılabilir. Delillerin, kararın verildiği tarihten sonraki gelişmeleri değil, kararın verildiği tarihteki durumu yansıtması, mahkemenin değerlendirmesi açısından daha etkili sonuçlar doğurur.
İspat sürecinde dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olmasıdır. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden veya hukuka aykırı yollarla elde edilen kayıtlar, itiraz incelemesinde mahkeme tarafından dikkate alınmayabilir. Ayrıca, tanık listesi sunulacaksa, tanıkların olaya doğrudan tanıklık etmiş kişiler olması, beyanların inandırıcılığını artırır. İtiraz dilekçesinde, hangi delilin hangi iddiayı çürütmek için sunulduğu açıkça belirtilmeli ve delillerin kronolojik bir sıra ile dosyaya eklenmesi, mahkemenin inceleme sürecini kolaylaştırarak daha hızlı bir karar verilmesine yardımcı olur.
Kamu Düzeni ve Çocuk Yararı Bakımından İtirazın Sınırları
Aile içi şiddet vakalarında verilen koruma kararları, kamu düzenini koruma amacı taşıdığından, itiraz incelemesinde çocukların üstün yararı her türlü özel çıkarın üzerinde tutulur. Eğer tedbir kararı, çocukların güvenliğini sağlamaya yönelikse, itirazın kabul edilmesi için çocukların güvenliğinin tehlikeye girmeyeceğinin kesin olarak ispatlanması gerekir. Mahkeme, itirazı değerlendirirken, tedbirin kaldırılmasının veya değiştirilmesinin çocuk üzerinde yaratabileceği olası riskleri resen gözetir. Bu nedenle, çocukla ilgili tedbir kararlarına karşı yapılan itirazlarda, sadece ebeveynin haklılığı değil, çocuğun fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün korunması öncelikli kriterdir.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği özel hukuk uyuşmazlıklarından farklı olarak, şiddet içeren dosyalarda mahkeme, tarafların itirazdan vazgeçmesi veya uzlaşması durumunda dahi tedbir kararını kaldırmak zorunda değildir. Şiddet riski devam ettiği sürece, mahkeme kamu düzenini koruma yükümlülüğü gereği tedbirin devamına karar verebilir. Bu durum, itiraz eden tarafın, sadece karşı tarafın rızasını almasının tedbirin kaldırılması için yeterli olmadığını gösterir. İtirazın başarılı olması, ancak ve ancak şiddet riskinin tamamen ortadan kalktığının mahkeme nezdinde ikna edici delillerle ispatlanmasıyla mümkündür.
Sık Sorulan Sorular
İtiraz dilekçesi nereye verilir?
İtiraz, kararı veren mahkemeye veya mülki amirin kararı ise aile mahkemesine sunulur.
İtiraz süresi kaç gündür?
İtiraz süresi, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren 2 haftadır.
İtiraz kararı durdurur mu?
Hayır, itiraz başvurusu tedbir kararının uygulanmasını durdurmaz.
İtiraz üzerine verilen karara tekrar itiraz edilebilir mi?
Hayır, itirazı inceleyen mahkemenin verdiği karar kesindir.
Koruma kararı için mutlaka darp raporu gerekir mi?
Hayır, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için delil veya belge aranmaz; mağdurun beyanı yeterlidir.
