Aile içi şiddet hâlinde şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kişiler, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca koruyucu ve önleyici tedbir kararları isteyebilirler. Bu tedbirler, mağdurun güvenliğini sağlamak ve şiddeti durdurmak amacıyla mülki amir, kolluk veya aile mahkemesi hakimi tarafından ivedilikle alınabilir.
Koruyucu ve Önleyici Tedbirlerin Kapsamı
6284 sayılı Kanun, şiddet mağdurunu korumaya yönelik koruyucu tedbirler ile şiddet uygulayanın davranışlarını kısıtlamaya yönelik önleyici tedbirler öngörür. Koruyucu tedbirler mağdurun barınma, güvenlik, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanırken, önleyici tedbirler şiddet uygulayanın mağdura yaklaşmasını veya zarar vermesini engellemek için tasarlanmıştır.
Mağdur için talep edilebilecek koruyucu tedbirler arasında uygun barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım yapılması, psikolojik veya hukuki danışmanlık hizmeti verilmesi ve hayati tehlike hâlinde geçici koruma altına alınması yer alır. Şiddet uygulayan için ise müşterek konuttan uzaklaştırılma, mağdurun bulunduğu konuta veya işyerine yaklaşmama, silahını kolluğa teslim etme ve çocuklarla kişisel ilişki kurulmasının sınırlandırılması gibi önleyici tedbirler uygulanabilir.
Başvuru Süreci ve Delil Durumu

Tedbir kararı için başvurular aile mahkemesi hakimine, Cumhuriyet başsavcılığına, kolluk kuvvetlerine veya mülki amirlere yapılabilir. Başvuru aşamasında mağdurun beyanı esas alınır ve tedbir kararı verilmesi için ayrıca bir delil veya belge sunulması şart değildir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri tarafından verilen tedbirler, daha sonra mülki amirin veya hakimin onayına sunulur.
Verilen tedbir kararlarına karşı, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir. Süreç, şiddetin önlenmesi ve mağdurun korunması amacıyla ivedilikle yürütülür. Başvuru sırasında şiddet mağdurunun yaşadığı durumu net bir şekilde ifade etmesi ve talep ettiği tedbirleri belirtmesi, sürecin etkinliği açısından önem arz eder.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Aile içi şiddet vakalarında koruma tedbirleri, mağdurun güvenliğini sağlamak adına kamu düzeni kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği diğer uyuşmazlıkların aksine, şiddet içeren durumlarda arabuluculuk gibi uzlaşma yöntemleri kesinlikle uygulanamaz. Başvuru sürecinde mağdurun beyanı esas alınmakta olup, herhangi bir delil sunma zorunluluğu bulunmamaktadır. Tedbir kararlarının uygulanması ve olası itiraz süreçlerinde, 6284 sayılı Kanun'un sağladığı korumaların etkin kullanımı için yasal prosedürlerin ivedilikle takip edilmesi, mağdurun korunması açısından kritik bir öneme sahiptir.”
Arabuluculuk ve Şiddet İçeren Uyuşmazlıklar
Aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar, hukuk sistemimizde arabuluculuğa elverişli değildir. Kanun gereği, şiddet içeren olaylarda taraflar arasında uzlaşma veya arabuluculuk önerilemez ve bu tür süreçler yürütülemez. Şiddet vakalarında mağdurun güvenliği kamu düzeni ile doğrudan ilgili olduğundan, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği diğer aile hukuku konularından farklı olarak koruma tedbirleri tartışmaya kapalıdır.
Çocukların Korunması ve Kişisel İlişki Düzenlemeleri
Aile içi şiddet vakalarında, şiddet uygulayanın çocuklarla olan kişisel ilişkisi, çocukların üstün yararı gözetilerek sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir. Hâkim, şiddet uygulayan ebeveynin çocukla görüşmesinin çocuğun fiziksel veya ruhsal gelişimine zarar vereceği kanaatine varırsa, görüşmenin refakatçi eşliğinde yapılmasına veya görüşmenin tamamen yasaklanmasına karar verebilir. Bu tedbir, şiddetin çocuk üzerinde yarattığı travmatik etkileri minimize etmeyi hedefler ve ebeveynin velayet hakkından bağımsız olarak, çocuğun güvenliğini önceliklendirir.
Çocuk yararı ile ilgili bu kısıtlamalar, tarafların boşanma veya ayrılık davasındaki taleplerinden bağımsız olarak 6284 sayılı Kanun kapsamında ivedilikle tesis edilebilir. Şiddet uygulayan tarafın çocukla kişisel ilişki kurması, mağdur ebeveynin veya çocuğun şiddet görme riskini artırıyorsa, hâkim görüşme yerini ve zamanını değiştirebilir veya görüşmeyi tamamen askıya alabilir. Bu süreçte çocuğun beyanı, yaşı ve olgunluk düzeyi dikkate alınarak uzman görüşüne başvurulması, kararın isabetli olması bakımından belirleyici bir unsurdur.
Tedbir Kararlarının Uygulanması ve İhlal Durumu
Mahkeme veya mülki amir tarafından verilen önleyici tedbir kararlarının uygulanması, kolluk kuvvetlerinin sorumluluğundadır ve kararın tebliği ile birlikte derhal yürürlüğe girer. Şiddet uygulayanın, hakkında verilen uzaklaştırma veya yaklaşmama gibi tedbir kararlarına aykırı davranması durumunda, mağdurun durumu kolluk birimlerine veya doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına bildirmesi gerekir. İhlal durumunda, şiddet uygulayan kişi hakkında zorlama hapsi uygulanması gündeme gelebilir ve bu yaptırım, tedbirin caydırıcılığını sağlayan temel mekanizmadır.
Tedbir kararının uygulanması aşamasında, mağdurun güvenliğini tehlikeye atabilecek her türlü eylem, ihlal kapsamında değerlendirilir ve bu durumun ispatı için kolluk tutanakları veya tanık beyanları yeterli görülür. Şiddet uygulayanın tedbire aykırı hareket etmesi, sadece idari bir yaptırım değil, aynı zamanda ceza hukuku kapsamında da sonuçlar doğurabilecek bir süreçtir. Mağdurun, tedbir süresi dolmadan önce kararın uzatılmasını talep etme hakkı saklıdır; bu talep, şiddet riskinin devam ettiği durumlarda mağdurun korunma ihtiyacını sürekli kılar.
Mali Tedbirler ve Ekonomik Güvence
Şiddet mağdurunun ekonomik bağımsızlığını kazanması veya şiddet ortamından uzaklaşabilmesi için hâkim, şiddet uygulayanın mağdura nafaka ödemesine veya mağdurun geçici maddi ihtiyaçlarının karşılanmasına karar verebilir. Bu tedbir, mağdurun şiddet uygulayan kişiye ekonomik olarak bağımlı kalmasını engelleyerek, şiddet döngüsünden çıkışını kolaylaştırmayı amaçlar. Nafaka miktarı belirlenirken, mağdurun barınma ve temel yaşam giderleri öncelikli olarak dikkate alınır ve bu karar, boşanma davası açılmamış olsa dahi verilebilir.
Ekonomik tedbirler, mağdurun şiddet uygulayanın konutundan ayrılmak zorunda kaldığı durumlarda, geçici barınma ihtiyacının karşılanması veya kira yardımı gibi destekleri de kapsayabilir. Bu tür mali yükümlülükler, şiddet uygulayanın malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisini kısıtlayıcı nitelikte olabilir ve mağdurun yaşam standardının korunmasını sağlar. Hâkim, mağdurun ekonomik durumunu ve şiddet uygulayanın mali gücünü değerlendirerek, tedbirin süresini ve kapsamını somut olayın ihtiyaçlarına göre belirler.
Sık Sorulan Sorular
Koruma tedbiri kararı almak için delil sunmam gerekir mi?
Hayır, 6284 sayılı Kanun uyarınca tedbir kararı verilmesi için delil veya belge sunulması şart değildir; mağdurun beyanı esas alınır.
Şiddet içeren bir olayda arabulucuya başvurabilir miyim?
Hayır, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir ve bu tür olaylarda uzlaşma süreci yürütülemez.
Verilen tedbir kararına karşı nereye itiraz edebilirim?
Verilen tedbir kararlarına karşı, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir.
