Av. Mehmet Uğur Babuşcu · Ankara BarosuÇukurambar Mah. 1465 Sokak 9/23 Çankaya/Ankara
BABUŞCUHUKUK VE ARABULUCULUK

AİLE HUKUKU

Kişisel İlişki Kararına Uyulmaması Hâlinde Ne Yapılır?

Bir masa etrafında oturan, birbirlerinin ellerini tutan insanlar ve masanın üzerinde bulunan hukuk kitapları, kalemler ve bir adalet terazisi figürü.
İçindekilerBaşlıkları göster7 bölüm

Kişisel ilişki kararına uyulmaması hâlinde, hak sahibi ebeveynin bulunduğu yerdeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne (ADM) başvurarak kararın yerine getirilmesini talep etmesi gerekir. Bu süreç, çocuk teslimi ve kişisel ilişki işlemlerinin icra dairelerinin görev alanından çıkarılmasıyla birlikte, çocuğun üstün yararını korumak amacıyla uzmanlar eşliğinde ve çocuk dostu mekanlarda yürütülmektedir.

Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne Başvuru Nasıl Yapılır?

Kişisel ilişki kararının yerine getirilmesi için ilgili ebeveynin, elindeki mahkeme ilamı veya geçici tedbir kararı ile birlikte yetkili birime müracaat etmesi zorunludur. Başvuru işlemleri için herhangi bir harç veya masraf alınmamakta olup, tüm süreç Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmaktadır.

Eğer bulunulan yerde doğrudan bir ADM birimi bulunmuyorsa, görevli birim Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğüdür. Başvuru sırasında kimlik belgesi ve mahkeme kararı ile birlikte, varsa daha önceki ihlallere dair tutanakların sunulması sürecin takibi açısından kolaylık sağlar.

Çocuğun Üstün Yararı ve Kamu Düzeni İlişkisi

Kişisel ilişki düzenlemesi, tarafların kendi aralarında serbestçe tasarruf edebilecekleri özel bir sözleşme değil, çocuğun üstün yararı ilkesine dayanan bir kamu düzeni konusudur. Ebeveynlerin kendi aralarında yaptıkları “çocuğu göstermeme” yönündeki anlaşmalar, çocuğun ruhsal ve fiziksel gelişimini koruma amacı taşıyan mahkeme kararları karşısında hukuken geçersizdir.

Aile içi şiddet iddiası veya çocuğun güvenliğini tehdit eden durumların varlığı hâlinde, arabuluculuk veya uzlaştırma süreçleri çocuğun korunması ilkesi gereği sınırlıdır. Bu tür durumlarda, çocuğun güvenliğini öncelikleyen tedbirler mahkeme tarafından değerlendirilir ve kişisel ilişki süreci bu güvenlik kriterlerine göre yeniden düzenlenebilir.

“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Kişisel ilişki kararlarının uygulanmasında icra dairelerinin görevine son verilmesi, sürecin artık tamamen çocuk odaklı bir yaklaşımla yürütülmesini zorunlu kılmıştır. Ebeveynlerin, karara aykırı tutumları karşısında icra dairesine başvurmak yerine doğrudan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü ile iletişime geçmeleri, sürecin hukuka uygun ve hızlı ilerlemesi için kritik bir adımdır. Çocuğun üstün yararı ilkesi, tarafların kişisel anlaşmalarından üstün tutulmakta olup, bu ilkeye aykırı her türlü engelleme disiplin hapsi gibi hukuki yaptırımları beraberinde getirebilir.”

Uygulamada İcra Dairelerinin Rolü ve Değişen Sistem

Bir yetişkinin elinin, bir çocuğun elini tuttuğu yakın plan çekim. Ebeveyn-çocuk ilişkisini ve şefkati simgeleyen bir görsel.
Velayet ve Kişisel İlişki

4 Ağustos 2022 tarihi itibarıyla çocuk teslimi ve kişisel ilişki işlemleri icra dairelerinin görev alanından tamamen çıkarılmıştır. Bu tarihten sonra icra dairesine yapılan başvurular, görevsizlik nedeniyle reddedilecek yanlış başvurular olarak değerlendirilir.

Yeni sistemde “zorla teslim” kavramı terk edilmiş olup, süreç uzmanlar eşliğinde ve çocuk dostu mekanlarda gerçekleştirilmektedir. Kişisel ilişki kararlarının icra edilebilmesi için kural olarak kararın kesinleşmiş olması gerekse de, geçici tedbir kararları da mahkemenin belirlediği niteliğe göre uzmanlar eşliğinde yerine getirilebilir.

Kişisel İlişki Kararının İhlali Halinde İspat ve Tutanak Düzeni

Kişisel ilişki kararının yerine getirilmemesi durumunda, ihlalin somut olarak belgelenmesi sonraki hukuki süreçlerde ispat yükünü kolaylaştırır. Ebeveynin çocuğu teslim etmediği veya kişisel ilişkiyi engellediği her bir olayda, durumun tutanak altına alınması veya ilgili birimlere bildirilmesi, mahkeme nezdinde sistematik bir engellemenin varlığını kanıtlamak için temel delil niteliği taşır. Özellikle teslim yerinde hazır bulunulduğuna dair uzmanlar veya görevli personel tarafından tutulan kayıtlar, karara aykırı davranışı tespit eden en güçlü resmi belgedir.

Uygulamada, ebeveynin çocuğu teslim etmemek için öne sürdüğü mazeretlerin geçerliliği, çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde değerlendirilir. Çocuğun sağlık durumu veya eğitimine ilişkin zorunlu haller dışında, kişisel ilişkiyi engelleyen keyfi mazeretler hukuki koruma görmez. Bu tür durumlarda, ihlalin süreklilik arz edip etmediği, çocuğun diğer ebeveynle olan bağının zayıflatılıp zayıflatılmadığı gibi hususlar, aile mahkemesi tarafından yapılacak incelemelerde belirleyici bir rol oynar.

Velayetin Değiştirilmesi Davası ve Kişisel İlişki İhlali

Kişisel ilişki kararına uyulmaması, tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli bir sebep olmasa da, bu ihlallerin süreklilik kazanması ve çocuğun diğer ebeveynle olan ilişkisinin koparılması velayetin değiştirilmesi davasında önemli bir gerekçe oluşturabilir. Velayet hakkı, çocuğun her iki ebeveynle de sağlıklı bir bağ kurmasını sağlama yükümlülüğünü içerir; bu yükümlülüğün sürekli olarak ihlal edilmesi, velayeti elinde bulunduran ebeveynin çocuğun menfaatine uygun davranmadığına dair bir karine teşkil edebilir.

Mahkeme, velayetin değiştirilmesi talebini değerlendirirken, kişisel ilişkiyi engelleyen ebeveynin tutumunun çocuğun psikolojik gelişimi üzerindeki olumsuz etkilerini uzman raporları aracılığıyla inceler. Eğer engelleme eylemi, çocuğun diğer ebeveyne karşı yabancılaştırılmasına veya aralarındaki sevgi bağının zedelenmesine yol açıyorsa, mahkeme çocuğun üstün yararını gözeterek velayet düzenlemesini yeniden gözden geçirebilir. Bu süreçte, kişisel ilişki kararına uyulmadığına dair daha önce tutulan kayıtlar ve ADM süreçlerindeki tespitler, mahkemenin vereceği kararda temel dayanak noktalarından biri haline gelir.

Geçici Tedbir Kararlarının Uygulanma Sınırları

Kişisel ilişki düzenlemesine dair geçici tedbir kararları, dava süreci devam ederken çocuğun ebeveynle olan bağının korunması amacıyla verilir ve bu kararların uygulanması da nihai kararlar gibi aynı usullere tabidir. Tedbir kararının içeriğinde belirtilen gün, saat ve teslim yeri gibi detaylara uyulmaması, kararın icra edilebilirliğini doğrudan etkiler. Mahkeme tarafından belirlenen bu sınırların dışına çıkılması veya teslimin gerçekleştirilmemesi, tedbir kararının amacını boşa çıkardığı için mahkemeden yeni bir düzenleme veya mevcut kararın daha sıkı denetimle uygulanması talep edilebilir.

Uygulamada, geçici tedbir kararlarının uygulanmasında karşılaşılan zorluklar, mahkemenin çocuğun güvenliğini ön planda tutan ek tedbirler almasına yol açabilir. Örneğin, çocuğun teslimi sırasında taraflar arasındaki gerginliğin çocuğa yansıması durumunda, mahkeme teslimin uzman refakatinde veya daha güvenli bir ortamda yapılmasına karar verebilir. Bu tür ek tedbirler, kişisel ilişki hakkının kesintisiz devam etmesini sağlarken, aynı zamanda çocuğun olası çatışma ortamlarından korunmasını hedefler.

Uygulama Notu: Kişisel ilişki kararına uyulmaması durumunda, ihlalin her aşamasında tutanak tutulması ve ADM birimlerinin sürece dahil edilmesi, ileride açılabilecek velayetin değiştirilmesi veya disiplin hapsi talepli davalarda ispat kolaylığı sağlar. Sürecin uzmanlar eşliğinde yürütülmesi, çocuğun üstün yararının korunması adına en güvenli yoldur.

Sıkça Sorulan Sorular

Kişisel ilişki kararına uyulmaması suç mudur?

Evet, mahkeme kararına aykırı şekilde çocuğu teslim etmeyen veya kişisel ilişkiyi engelleyen ebeveyn hakkında disiplin hapsi gibi hukuki yaptırımlar uygulanabilir.

Sürekli engelleme durumunda ne yapılabilir?

Kişisel ilişki hakkının sistematik olarak engellenmesi, velayetin değiştirilmesi davası açılması için güçlü bir delil ve gerekçe oluşturabilir.

Başvuru için avukat tutmak zorunlu mu?

Hayır, başvuru için avukat tutmak zorunlu değildir; hak sahibi ebeveyn doğrudan ilgili müdürlüğe başvurarak süreci başlatabilir.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

Aynı konu başlığındaki içerikler

WhatsApp
Scroll to Top