Nafaka davalarında görevli mahkeme, 4787 sayılı Kanun uyarınca Aile Mahkemeleridir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, aile mahkemesi sıfatıyla bu davalara bakmakla görevlidir. Yetkili mahkeme, boşanma sonrası açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi olabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesi de olabilir. Bu seçimlik hak, davacıya dava açacağı yeri belirleme kolaylığı sağlar.
Görevli Merci ve Yargılama Usulü
Nafaka uyuşmazlıklarında görevli merci, aile mahkemeleridir. Aile mahkemesi kurulmamış olan yerlerde, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen asliye hukuk mahkemeleri, aile mahkemesi sıfatıyla bu davalara bakmakla görevlidir. Bu görev kuralı kamu düzenine ilişkindir ve mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır.
Dava süreci, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen basit yargılama usulüne tabidir. Bu usul, tarafların dilekçelerini sunmalarının ardından mahkemenin daha hızlı bir inceleme yapmasını hedefler. Dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftalık cevap süresi bulunmaktadır.
Yetki Kuralları ve Seçimlik Hak
Nafaka davalarında yetki, tek bir mahkemeye bağlanmamıştır. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar. Bu düzenleme, ekonomik olarak daha zayıf durumda olabilen nafaka alacaklısını korumayı amaçlar.
Bu yetki kuralı kesin yetki niteliğinde değildir. Davacı, nafaka alacaklısı olarak seçimlik hakkını kullanarak davasını kendi yerleşim yeri mahkemesinde veya Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel yetki kuralları uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesinde açabilir. Yetkisiz bir mahkemede dava açılması durumunda, davalı süresi içinde yetki itirazında bulunabilir.
“Av. Mehmet Uğur BABUŞCU
Nafaka davalarında yetki kuralı, alacaklıyı korumak amacıyla seçimlik olarak düzenlenmiştir. Davacı, kendi yerleşim yeri mahkemesini tercih edebileceği gibi davalının yerleşim yerinde de dava açabilir. Ancak bu seçimlik hakkın, davanın açıldığı ilk aşamada doğru kullanılması gerekir. Yetki itirazı, cevap dilekçesi ile süresi içinde yapılmadığı takdirde mahkemenin yetkisi kesinleşir. Bu nedenle, dava dilekçesi hazırlanırken yerleşim yeri belgelerinin ve mali durumun ispatına yönelik delillerin eksiksiz sunulması, sürecin uzamaması adına kritik bir öneme sahiptir.”
Kamu Düzeni, Çocuk Yararı ve Arabuluculuk

Nafaka davalarında tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği konular ile kamu düzenini ilgilendiren konular birbirinden ayrılmalıdır. İştirak nafakası gibi çocuğun üstün yararını ilgilendiren konularda hâkim, tarafların talepleriyle tam olarak bağlı kalmayabilir ve çocuğun ihtiyaçlarını gözeterek karar verir.
Türk hukukunda aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda dava şartı (zorunlu) arabuluculuk bulunmamaktadır. Taraflar, nafaka gibi üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konularda ihtiyari olarak arabulucuya başvurabilirler. Ancak boşanma kararı, velayet ve çocukla kişisel ilişki gibi kamu düzenine ilişkin konularda nihai karar yetkisi her zaman mahkemededir.
Gerekli Belgeler ve Deliller
Dava açılırken sunulması gereken temel belgeler, tarafların mali durumunu ve nafaka ihtiyacını ispatlamaya yöneliktir. Dava dilekçesi ile birlikte nüfus kayıt örneği, tarafların yerleşim yerini ve aile bağlarını ispat için gereklidir.
- Ekonomik durum araştırmasına esas teşkil edecek belgeler (maaş bordrosu, tapu kayıtları, banka hesap dökümleri).
- İhtiyacı ve mali gücü gösteren her türlü delil (tanık beyanları, faturalar, kira sözleşmeleri).
Dava Sürecinde Geçici Tedbirlerin Uygulanması ve Hukuki Niteliği
Nafaka davası devam ederken, nafaka alacaklısının veya çocuğun mağduriyetini önlemek amacıyla hâkim, talep üzerine veya kendiliğinden geçici tedbir nafakasına hükmedebilir. Bu tedbir, davanın esası hakkında nihai bir karar verilene kadar nafaka yükümlüsünün mali gücü ve alacaklının ihtiyaçları gözetilerek belirlenir. Geçici tedbir nafakası, dava dilekçesinin sunulmasıyla birlikte talep edilebileceği gibi, yargılamanın ilerleyen aşamalarında değişen ekonomik koşullar nedeniyle de yeniden değerlendirilebilir.
Geçici tedbir kararları, davanın kesinleşmesini beklemeden icra edilebilir niteliktedir. Bu durum, nafaka alacaklısının dava süresince temel ihtiyaçlarını karşılamasını güvence altına almayı hedefler. Ancak, geçici tedbir nafakası bir ara karar niteliğinde olduğundan, davanın reddi veya kabulü ile birlikte hükmün kesinleşmesiyle sona erer veya davanın kabulü halinde asıl nafaka hükmüne dönüşür. Mahkeme, bu kararı verirken tarafların sunduğu mali durum belgelerini ve sosyal ekonomik durum araştırması sonuçlarını esas alır.
Yetki İtirazı ve Görevsizlik Kararının Yargılama Sürecine Etkisi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, nafaka davasında davalının yetki itirazını cevap dilekçesiyle birlikte ve süresi içerisinde ileri sürmesi zorunludur. Yetki itirazı, davanın başında mahkemenin yetkisiz olduğunu iddia eden tarafın, davanın hangi mahkemede görülmesi gerektiğini de açıkça belirtmesini gerektirir. Eğer davalı, cevap süresi içerisinde bu itirazı yapmazsa, mahkeme yetkili kabul edilir ve yargılama o mahkemede devam eder. Bu nedenle, davalı tarafın tebligat tarihinden itibaren başlayan iki haftalık cevap süresini kaçırmaması, usul ekonomisi açısından kritik bir öneme sahiptir.
Mahkeme, yetki itirazını yerinde bulursa yetkisizlik kararı vererek dosyayı yetkili mahkemeye gönderir. Yetkisizlik kararı üzerine dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi için tarafların, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde başvuruda bulunması gerekir. Aksi takdirde, dava açılmamış sayılır ve davacı, nafaka talebini yeniden dava etmek zorunda kalır. Görevsizlik kararı durumunda ise, mahkeme dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir ve bu karar taraflara tebliğ edilir. Görevsizlik veya yetkisizlik kararı, davanın esasına ilişkin bir hüküm içermediğinden, tarafların haklarını kaybetmesine neden olmaz ancak yargılama sürecinin uzamasına yol açar.
İşlem Sırası ve İspat Yükümlülüğü
Nafaka davası, davacının yetkili ve görevli mahkemeye vereceği dava dilekçesi ile başlar ve bu dilekçede nafaka talebinin gerekçeleri ile mali durumun özeti yer almalıdır. Mahkeme, dava dilekçesini davalıya tebliğ ettikten sonra, davalının cevap dilekçesini sunması için iki haftalık bir süre tanır. Bu aşamada taraflar, iddialarını destekleyen maaş bordrosu, kira kontratı, banka hesap hareketleri ve fatura gibi belgeleri mahkemeye sunarak ispat yükümlülüklerini yerine getirirler. Hâkim, tarafların sunduğu bu belgelerle yetinmeyebileceği gibi, kolluk kuvvetleri aracılığıyla tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmasının yapılmasını da emredebilir.
Yargılama sürecinde, tarafların sunduğu delillerin toplanması ve değerlendirilmesi aşamasından sonra mahkeme, nafaka miktarını belirlerken tarafların gelir düzeylerini ve yaşam standartlarını dikkate alır. İştirak nafakası gibi çocuk yararını ilgilendiren durumlarda, hâkimin tarafların talepleriyle bağlı olmaksızın çocuğun eğitim, sağlık ve barınma giderlerini gözeterek nafaka miktarını belirleme yetkisi bulunmaktadır. Karar verildikten sonra, tarafların karara karşı istinaf yoluna başvurma hakları saklıdır. Bu süreçte, nafaka alacaklısının mali durumunun kötüleşmesi veya nafaka yükümlüsünün gelirinin artması gibi durumlarda, nafakanın yeniden düzenlenmesi için ayrı bir dava açılması mümkündür.
Sık Sorulan Sorular
Nafaka davası açmak için arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Hayır, aile hukukunda nafaka davaları için dava şartı (zorunlu) arabuluculuk uygulaması bulunmamaktadır.
Yetkisiz mahkemede dava açarsam ne olur?
Davalı, cevap dilekçesiyle birlikte yetki itirazında bulunursa mahkeme yetkisizlik kararı verebilir ve dosya yetkili mahkemeye gönderilir. Bu durum sürecin uzamasına neden olur.
Nafaka miktarını sonradan değiştirebilir miyim?
Evet, durumun değişmesi halinde nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması için her zaman yeni bir dava açılabilir.
Geçici tedbir nafakası nedir?
Dava süresince, nafaka alacaklısının mağduriyetini önlemek amacıyla hâkim tarafından dava sonuçlanana kadar hükmedilen nafakadır.
